KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

03.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Bitmeyen Hülya: ENOSİS!

ENOSİS mevzusu 67 yıl sonra yine adamızın üzerine düşüyor… Bu kavramın(ülkünün) monografik evrimine bakmakta fayda var… Öncelikle bu kavramın manasının tam olarak birleşme olduğunu belirtelim… Ne ile tam birleşme? Yunanistan ile... 1947’de 12 Ada Yunanistan’a bırakıldığında genel anlamda Kıbrıs için de benzer bir ruh hali oluşuyor…

Öncesinde 21 Ekim 1931’de Kition Piskoposu ilk kez Yunanistan ile birlik(yani ENOSİS) ilan ediyor ve bunun sonrasında sömürge vali konağı yakılıyor… O dönemde sömürge valisi sorumlu gördüğü ENOSİS’çileri sınır dışı ediyor… Sonrasında 1949’da konuyu AKEL gündeme getiriyor… Ardından Ortodoks Kilisesi Ocak 1950’de sözü edilen Plebisit’i uygulamaya koyuyor… Özellikle Makarios III’ün Başpiskopos seçilmesiyle bu yol gündeme alınıyor… Zaten uygulama da Kilisede başlıyor ve orada bitiyor…
BM’ye uzanan imzalar…

Aslında yapılan şeye plebisit demek oldukça zordur… Öyle ki Kiliseye ibadete gelenlere imza attırmak yoluyla “çarşaf çarşaf” kağıtlar bir araya getiriliyor… Bu uygulamaya sömürge yönetimindeki Rum idari memurları katılmıyorlar… Plebisitten sonra da Makarios uluslararası alana konuyu taşımak için delegeler görevlendiriyor ve ENOSİS için kampanya başlatıyor… Bu kampanyanın sonucunda 1954’te Yunan Başbakanı Aleksandros Papagos konuyu BM’ye taşıyor… Papagos bu imzalar üzerinden Kıbrıs için BM’de “Self-Determinasyon” istemiyle konuyu gündeme taşıyor… Bu durum aslında Kıbrıs uyuşmazlığının ilk halleri olarak BM’nin kayıtlarına geçiriliyor…

Bu plebisit adanın uyuşmazlığının önemli bir nüvesi oluyor… Hatta ana gövdesi bile denebilir… O dönemde Temmuz 1954’de Avam Kamarasında konuşma yapan Henry Hopkins “Milletler topluluğundaki bazı toprakların hiçbir zaman tam olarak bağımsız olmayı bekleyemeyecekleri de vurguluyor… Bir yıl bile geçmeden Nisan 1955’de EOKA(Kıbrıslı Milli Mücadele Örgütü) silahlı şiddet yoluyla sömürge karşıtı ve ENOSİS yanlısı mücadelesini başlatıyor… EOKA o dönemde uzlaşmaz biçimde ENOSİS talep ediyor ve şiddet hareketlerini ancak 1959’da durduruyor… O arada Makarios 9 Mart 1956’da üç yakın arkadaşıyla sömürge yönetimi tarafından Seyşellere sürgüne gönderiliyor… 1957’de serbest bırakılıyor… O sıralarda Atina Hükümetiyle yakın ilişki içinde bulunan Makarios soluğu Yunanistan’da alıyor…
Tatsız serüven
Makarios, 1955-1959 arası dönemde olağanüstü hal yasalarıyla, okulların kapatılmasıyla, sokağa çıkma yasaklarıyla ve bir çok göz altılarla ön almaya uğraşıyor… Halbuki konu sadece sömürgenin tasfiyesi üzerine kurgulansaydı mevzu başka noktaya taşabilir ve ülkemiz farklı bir serüvene sahip olabilirdi…Ne yazık ki konu sadece Yunanistan’a bağlanmak olduğundan serüven hem kanlı oluyor; hem de bağımsızlığı da ucube olacak bir noktaya ülkemizi taşıyor…

Bilindiği gibi 1960’ta ulaşılan göreceli bağımsızlık birçok Rum açısından ENOSİS için uzlaşma olarak görünüyordu… Yaz sonunda 1960’da Makarios ve Dr. Küçük tarafından imzalanan Londra-Zürih-Lefkoşa Antlaşmalarıyla ortaya çıkan anayasa hem ENOSİS’i hem de Taksim’i yasa dışı ilan ediyor…

Bugünlerde anayasasının yasakladığı ENOSİS’i Temsilciler Meclisi tarafından okullarda okutulması ve kutlanması kararıyla durum bizi tekrardan 1955-1959 arasına taşıyor… Aslında bunun anlamı açıktır! Kıbrıs Rum siyasi elitleri bağımsız bir devletin tek başlarına sahibi kılınıyor ve o devletin temel mantığını ve ana uzlaşma mottosunu oluşturan ülküyü yeniden devreye sokmak istiyorlar…

Buradan açıkça yazalım: BM Barış Gücü askerlerini adada tutan ve Kıbrıs Rum hükümetine yasallık veren 1964’teki 186 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı orada durdukça bu Temsilciler Meclisinden daha çok “Gara” Kararlar çıkar… 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.