KTV
  • 10 Şubat 2017, Cuma 7:57
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Çözüm ve “Müzminleşme” hali!

Hayatımıza unuttuğumuz “zamlar” hızla giriyor… İnsanlar bir süredir dövizdeki dalgalanmaların hayatı kuşattığını ve herkesi bunaltmaya başladığını konuşuyor… Zam “devri” art arda kurulmuş makinalı gibi hayatımızı kuşatıyor… Döviz borcu olanlar zaten perişan durumda… Çocuklarını özel okula gönderenler ödemelerden şikayet ediyor… Esnaf piyasadaki durgunluktan bunalmış ve önünü göremiyor… Çiftçi ürettiklerinin karşılığını alamadığından şikayet ediyor… Hayvan üreticileri yağmurun bereketinden umutlu ama onlar da yine zamlardan şikayet ediyor…

Hükümet önlem almak için ekonomik seyrin durumunu anlamaya çalışıyor… Örnekler hayatın zorluklarını anlatmaya yeter de artar bile… Bakıldığında ülkemizde aslında kolaylıkla önlem alınabilecek alanlar olduğu halde bu tür dengesizliklere hazırlıklı olunmadığından ekonomi alanında güvenlik açığı veriliyor… Fiyat dalgalanmalarının konjonktürel olduğunu söyleyenler olsa bile durumun ciddi bir sıkıntı oluşturduğu da aşikar… Önümüzde duran esas görev mağduriyetlerin derinleşmesini önleyecek tedbirler düşünmek ve hayatın zorluklarını bir nebze de olsa yumuşatmak…

Enflasyon canavarı hortladı!

Dövizdeki hareketlilik ister istemez tüm ürünlere zam olarak yansıyor… Yani önceden alıştığımız enflasyon canavarı yine hortlamış gibi bir izlenim oluşuyor… Özellikle asgari ücretlilerin geniş bir kitleyi oluşturduğu ülkemizde onların durumuna ilişkin bazı önlemler düşünülmesi gerekiyor… Ülkemizin nerdeyse çalışan nüfusunun yarısı asgari ücretlilerden oluşuyor… Asgari ücretlilerin aslında öncesinde de alım güçleri pek parlak değildi… Buna rağmen yeni zamlarla aldıkları artışın da güme gittiğini anlatıyorlar ve hayıflanıyorlar…

Güzelim ülkemizde siyaset sorun çözme sanatından çok sorunları istismar etme eğilimiyle yürüyor… Öyle ki durum ekonomik anlamda zorlaştığında muhalefet yapmak kolaylaşıyor siyasetçiler için… Lakin durumun fotoğrafını çekip sonra onlara ilişkin kıyaslamalar yapmak sanırım kolaycı muhalefet etmek olur… Meseleye kalıcı hal çareleri düşünmek esas olmalı…

Nasıl bir vatan yaratmak istiyoruz?

İçinden geçtiğimiz günler istikbalin şeklini belirlemeye dönük ipuçları veriyor… Bunu Kıbrıs müzakereleri üzerinden söylediğimi sanmasın kimse… Burada, bu ülkede nasıl bir vatan yaratmak istiyoruz? Yıllardır Kıbrıs müzakerelerine odaklanmış bir siyaset sağlı sollu sürüyor… Tüm sorunlarımızın çaresini teorik olarak çözümde gören hatırı sayılır bir kitle bulunuyor… Teorik olarak bu algı aslında siyasetin kendi işlevini yok sayan bir enformasyonu da içinde taşıyor… Öyle ki siyaset özellikle hükümet oluşumu ülkemizde Kıbrıs sorunu odaklı yapılmıyor… Ya da yapılmaması gerekiyor… Lakin gündelik sorunların çözümüne dönük öyle bir siyasi şartlanmışlık hali oluştu ki Kıbrıs çözümüyle ilgili global bir etiketleme de yapılmadan konu konuşulmuyor…

Çözüme içerideki engel…

Sorun aslında çözüm hususunda kendi içinde de önemli bir engeli barındırıyor… Ortaklık kuracağımız komşuların siyasi elitleri Türkler kendilerini idare edemediklerinden ötürü çareyi çözümde arıyor algısını kendimiz oluşturuyoruz… Bu noktada kritik bir misyonu, yani siyasi eşitliğimizin de altını oyan bir nüansı istemeden de olsa karşı tarafa vermiş oluyoruz… Kısaca federasyon önce ekonomik ve eş zamanlı olarak siyasi bir entegrasyon konusudur… Lakin Kuzey’de çözüm isteyenlerin konuyu realize etme biçimlerinden birisi olan “müzminleşme” hali ister istemez ortaklarımızın pozisyonunu güçlü kılıyor… Ekonomik sıkıntılar Güney’de de olsa bile onların siyasi söylemelerinde konuyu haklı çıkarmak için böylesi bir argüman asla kullanılmıyor… Dolayısıyla müzakere ederken veya çözüme dönük bazı çabalar ortaya koyarken çözümün hayatiyeti üzerinden bir söylem federasyonu kolaylaştırmıyor; bilakis zorlaştırıyor… Ortaklarımızın çaresiz olduğumuz algısı üzerinden çözüme dönük ağırdan alma ve pazarlık yaklaşımlarını daha güvenle yapmalarına kendi elimizle yıllardır argüman oluşturuyoruz…

Bu paradoksun çözüme yardımcı olmadığı gibi Güney’in işi ağırdan almasına inanılmaz bir temel oluşturduğunu sanırım söylemeye bile gerek yok…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 9 6 0 3 6 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 8 4 2 2 3 14
6 BAF ÜLKÜ YURDU 9 4 1 4 11 13
7 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 8 2 5 1 2 11
8 YENİCAMİ AK 8 3 2 3 1 11
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 8 2 4 2 -1 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 8 2 3 3 -4 9
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
14 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 8 1 4 3 -6 7
15 CİHANGİR GSK 8 2 1 5 -10 7
16 YALOVA SK 8 1 2 5 -3 5

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 19.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 19.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 19.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 19.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 19.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 19.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 19.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 19.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 19.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 19.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 19.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 19.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup