KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

12.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Bütünleşme: Varlıkları korumak, paylaşmak ve büyütmek

Kıbrıs son derece ilginç bir sürece doğru gidiyor… Çok değil daha 12 yıl önce Kıbrıs Türkleri müzakerelerde AB merkezli bir ilgi ve cazibe üzerinden çözüm istiyorlardı… Bugünlerde kimse AB konusunu çözüm konuşurken anmıyor bile… AB Kıbrıs çözümünde etkisiz eleman durumunda… Uyuşmazlığıyla aldığı Kıbrıs’ın derdini AB karar vericileri daha kaç yıl içlerinde taşıyacaklar? Üye olarak AB’ye alınmasıyla Kıbrıs uyuşmazlığının AB içine alınmasında başta İngiltere sonra da Yunanistan rol oynamıştır… İlki üyelikten ayrılıyor… İkincisi de ayrılmayı zaman zaman ciddi olarak tartışıyor…

Halbuki daha 12 yıl önce AB Kıbrıs için cennet gibi gösteriliyor ve her türlü fedakarlığa insanlar hazır hale getiriliyordu… O günlerde AB Kıbrıs’ı üye yaparken bölünmeyi kalıcılaştıracağı eleştirileri kendilerine yapılıyor ve uyarılıyorlardı… AB’nin içindeki baronlar buna kulak bile asmıyorlardı… Neyse; keşke AB’nin dertleri Kıbrıs adası kadar küçük olsa!
Güney’in bir cazibesi var mı?
Gelelim Kıbrıs Türklerinin entegrasyon sürecindeki-yerel deyimle federalleşme süreci- pozisyonuna… Belki hayat 2000’li yıllardaki kadar kötü değildir… Hatta Güney’in AB içerisinde yaşadığı travmatik ekonomik sıkıntılardan sonra durumun Kuzey’de daha iyi olduğu bile ileri sürülebilir… Entegrasyon yani bütünleşme teorilerinde taraflar uzlaşma ararken ellerindeki varlıklarına göre rol veya roller alıyor… Kıbrıs’ın Kuzeyinde ortalama yurttaşlar Güney’in AB üyeliği dışında pek çekiciliği olduğunu düşünmüyorlar… Bu açık cazibenin de AB yurttaşı olanlar için bir manası yok… Antlaşmayla AB yurttaşı olacak KKTC’liler için varsa bir anlamı var… Elbette uluslararası alanda kimlik ve varlık sorunu da önemli bir konudur… Lakin Güney’deki ortalama yurttaşlar açısından Kuzey’de artık adanın kıt kaynakları bakımından çok kıymetli olan, Türkiye’den gelen su bulunuyor…
Türkiye’den gelen su ve elektrik
Suyun kuraklık ve üretim bakımından önemi her geçen gün daha iyi idrak ediliyor… Yakında Güney’deki yurttaşların Kuzey’den su beklentisi oluşacağı yavaş yavaş ortaya çıkıyor… Bu durumun müzakerelerde açık bir üstünlük yarattığını sanırım söylemeye bile gerek yok…

İkinci üstünlük ise deniz altından Türkiye’den KKTC’ye elektrik getirilmesi projesidir… Bunun da kısa sürede hayat bulacağını herkes kabul ediyor… İki kritik varlık artık Kıbrıs Türklerinin müzakere sürecinde önemli bir avantajıdır… Yani eskiden çözüm olmadığında Kıbrıs Türkleri üzülüp‘kaybeden’ olma algısına bürünür iken artık bu duygu Güney’deki ortalama yurttaş için daha geçerli olacak…
Akıncı Kremlin’de ağırlanırsa…
Ayrıca bundan sonra müzakerelerin çözüme varıp varmaması Güney için de büyük dert oluşturacaktır… Cumhurbaşkanı Akıncı 10 Ekim’de İstanbul’da enerji konferansına katılıyor ve orada Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisini Rusya lideri Putin’le tanıştırıyor… Bunu hiç yabana atmayalım… Yakında Putin Akıncı’yı Kremlin’de ağırlarsa hiç şaşmayalım…

Artık enerji politik küresel anlamda yeni ve yepyeni ittifaklar ortaya çıkarıyor… Bir dönem Soğuk Savaş sırasında anlamsız ittifaklar ülkelere çok şeyler kaybettirdi… Şimdilerde reel enerji politik çıkarlar üzerinden ciddi uzlaşmalar yaratıyor… Kıbrıs bütünleşmeyi sol güçlerin hep siyasal bir ülküsü olarak düşünmüş ve işin ekonomi kısmını arka plana atmıştı… Şimdilerde artık dünya çok açık biçimde ekonomi ve ticari uzlaşmalar üzerinden şekilleniyor…

Ülkemiz yeni dönemde Kıbrıs’ta bir bütünleşme yaşayacaksa enerji ve su gibi kıymetli değerler üzerinden adil ve doğru bir biçimde buna ulaşacaktır…

Kısacası siyaseten Kıbrıs’ta barış engellenemez şeklinde bir slogan yerine açıkça çıkarlara dayalı bir uzlaşma filizleniyor… Buna dikkat etmek ve elimizdeki enerji ve su gücünü öne çıkarmamız gerekiyor…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.