Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

25.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

 “Ağdıran Terazide” Kıbrıs’ın İki Yanı: Hangisi Ağır Basacak?

Kıbrıs için hayat devam ediyor…Elbette müzakereleri zorlayalım…Ülkenin mevcut durumunu(statüsünü) ileriye taşıyalım…Halkın belirsizlikten kurtulması konusunda diplomasinin verdiği araçları kullanalım…Bunların hepsine tamam…Hatta Kıbrıs için eşit egemenlik üzerinden “üniter” devlete bile gerekirse rıza gösterelim!… Lakin mevzu siyasi kültür olduğundan onu da unutmayalım… Kıbrıs ikiye ayrılmışsa siyasi kültürün de buna zemin hazırladığını söylemek lazım…

Liderler görüşüyor… Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı inanılmaz bir mücadele içerisinde; çözüme ve antlaşmaya katkı koymak için ekibiyle uğraşıyor... Şahsen Sn. Cumhurbaşkanını takdir ediyorum… Buna rağmen Anastasiadis tok satıcıyı oynuyor! Kendisine göre meslektaşı o nazlandıkça çıtayı yukarıya çekecek…Burada da rol oynayan yine siyasi kültürdür…Elbette iki tarafın içinde bulunduğu pozisyonlar düşünüldüğünde Güney siyasilerinin “tuzu kuru”!… Ortaklık devletinin tüm olanaklarından tek başlarına sefa sürüyorlar… Ortak kurulan devlet BM ve AB üyeliğine devam ediyor… Bunun üzerinden Kuzey Kıbrıs’a gerektiğinde izolasyon ve buna benzer yaptırımlar için uluslararası kuruluşlara çağrı yapılıyor, etki kuruluyor… Bu şartlar altında taraflar müzakere ediyorlar…

Kıbrıs sadece BM müzakereleriyle halledilecek bir konu değildir!

Bir tarafın siyasileri uluslararası tüm kazanımların kendi hanelerinde olduğunun farkında… Bunu “organik” ortaklarıyla müzakere yoluyla paylaşmaya henüz hazır değiller... Bu yüzden müzakerelerde pazarlık konusunda Rum liderler tok satıcıyı oynuyorlar… Siyasi realiteler onlardan yana… Saha onların, şartlar ve realiteler de öyle ve tabi hakem zaten maaşından ötürü onların ağzına bakıyor… Parametreler bir süre daha çözüm konusunda komşularımızı bu havada tutmaya devam edebilir…

Lakin moral bozmayalım... Kıbrıs çözümünde istikbal eşit şartlarda sürdürülebilir bir çözümün önünü açıyor... Özellikle kendi insan kaynaklarımızın niteliğini yükseltip, küresel şartlarda rekabet edebilir işler ortaya koyduğumuz takdirde çözüm inşa edilecektir... Kıbrıs sadece BM müzakereleriyle halledilecek bir konu değildir... Dahası, sadece BM’nin rehberliğinde çözüme ulaşmaya çalışmanın 1968’den beridir sonuçları ortada... Bundan ötürü Kuzey Kıbrıs kendi içini daha hızlı toplamalı ve evrensel şartlara uygun bir ülke olmanın yollarına başvurmalıdır... Nedir bu yollar?

Suyun kaldırma kuvveti diplomaside de geçerli!

Türkiye’den gelen ve dağıtılmaya başlayan suyun ülkenin kısa sürede sosyolojik durumuna katkı sunacağını görmeliyiz… Su üretimden yaşamın tüm alanlarına, doğru kullanıldığı takdirde büyük bir güç olacaktır… Öyle ki ülkemizin her iki yanındaki kuraklık eğilimlerini düşündüğümüzde Anadolu’dan gelen suyun önemi çok ciddi artıyor… Kuzey’de suyun yaratacağı bu etkinin her bir birey üzerinde dahi yeni bir güven inşası kuracağını söylemek yanlış değildir... Tabir-i caizse Kıbrıs’ta suyun sosyal ve diplomatik anlamda da kaldırma kuvveti var!

Suyun bir süre sonra mutlaka Güney açısından da potansiyel etkisi ortaya çıkacaktır… Bunun da çözüm ve ortaklık dediğimiz ana paradigmaya doğrudan katkısı olacağı açıktır… Eskiden zaman Güney’e yarıyordu... Ama artık zaman Kuzey’e de zarar vermiyor… Elimizdeki değerlerin farkına varıp bunları doğru araçlarla kurgularsak, olası bir çözüme hem güçlü hem de hazır bir ülke olarak kıvama gelmiş oluruz…

Çözüm ekonomik entegrasyonda

Ülkemizin bu süreçte siyasetinin mevcut değerler üzerinden yürütülmesinin önemi çok büyüktür… Su politikalarının olası etkilerini doğru kullandığımız ve arkamızda da 80 milyonluk kardeş ülke Türkiye’nin olduğunu bildiğimiz takdirde farklı bir eğilim de ortaya çıkabilir... Öncelikle içimize dönük siyasetimizi idealleştirmek ve elimizdeki güçlü dosyaları öne çıkarmamız gerekiyor... Bu dosyalar yükseköğrenim, turizm üzerinden şekillenmelidir... Bunların ilki mevcut yatırımcıların kendi potansiyelleriyle iyi bir noktaya geldi… Lakin devletin bunlar arasında artık sınıflandırma yapması da lazım... Öyle ki düz eğitim ile araştırma yapanlar arasında bir destek farkı oluşturmak gerekiyor... Kısacası Kıbrıs çözümü dediğimiz konu ekonomik entegrasyondur… Kaynaklarımızı doğru kullanırsak çözüm konusunda kısa bir süre sonra eğilimler ve şartlar daha bir olgun hale geleceği kesindir...

Özellikle su, Kıbrıs’ta ciddi bir kamu diplomasisi konusudur... Çözümün de pozitif bir faktörü olacağı yavaş yavaş görülecektir...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.