HUNKAR SAG GIYDIRME
Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

30.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Atmosferi zehirlemeden müzakere etmek

Yunanistan Cumhurbaşkanı Konstantin Stefanopoulos, 90 yaşında 21 Kasım Pazartesi günü yaşamını yitirdi… Stefanopoulos 1995-2005 arası iki dönem Cumhurbaşkanlığı yapıyor… Salı günü (yani 22 Kasım) öğleden sonra Ledra Palace’tan bisikletimle Yunanistan’ın Lefkoşa Büyükelçiliği Kançılaryasının önünden geçerken fark ediyorum ki Helen bayrağı yarıya inmiş, AB Bayrağı ise gönderde… Doğal olarak hemen polis kulübesinin yanındaki üç bayrağın (Kıbrıs Cumhuriyeti, Yunanistan ve AB bayrakları) gönderde olduğu ve bir matem havası olmadığı gözüme ilişiyor… Yine Kançılaryanın karşısındaki EOKA anıtının etrafındaki hem Kıbrıs Cumhuriyeti hem de Yunanistan bayraklarının matem konumunda olmadığını görüyorum…
Bunun üzerine polis kulübesine yanaşıp ciddi biçimde Yunanistan Cumhurbaşkanının matemi dolayısıyla neden bayrakların yarıda tutulmadığını soruyorum… Polis aslında eskiden tanıyıp selam verdiğim birisiydi… Yüzü kızardı ve bana sinirli biçimde şunu söyledi: “Size cevabım yoktur” Sinirlenmemesini tavsiye edip, yanıtımı da aldığımı ifade edip uzaklaştım…

Kıbrıslı bir Türk, Yunanistan Cumhurbaşkanını saygıyla anamaz mı?

Elbette tersi durumda da soru soracağımı biliyorsunuzdur diye düşünüyorum… Elbette bayrakları yarıda görmemek daha çok şaşırtıcıydı fakat bayrakların tümü de yarıya inseydi yine sorumu soracaktım… Yunanistan bir dönem Güneylilerin uğruna hayatlarını verdikleri bir ülke… Yani Enosis diğer bir deyişle Yunanistan’a bağlanma sevdası kolera salgınına dönmüştü… Bugün bu karabasanın altında yatan en önemli sebep “Enosis vebası” değil miydi?

Bu düşünceler kafamda dönerken eve döndüm ve olayın etkisinden kurtulamadım… İstedim ki bunu buradan yazayım ve başka yurttaşlar da bu tip soruları özellikle kamu görevlisi kişilere sorarken iki defa düşünsünler… Yani Yunanistan Cumhurbaşkanı öldüğünde, Kıbrıslı bir Türkün arkasından saygı duyma hissinin olamayacağı düşüncesi, kendisini karşıya konumlamış birisinde hemen siniri tavan yaptırıyor… Kısacası bu durumda hayretler içerisinde kaldığımı da paylaşmak istedim… İki liderin Salı akşamı müzakerelerin sonuçsuz kalmasında yarattıkları yapay atmosferin bunda payının olup olmadığını da düşünmedim değil… Haliyle olduğunu söylememe bile gerek yok…

En olumsuz tavır: Gereksiz olumluluk

Yani müzakerelerin estirdiği olumsuz havadan mı yoksa polisin de beni haklı bulduğundan mı sinirlendiğini çözemedim. Halbuki normal koşullarda böyle bir soruya polis yanıt vermesi lazımdı... En azından sinirlenmeden yanıt vermesini beklerdim… Burada ciddi bir siyasi kültür farkının yansıması olarak bunu görmek ve affedici olmak gerekiyor… Doğrusu aynı durumda polisin yerinde Kuzey Kıbrıs’ta Güney’den bir yurttaş böyle bir soruyu sormuş olsaydı; sanırım işin gırgırı bile yapılırdı…

Kıbrıs müzakereleri sırasında iki liderin açıklama yaparken gereksiz olumlu vurgu yapmamasını hep tercih eden birisiyim… Hatta bu köşeden ve Ali Baturay ile yaptığımız televizyon programından “ölçülü kötümserlik” tavsiyesinde bulunmuştuk… Müzakerelerin yarattığı negatif ortam yüzünden az kalsın kabak kafama patlayacaktı… Bugünden sonra liderlerin kamu diplomasisi yaparken hem Kuzey’de hem de Güney’de aşırı iyimser bir hava yaratmamalarını telkin ediyorum… Bunun sonrasında iki tarafta yaşanacak travmaları kimsenin kaldırması mümkün değildir… Madem çözümü arzu ediyoruz ve bu işi çözmek istiyoruz; konuyu gerçekten çözüme kavuşturuncaya kadar “ölçülü kötümserlik” siyasetiyle müzakereleri yürütelim… En azından atmosferi zehirlememiş oluruz…Olur ya müzakerelerin altından bir çapan oğlu çıkar da çözüm alabora olursa içinde olalım!..

Elbette çözüm gelirse de masallardaki gibi 40 gün 40 gece eğlenelim! Maksat bu “kocakarı” sorunun dilinden ve huyundan anlamaya çalışmak… Yoksa boş yere moralleri sıfırlamanın alemi var mı?
 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.