Akacan Holding
Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

23.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

25 yıl önce Tarık Akan röportajı!..

Tarık Akan ile önce telefonda büyük bir heyecanla konuşmuştuk… Hiç öyle “İşim var, şöyle de programım var” durumlarına girmeden gün, saat ve yer tasarladık… Üniversite Temsilciler Konseyi(ÜTK) ve onun yayın organı Genç Kıbrıslı için Tarık Akan ile röportaj yapmak istedik… Devreye Varlık Özmenek abimiz girdi; hemen telefonlarını bulup bizlere iletti… İstanbul ÜTK’da etkin olan ve halen TAK’ta çalışan Özgül Gürkut ile birlikte gitmiş ve sohbet etmiştik… Bizler için Tarık Akan ile 25 yıl önce konuşmak inanılmaz onur vericiydi…

1990’lı yılların başında gençler için Tarık Akan sanatsal ve siyasal yönüyle büyük bir isimdi… Yeşilçam bugünkü gibi içine büzülmemiş ve hala istikbal vadeden bir konumdaydı… Türkiye Özal döneminin liberal söylemlerine teslim olmuş ve devlet yeniden restore edilmesine kilitlenmişti… Bir bakıma Özal askeri idareden ülkeyi sivil yönetime kavuşturacak bir alternatif gibiydi… Özelleştirme yoluyla sosyal devletten uzaklaşma sosyal sınıfları yeniden örgütlemeye ve uyandırmaya da teşvik ediyordu… Fakat Özal ve ANAP sağcılığı kısa sürede siyasi yasakları savunur durumda kaldı… Yasaklı eskiler Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş siyasi yasakların kaldırılmasına dönük kampanyalara başlıyordu…

Ülkenin sanat ayarları bozulursa…

Türkiye’nin neo-liberal politikalara yelken açtığı bu yılların arasında gençler olarak Tarık Akan’ın “sanat-sinema-Türkiye” ve dünya sineması konularında görüşlerini almak istemiştik… Bir kere bizler çok gençtik… Üniversitelilere dergimiz Genç Kıbrıslı vasıtasıyla Tarık Akan’ı taşımak bizler için o gün büyük gurur vesilesiydi… Bugün de hâlâ öyle…

Tarık Akan’ı yazmak zor olsa gerek… Tarık Akan Cumhuriyet, laiklik ve aydınlanma kavramlarıyla birlikte konuşuluyor… Gerçekten böylesi dev bir sanatçının sinemadan nerdeyse 15 yıla yakın uzak durması bu sektörünün büyük bir kaybı olduğu açıktı… Türk sineması elbette filmler çekiyor, yeni oyuncular kazanıyor ama Tarık Akan gibi efsanelerin ülke sinemasından kopması düşündürücüydü… Bunun Tarık Akan’ın ölümünden sonra tartışılıyor olması da aslında ne kadar büyük bir ayıp… Ülkenin sinema-sanat alanındaki barometresinin kaydığının açık göstergesi bu değil mi? Tarık Akan belki kendi tercihiyle sinemanın düşüşüyle kendisini kenara çekmesi eş zamanlı gerçekleşmiş ve idealist şeylere zaman harcamak istemiş olabilir… Taş Mektep gibi… Bütün bunlar bireysel tercihiyle olduğuna hiç şüphe yok… Lakin bu kadar yıl böylesi başarılı ve efsane bir aktörün sağlığında ve zirvedeyken kendisini cezb edecek bir film teklifi bile yapılmamış olması tuhaf değil mi?
Toplumdan vazgeçmeyen sanatçı…
Türkiye ne enteresan zamanlar yaşıyor… Tarık Akan toplumsal gerçeklerin en başında rol oynuyor… Toplumla her türlü beraberliğini sürdürüyor… Lakin onun sinemacılığından kimse yararlanmıyor!… Bunun anlaşılması hususunda mantıklı bir açıklamasını yapmak mümkün değil… Türk sinemacılığı toplumsal gailelerden uzak konularla ilgileniyor diye mi böyle oluyor… Pek anlamış değilim… Lakin bildiğimiz gerçek: Türk sineması uzun yıllardır Tarık Akan’dan yararlanmamış… Onu köşesinden çıkarıp sete çekecek tek bir film bile üretememiş… Doğrusu anlaşılır gibi değil… Bunun sosyolojik boyutları anlaşılmadan ülkenin değişimini anlamak da zor görünüyor…

O, halkın sanatçısı olarak uğurlandı… Tek gerçek bu… Gerisi boş laf…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.