HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

18.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çözüm mü Transformasyon mu?

Ülkemiz kritik bir eşikten geçiyor… Bir biçimde bazı kavramlar yeniden tartışmaya açılıyor… Kıbrıs çözümünün global anlamda, içinde barındırdığı iç ve dış uzlaşmaların bir ürünü olacağı bir hakikattir... İlk çözümün bulunduğu 1960 sistemi aslında, sömürgeciliğin kısmi bir bağımsızlıkla tasfiye edilirken, iki cemaatin birbirine mevcut devletin ideolojik araçlarını tahakküm şekline dönüştürmeyeceği bir uzlaşma biçimidir… Zaten sorun dediğimiz şeyin de bundan ötürü ortaya çıktığını sanırım herkes kabul ediyor… Yani ortaklık devleti cemaatlerin karşılıklı birbirine karşı tahakküm kurmayacağı bir anlayış ve uzlaşma ile doğuyor… Bunun ilk ortaya çıkışı yani kıyametin koptuğu şey de Aralık 1963’de Makarios’un 13 değişiklik önerisiyledir. Anlaşmazlıkların başlamasından Annan planına

Öyle ki Kıbrıslı Türkler ve Türkiye bu değişiklik önerilerine karşı çıkıyorlar ve bir biçimde cemaatler arası çatışmalar da böyle başlıyor… Bu değişikliklerin aslında bir tür devleti likidite etme ve Kıbrıslı Türkleri provoke etme girişimi olduğunu dünya kabul ediyor… Dönemin Türkiye ve Yunanistan Başbakanlarının uzlaşmasıyla ortaya çıkan bu sistemin (yani 1960’ın) hala BM ve AB üyesi devlet olarak devam ettiği de vakıadır… Buradan yola çıkarak 24 Nisan 2004 tarihinde Annan Referandumu olarak tarihe geçen olayın bir yüzü de aslında AB’ye bir hafta sonra üye olacak devlete çözüm adı altında Kıbrıslı Türklerin de evet demesidir… Öyle ki bu devletin AB üyeliğine Kıbrıslı Türkler evet derken Rumlar hayır demişler ve demokratik yollarla Kıbrıs’ın birliğe katılımına meşruiyet de kazandırmışlardır. 4 Mart 1964 tarihli ve 186 sayılı kararıyla Kıbrıs Hükümetine yasallık kazandıran bu karara referandum yoluyla bir halk meşruiyeti kazandırılıyor… Aslında Kıbrıs meselesini bir yandan “Avrupalılaştırıyor” öte yandan da Kıbrıslı Türkler eliyle meşruiyet sağlanıyor… Buradan bakıldığında bu olaya sorunun ilk transformasyonu (dönüşüm, değişim) olarak da okunabilir… Buradan itibaren halen baki olan klasik Kıbrıs müktesebatı mesele Avrupalılaştırıldıktan sonra devreye aniden Garanti ve İttifak antlaşmalarının gereksizliği giriyor… Yani bu evrenin hedefi üç aşağı beş yukarı bellidir…

İkinci transformasyon

Annan sonrasında başlayan müzakerelerin bugünlerde geldiği evre olan Cenevre Zirvesi de aslında ikinci transformasyon arayışına tekabül ediyor… Hatta bu sürecin henüz başındayız… Çözüm denilen şeyin aslında göreceli bir şey olduğunu hatırlatarak düşünmeye devam edelim… Avrupalılaştırma mevzusunu aklımızın bir köşesinde tutarak düşündüğümüzde devreye giren garantörlük sistemi ve biçimi tartışmaları son derece masum görünüyor… Öyle ki bu sistemin eskidiğinden tutun da aslında Kıbrıslı Türklerin garantörlükle güvenliği karıştırdığına kadar varan söylemler ikinci transformasyona hazırlık çabaları olarak görünebilir…
Keçiler bile anlar!

Alabildiğine masum ve bazı çözüm yanlısı çevrelerin bu şekilde meseleyi realize etme çabasının ikinci transformasyon denizine kürek sallamak olduğunu Dikomo’daki keçiler bile anlıyor… Keçi deyip geçmeyin Adanın yegane filozofları onlardır… Burada dikkatle üzerinde durulması gereken önemli bir konu şudur:

Kıbrıs çözümü gerçekten yeni bir uzlaşma kurmak ise amenna… Lakin konunun uzlaşma arayışından çok daha farklı bir saikle yürüdüğünü de görmek lazım… Bölgemizde koca koca yılların devletleri parçalanırken Kıbrıs’ı gerçekten birleştirme hedefi gerçek ise, o zaman ortada klasik uzlaşma ve antlaşma metinlerinin üzerinden arayış yapmak doğru olabilir… Buradan yola çıkarak Kıbrıs çözümünde üç garantörün ve Kıbrıslı tarafların bir araya gelmesi önemli bir başlangıçtır... Kıbrıs’ın Türk-Yunan garantörler uzlaşması üzerinden yürüyen bir yapı olduğunu ve bu ihmal edildiği takdirde sorunun trasforme olacağı gün gibi ortadadır… Cenevre’nin son günü gerçekleşen bu buluşma çözüm arayışlarına bir nebze de olsa katkı yapabilir… Aslında bu 5’li zirve düzey düşürerek ve biraz hız keserek bugün Mont pelerin’de başlıyor…  Esas hedefin çözüm mü yoksa transformasyon mu olduğunu görmek için çok zaman kalmadı… Bekleyelim görelim…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.