Cyprus Today sol
  • 23 Şubat 2018, Cuma 9:49
Oğuz METİNER

Oğuz METİNER

Yediğimiz önümüzde yemediğimiz çöplerde

O kadar çok tüketmeye alışmışız ki; ufak tefek maddî sıkıntılarda bile şikâyet etmeye, birilerini suçlamaya başlıyoruz. Ülkemizde ekonomik kriz var, diyorlar. Hayır, bana göre yok!.. Çöplerde ekmek, yemek artıkları, kıyafetler… Hatta bazen yepyeni mobilyalar bile görüyoruz. Sırf modası geçtiği için israf edilen eşyalarınsa haddi hesabı yok. Ama bir söylentidir dolaşıyor dillerde. Eğer gerçekten bir kriz yaşıyorsak bundan kim, ne kadar etkileniyor? İşte bunu iki grupta inceleyebiliriz:

Birinci gruptaki insanlar, tüketime odaklı olanlardır. Yedikleri önlerinde, yemedikleri çöplerde; giydikleri üzerlerinde, giymedikleri ise dolaplarda... Modayı adım adım takip edip, birçok şeyi israf edecek kadar rahat insanlar bunlar... Nefislerini tatmin etmek için uğraşıp dururlar. Canları ne isterse, anında yapmaya alışmışlardır. Yetimleri, fakirleri pek gözetmezler. En büyük zevkleri alışveriştir. Ceplerinde kredi kartları, hoşlarına giden her şeyi alma gayreti içindedirler. Yaşamak için yemezler, yemek için yaşarlar. Haram ve şüphelilere dikkat etmezler. Böyleleri için hem maddî, hem de manevî kriz var ve bundan çok fazla etkilenirler. Çünkü lüks hayat hastalığı, birçok ailenin yıkımına sebep olmaktadır. Bu sebeple evdeki huzurları da kalmaz. Kazançları birazcık azaldı mı; bankalara olan borçlarını nasıl ödeyeceklerini bilemez, isyan etmeye başlarlar. Bu tür insanların akıbeti, genelde iflas etmek olur.

İkinci gruptakiler ise; ayağını yorganına göre uzatanlar… Bunlar idareli kişilerdir. Olduğu zaman harcarlar, olmadığı zaman ellerindekilerle yetinirler. Varlıkta da, yoklukta da tavırları aynıdır. Tedbirli davranırlar, harcamalarını kazançlarına göre yaparlar. Sabır ve şükür hâlindedirler. İsraftan uzak bir hayatları vardır. Ekmeğini taştan çıkartırlar.

Eğer bir yerde çöpe ekmek atılıyorsa; aslında orada ekonomik kriz değil, israf vardır. Rızkı veren, Allah’tır. Rabbimiz Ra’d Sûresi, 26. âyetinde:

“Allah dilediğine rızkını bollaştırır da, daraltır da. Onlar dünya hayatıyla şımardılar. Oysa ahiretin yanında dünya hayatı, geçici bir faydadan başka bir şey değildir.” buyurmaktadır.

Eğer geçim sıkıntısı çekiyorsak, önce kendimizi gözden geçirmeliyiz. Acaba yeterince şükrettik mi? Şükür, nimeti artırır. İnfak mı, israf mı ettik?! Öyle ya, kıymetini bilmediğimiz, boşa harcadığımız şeyleri Allah Teâlâ er-geç elimizden alacaktır. Cömert mi davrandık, cimrilik mi ettik? Yetimin, fakirin üzerimizde hakkı var. Kazancımızı helâl yoldan mı temin ettik, yoksa haram da karıştı mı? Harama bulaşmış paranın bereketi olmaz!.. Bu tür konularda dikkatliysek, o zaman çektiğimiz sıkıntılar için:

“-Rabbimin bir imtihanı!.. Veren de O, alan da…” diyerek Mevlâ’ya yönelmeliyiz.

Rabbim cümlemize hayırlı, bol, bereketli, helâl rızıklar versin. Bizleri, ekonomik krizden etkilenmeyen, kanaatkâr, şükreden ve Allah’tan razı olan kullarından eylesin.

 

**

Dost musun, değil misin?

 

Dostluk sıcak kelime; Derler ki “Yalnızlık Allah'ındır, her canlı bir eş arar.” Burada eş deniliyor olması yanıltmasın, biraz yanından bakıldığında aranan aslında bir dosttur. Haliyle hemhal olacak, derdiyle dertlenecek, sevincini paylaşacak, yalnızlığın kör kuyusundan el verip çıkartacak bir dost. Dost aranır, dostluk aranır... Aranır da bulunur mu, rivayet muhtelif.

Fakat eminiz, pek çoğumuza dostluk ve dostlar hususunda bir dokunsak bin ah işiteceğiz. Vefasızlık, sadakatsizlik, kıymet bilmezlik, üç kuruşluk menfaate satışa gelmeler, vs, vs... Böyle deriz de kendimize dönüp bakmayız. Ayranım ekşi demeyi izzet-i nefsimize yediremeyiz. Artık ne izzeti oluyorsa nefsin?

Lafı dolandırmaya gerek yok, dostluk konusu açıldığında şikâyet edenlerimizin pek çoğunun sicili iyi değil. Uzağa gitmeye gerek yok, mesela evde eşine dost olamamış kimse dostluktan bahsedebilir mi? Soru yadırganmasın. Düşünün ki Allah iki bağla birleştirmiş; hem mümin olma hasebiyle birbirine veli kılmış hem de nikâh bağıyla birbirleri için örtü yapmış. Koruyan, saklayan, ısıtan bir örtü... Kadın ya da erkek, bir eş kendi haremine dost olamıyorsa kime, nasıl dost olabilir?

Aynı şekilde can paresi çocuklarına dost olamayan anne ya de baba, ebeveynine dost olamayan evlat da dostluk namına aradığını bulamayacak. Aralarındaki bağlar çözülen, yalnızlaşan, münasebetlerinin ana muhtevası menfaat olan toplumlara bakınız, çözülme evde başlıyor, dalga dalga oradan dışarıya yayılıyor. Eve bak, kedini anla. Eve bak, toplumu anla! Bu kadar net.

Dostluk üzerini söyleyecek hem çok şey var, bir bakıma da hiçbir şey yok. Yok, çünkü bu mesele hakikaten kendimizle yüzleşebileceğimiz bir ayna. O aynaya bakıp önce kendimize müdahale etmemiz gerekiyor. En yakınında olduklarımıza dostluğumuzu dikkate alarak...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek