Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

31.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çözümsüzlük Edebiyatında Bir Aktör Daha Sahnede: Fransa!

Garantörlük konusunda Fransa Dışişleri Bakanı da topa giriyor… Bizlere dünyanın 1960’lardaki dünyadan çok farklı olduğunu anlatmaya çalışıyor…Doğrudur…Dünya çok değişti…Lakin değişmeyen bir durum var…AB üyesi olup da aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi üyesi olanların Kıbrıs uyuşmazlığındaki sınavdaki performansı…Bunların başında da Fransa geliyor…Diğeri de Birleşik Krallık…

Yıllardır AB’deki performansı gözleri yaşartan İngiltere, AB üyeliğinden ayrılıyor… Gelelim Fransa Dışişleri bakanının garantörlük gailesine… Doğrusu bu ülkenin eski sömürgeciler arasında İngiltere ile yarıştığı vakıadır… Cezayir’de bağımsızlık sürecinde müstemlekelerine çektirdikleri hâlâ akıllarda… Cezayir’dekiler de Kıbrıslı Türkler gibi Müslümanlar… Garantörlük konusunda Fransa’nın samimiyet testinden geçmesinin doğrusu yolu var… O da 4 Mart 1964’de 186 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararıyla bugünkü Kıbrıs Hükümetine meşruiyet sağlayan kararına veto vermesi ve Ada’nın hem BM Barış Gücü askerlerinden kurtulması hem de iki cemaati çözüm yapacak eşitliğe kavuşturması…

Çözümü tartışmaya garantörlük üzerinden başlamak…

Fransa, eşitlik ve özgürlük konusunda dünya medeniyetine katkı koymuştur… Hâlâ bu medeniyetin ekmeğini yiyorlar… Böylesi bir durumda iki toplum eşitlendikten ve iki eşit-asli kurucu ortak olarak belirdikten sonra garantörlük müessesesi bal gibi ele alınabilir… Garantörlük, yani vesayet, bağımsızlık kazanan ülkeler için elbette önemli bir zafiyet oluşturuyor… Yani 1960’da da aslında bağımsızlık ve garantörlük bir arada olmaması gereken bir durumdur… Lakin Fransa Dışişleri Bakanı ülkesinin sömürgeci geçmişinden ötürü buna değinmekten utanıyor… Utanmayınız Sayın Bakan… Utanmayınız ki, diliniz çözülsün…

Kısacası Fransa, öteden beridir Kıbrıs konusunda gri görünüp aslında hep siyaha oynuyor… Kıbrıslı Türklere kendilerini yakın hissetmiyorlar… Bunu bir yere kadar anlayabilirim… Zaten Kıbrıslı Türkleri Fransızların kucaklamasını asla beklemiyorum… Lakin çözüm konusunda pozitif bir rol oynamak için garantörlük düsturundan başlamak da gerekmiyordu… Kaldı ki uyuşmazlığın devam ettiği bir adanın AB üyesi yapılmasına Fransa’dan tek bir laf da edilmiş değildir… Yani ihtilaflı bir adayı hem AB içerisine alıp bu konuda kendinizi sorunun parçası yapın sonra da garantörlük eski önemine benzemiyor deyin…Bunun kabul edilebilir yanı var mı?

Fransa çözüm istiyorsa, başka bir dil kullanmalı…

Doğrusu Fransa siyaset insanlarının, üyeleri Kıbrıs konusunda vicdani ve ahlaki bir pozisyon almalarını beklemiyorum… Lakin çözüm istiyorlarsa başka bir yerden konuşmayı denemelidirler… Çözüme yardımcı olacak onlarca yaklaşım varken işe garantörlükten başlamak sanırım çözüm sürecini dinamitlemek manasına geliyor… Elbette garantörlükten başlanabilir… Bunun yolu da BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi Fransa’nın elini taşın altına koymasından geçiyor… Fakat Fransa’nın da bugüne kadarki performansı hiç iç açıcı değil… Aslında Sayın Fransız Bakan haklı da olabilir ama eksik konuşuyor… BM Güvenlik Konseyinin 4 Mart 1964 tarihli 186 sayılı kararı da en az garantörlük müessesesi kadar eskidir… Hatta BM’nin kararı çözümün önünde ciddi bir engel oluşturuyor… Bunu BM Genel Sekreteri en yüksek idari memur olarak söyleyemiyor… Öteki BM’deki diplomatlar da bunu görmezden geliyorlar…

Bu yüzden BM Kıbrıs konusunda bu tip müktesebatları yüzünden çözüm oyununu değil statükoculuğa oynuyor… Yani garantörlük eskiyse, BM’nin kararı da eskidir… Fransa gerçekten çözümü istiyorsa oturduğu Güvenlik Konseyi daimi üyeliğinden şıp diye çözümü tetikler ve bir hafta içinde Kıbrıs sorunu tarihe gömülür… Kanaatimce dertleri çözüm değil… Çözüm AB’nin istediği bir şey olsaydı zaten başka bir yol, söylem ve metot üzerinden gidilirdi… Hatta Fransa garantörlük müessesesine dokunduğuna göre aslında referansı çözüm müktesebatı değil, çözümsüzlük edebiyatına katkı koymaktır…
 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.