Cyprus Today sol
  • 04 Haziran 2018, Pazartesi 4:18
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Bodamyalı Arif abimiz…

Günlerden çarşambaydı. Ahmet Pehlivan dostum ile Güzelyurt’taydık. Çarşının içine girip turlarken “birer çorba içsek mi acaba?” diyerek bir lokantanın önünde durduk.

Halletmemiz gereken işimiz çoktu, vaktimiz de epey dardı. Emin olamadık önce. Tam o anda lokantanın kapısından birisi selam vererek buyur etti bizi. Karar kendiliğinden verilmiş oldu.

Böylesi içten bir gülümsemeyle yapılan davete icabet etmemek mümkün değildi. Biz de geçtik oturduk, çorbalarımızı söyledik.

Yılların tanışıklılığı varmışçasına hemen koyu bir sohbete daldık. Arif Kızılyürek, görmüş geçirmiş, yakın tarihimize tanıklık etmiş ve bütün yaşananlardan kendine göre mühim dersler çıkarmış biriydi.

Bodamyalıydı. Malum, Bodamyalılar Rumcaya Türkçe kadar hakimdirler.

Ve uzun yıllar önce Yunan bir akademisyenle arasında geçen bir konuşmayı nakletti bizlere. Hikaye çok hoşuma gitti.

 

Yunanlı akademisyen ve kapıların anahtarları

Yunanlı akademisyene oturduğu evde kaç adet kapı olduğunu sormuş Bodamyalı Arif abi.

Yunan akademisyenin evindeki kapılar yedi taneymiş. “Kapıların hepsinin üstünde kilit var değil mi?” demiş.

“Ve o kilitlerin anahtarları da sende. İstediğin gibi açar kapatırsın”, diye eklemiş. Akademisyen merak etmiş, konu acaba nereye bağlanacak diye.

“Kıbrıs’ta da çözümün iki kilidi var” demiş Arif abi. “İkisinin de anahtarı sende ya da bende, yani Kıbrıslılarda değil. Anahtarların biri İngilizlerde, diğeriyse Amerikalılarda.”

Bu kısa hikayede seni bu kadar etkileyen ne, diye sorabilirsiniz. En başta hoşuma giden tarafı, aslında son derece basit olan bir gerçekliği bu kadar yalın ve iyi ifade ediyor oluşu.

Hakikaten de Kıbrıs’ta iki kilit var ve anahtarları da o kilitleri boynumuza asanların elinde. Ama sadece bu kadar değil. Bir de şu var: Özellikle 60’lı yıllardan itibaren 90’ların başına dek Kıbrıs’ın bölünmesinin emperyalizmle yakın ilişkili olduğu rahatlıkla ifade edilirken, neredeyse son 30 yıldır büyük güçlerin rolü göz ardı edilerek çözümlemeler yapılıyor, sonuçlar çıkarılıyor.

Yazdığım yazılarda ya da katıldığım tartışmalarda sık sık dile getirdiğim bir sorudur: İngiliz Yüksek Komiserliği’nin Kıbrıs’taki binasının durduğu yer sadece bana mı tuhaf geliyor? Bina bölünme çizgisinin tam üzerinde ve biri Kuzey’e diğer de Güney’e açılan iki kapısı var.

 

Yüksek Komiserlik’in yeri ve görmüş geçirmişliğin keskin bakışı

 

Bunca zamandır Kıbrıs’ı tartışırken o iki kapıyı göz ardı etmeyi seçiyoruz. Bir zamanlar içinde “emperyalist üsler” tanımlaması geçmeyen bir siyasi analiz duymak pek mümkün değildi. Ama hepsi çoktan geride kaldı.

Solcularımız bile bu konulardan bahsetmez oldu. Bu askeri üsleri konuşmayan, İngiliz Yüksek Komiserliği’nin oturduğu yeri tartışmayan bir perspektifin ülkemizin ana sorununa çözüm üretmesini, inandırıcı olmasını beklemek abesle iştigal olur oysa.

Çünkü, Kıbrıs meselesinin salt iki halkın veya toplumun arasındaki bir uyuşmazlık olduğu şeklindeki klişe bir siyasi okumanın çözüm konusunda da derin analizler yapması mümkün değildir.

Sadece geçmişte olan bitenleri değil, bugünü de büyük oranda belirleyen emperyalizmdir. Ada, bir taraftan AB siyasetinin bir parçası olabilir.

Ama diğer yanda Filistin dramından, Suriye çöküşünden de kopuk değildir. İşin içine bir de böylece NATO’nun da girdiğini kavrarsak Kıbrıs uyuşmazlığının karışık dengelerini daha net görebiliriz.

Bodamyalı Arif abiye dönersek... İşte kanaat önderlerimizin, siyasetçilerimizin ve akademisyenlerimizin ısrarla görmezden gelmeyi seçtikleri bu gerçeği böylesine rahat ifade edebildiği için kendisini kayda geçirmek istedim.

Belki ilkokulu bile tamamlamamıştır. Ama hayat üniversitesinden filozof diploması almayı hak etmiş birisi bence.

Hiç öyle büyük, süslü laflar etmeden Kıbrıs’ta İngiliz emperyalizminin nasıl da sorunun halen tam merkezinde yer aldığını, üstelik bunu o Yüksek Komiserlik binasıyla fütursuzca gözümüze soktuğunu bana bir kez daha hatırlattığı ve yeniden yazma fırsatı verdiği için teşekkür etmeliyim.

Ve bir de halkın, sıradan insanların somut gerçekleri çoğu zaman siyasetçilerden, yazarlardan, uzmanlardan daha net gördüğüne olan inancımı yenileyip bana umut verdiği için.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık