Cyprus Today sol
  • 02 Nisan 2018, Pazartesi 8:19
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Derinya ile Esas “Gönül Kapılarınızı” Açın!

Önce hakkını teslim edelim. Andros Kipriyanu, Güney Kıbrıs’ta aklı başında olan nadir siyasetçilerden birisidir. AKEL Genel Sekreteri, saygın ve sözü dinlenen bir isimdir. Bir miktar memur ya da bürokrat zihniyetli yani statik bir görüntü verse de her halükarda bizim için ehveni şerdir. Şimdi durup dururken Kipriyanu’dan bahis açmamız sebepsiz değil elbette. Şöyle demiş kendisi: “Kıbrıs sorunu “SOS” veriyor ve Kıbrıslı Türklerle ilişki kurulmazsa iki - üç yıla kalmaz ülke kalıcı bir bölünme yaşar!”Yerinde bir tespit ve çok doğru bir söz... Lakin siyaset tarihinde sarf edilmiş birçok benzer doğru söz gibi bunun da bir kusuru var:  Çok geç söylenmiş.

Derinya kapısı ve sloganlar

Haberlerde denk geldim. “Derinya Kapısı açılsın” talebiyle “eşzamanlı” eylem yapılmış, yani sınırın iki yanından göstericiler aynı anda toplanarak tepkilerini göstermişler. Fotoğraflara baktım. Güney’de taş çatlasa 30 kişi... Bir o kadar da Kuzey’de. Ya da hadi bilemedin biraz fazlasıyla 40 kişi. Bildik siyasi isimler de koşup gelmişler, sağ olsunlar. Ancak görünen o ki; ortalama sıradan yurttaş bu “kapı açma” işinden de soğumuş anlaşılan. Yoksa her iki tarafta toplananların azlığı, bu heyecansızlık ve bildik sloganların ezberden tekrarlanışı başka türlü izaha imkân vermiyor maalesef.

Fakat bu tarz eylemlere katılımın bu kadar az olmasına hayıflanmak, insanlara ilgisizliklerinden dolayı serzenişte bulunmak da pek akıl kârı değil. Çünkü herhangi bir eylem bazen yapılma nedeniyle, seçtiği sözcüklerle ve öne çıkardığı sloganlarla, aslında sadece kuru kuruya bir dertlenme mi yoksa ciddi bir çare arayışı mı olduğunu söyler. Ele verir kendini. Bazı eylemler vardır, insanların özel gündemleriyle çok yakından alakalı olduğunu o ortalama dediğiniz yurttaş hemen anlar. Özel gündeme siz isterseniz gizli gündem de diyebilirsiniz…

Gönül kapıları kapalı durdukça…

Epey vakittir Derinya konusu Gazimağusa’da pek gündeme gelmiyordu. Galiba biraz da seçim havasının etkisiyle yeniden gündem yapma ihtiyacı çıkmış ortaya. Olabilir, biz bunlara alışkınız. Bazı siyasi figürlerin bu tarz ezberlenmiş tutumlarını, kendileri pek fark edemese de aslında herkes anlar. Sessizce bakan gözler, bu “kapı açma” hikâyesinde gönüller mi açılıyor yoksa ortada dostlar alışverişte görsün kabilinden bir kuru faaliyet mi var, hemen görür. Yani siz bir kapıyı yüzünüzde tipik bir siyasetçi gülümsemesiyle açmaya niyetlendiğimizde, neler olduğunu ilk sezip anlayacak olan, o siyasete uzak, apolitik diye kabul edilen sıradan esnaf yurttaştır. Derinya Kapısı’nın açılması öteden beri desteklediğim bir olgu olmasına rağmen, bu sefer işte tam da bu sebeple “ekşimsi” bir tat bıraktı içimde.

Bazı dostlar umarım alınmazlar bu söylediklerime. Yazmadan duramadım çünkü. İşin bu hale gelmesinde belki bilmediğimiz sebepler vardır. Bu vesileyle konuşuruz ve onları da öğrenmiş oluruz. Lakin şunu söylememe de müsaade ederler umarım. Büyük bir insan topluluğu Kıbrıs mağduriyetlerini konuşmadan, onlar üzerinden empati yapmayı bilmeden, denemeden bu tarz yüzlerce vakayla yaşamayı tercih ediyor. Ne evlerinden uzak kalmış insanları, ne kayıp yakınlarını ne de şehitleri karşılıklı olarak birbirimize anlatmayı becerdiğimizden, gönül kapılarını da açamıyoruz. Sanıyoruz ki, kulağa çok büyük gelen ama esasında son derece içi boş ve sığ olan kavramlarla konuşup bir çözüm planı oluşturacağız. Sonra onu referandumda bu adanın insanlarına onaylatacağız ve ortada hiçbir mesele kalmayacak. Hâkim düşüncemiz bu maalesef.

Ölü bir siyasi kültür ve psikolojik bariyerler…

Oysa hesapta var olan statükoya karşı oluğunu söyleyen yerleşik siyasi kültür bu tür konuları kendisine meşguliyet saymaz. Bunun temelinde de bazı konuları konuşur ya da gündeme getirirse çözüm olgusunun olumsuz etkileneceği sanısı vardır. Halbuki yeni, somut ve basit bir dil kurulamadığından, ezberler sebebiyle gerçekler konuşulamadığından ötürü olası bir çözümün git gide hayale dönüştüğünün farkına bile varmaz. Çözümün gün geçtikçe bizden uzaklaşmasının temelinde bu gerçeklere yabancılaşmış ve onları konuşmayan, hatta konuşmayı çözüm karşıtlığı gibi algılayarak reddeden“ölü” bir siyasi kültürün yattığı halen anlaşılamadı.

Velhasıl konu dönüp dolaşıp samimiyete geliyor. Üzüm yemekle, bağcı dövmek arasındaki tercihe yani… Ülkemizin günlük, normal hayatında da samimiyet denilen şey üstü örtülmüş bir konudur. Kıbrıs sorunu da içten işler yapılarak aşılabilecek bir konudur. Çözümsüzlük duvarları ancak o şekilde yıkılabilir. İşin büyük kısmı psikolojiktir. Yüzlerce, binlerce kişisel travmayı bir biçimde ele almayan, konuşmayan, dertleşmeyen ve kendisine karşıdakinin derdini dert edinmeyen her siyasi adım eğreti durmaya mahkumdur. Ülkemizin en güçlü yanı her şeye karşın hayata gülümseyerek bakan insanların adası olmasıdır. Bunu bildiğimiz halde geçmişimizdeki kötü yaşanmışlıklara, hatıralara dönük bir değerlendirme yapmayı halen beceremiyoruz.

Derinya Kapısı aslında basitçe bakarsak alt tarafı araçların kolayca bir taraftan öte tarafa geçişi kolaylaştırmak ve insanların temas noktasını artırmak üzere talep edilen bir kapıdır. Bunun siyasi bir mevzuya dönüştürülmesi de belki de gereksiz bir yükü üzerimize almaya bizi zorluyor. Halbuki esas kapalı olan gönül kapılarımızdır. Gönül kapısı ve köprüsü inşa etmeyi beceremeyen kısır bir siyasi eylemlilikten çıkabilecek olan en fazlayine bir ölü doğum olabilir. Ne olur bir defa zor olanı denesek! Önce “Gönül Kapılarını” sonuna kadar açsak! Buna ne BM ne de AB desteği gerekir. Hatta liderlerden, idareden hiçbir güvenlik talebine de ihtiyacımız olmaz. Bakın idarecilerimiz kapılarla ilgili hem isteksizlik hem de gönülsüzlük içinde mevzuyu politize edip, başka bir işe çeviriyorlar. Sıradan yurttaşlar bu konunun onların küçük emellerinize alet edilmesine müsaade etmemeli. Lütfen bir de böyle düşünün!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Ergün Şoföroğlu Ergün Şoföroğlu 07.04.2018 10:34

Ezberler nedeniyle gerçekler konuşulamadığından ötürü, utopist kavalıyla barış şarkıları söylenmeye devam ediliyor. Uluslaarası bir sorununu tarafların samimiyeti. iri niyeti ve hakkaniyeti ile çözüldüğüne tarih tanıklık ediyor mu?

Ergün Şoföroğlu Ergün Şoföroğlu 08.04.2018 13:51

Uluslararası iıişkilerin işleyiş mantığı ''pragmatizdir'' Uluslararası sorunların tarafların karşılıklı samimiyeti, iyi niyeti veya hakkaniyeti davramasıyla çozülebileceğini söylemek tarihsel kanıtları yadsımak demektir

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 28 18 7 3 34 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 28 16 5 7 18 53
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 28 16 5 7 15 53
4 BİNATLI YSK 28 14 7 7 19 49
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 28 11 11 6 8 44
6 BAF ÜLKÜ YURDU 28 11 8 9 14 41
7 LEFKE TSK 28 12 5 11 11 41
8 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 28 13 2 13 2 41
9 CİHANGİR GSK 28 11 6 11 2 39
10 TÜRK OCAĞI LİMASOL 28 12 2 14 2 38
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 28 10 7 11 3 37
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 28 10 2 16 -25 32
13 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 28 8 7 13 -15 31
14 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 28 5 8 15 -32 23
15 YALOVA SK 28 5 7 16 -21 22
16 OZANKÖY SK 28 4 7 17 -35 19
yukarı çık