KTV
  • 29 Nisan 2017, Cumartesi 11:36
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Erkek partilerine hayır

Sığınma Evi tartışmaları yapıldığında hep aklıma savaş yıllarındaki Karakol ve Mağusa sığınakları geliyor... Sığınak bilindiği gibi hava bombardımanlarından korunmak için yapılmış yerdir… Karakol’da hemen evin altında bütün mahalleliyi içine alacak bir sığınak bulunuyor… Hakikaten de 1974 Temmuzunda Yunan Cuntası darbe yapınca çoluk çocuk ve kadınlar oraya sığınıyoruz… Bir süre sonra da Mağusa Surlar içine aktarılıyoruz… Orada da nerdeyse iki aya yakın büyük çoğunluğu mazgallarda geçirecek şekilde sığınıyoruz…

Sığınma evi deyince aklıma hep bu sığınaklar geliyor… O günlerde ahali arasında dayanışma duygusu tavan yapmış ve herkes kader birliği içindeydi… Bugünlerdeki gibi atomizasyon patlamış değildi…

Kadına şiddet üzerinden gelen talep

Sığınma kavramına ve dolayısıyla evine dönersek… Sığınma, “sığınmak” işi yani iltica etme diye tanımlanıyor… Sığınmaevi de korunmaya muhtaç kişilerin barındıkları yer… Türkiye’de mor çatı uygulamaları üzerinden çok tartışma izledik ve başarılı olanların da olduğunu biliyoruz… Oraya da büyük ihtimalle Avrupa’dan gelmiş olacak… Bir süredir kadın cinayetleri ve kadına şiddet üzerinden sığınma evi talebi yükseliyor… Hatta Lefkoşa Belediyesi bu konuya öncülük ediyor ve bir sığınma evi açıyor… Bu talebin elbette anlaşılır birçok yanı bulunuyor… Lakin sığınma evi talebi kadın örgütlerinin öncülüğünde yapılıyor olmasından da, mevzunun sığınmacılık noktasına taşınıyor olmasından doğrusu pek memnun olduğumu söyleyemem…

Her gün bir yeni cinayet!

Kadının üzerinden mitolojinin ana yurtlarından biri olmuş Kıbrıs’ta durumun bu noktaya kısır biçimde taşınmış olmasını kabul etmek pek mümkün değildir… Afrodit diyarında ülkemizde nerdeyse 24 saatte bir kadın cinayeti işleniyor olmuş… Öte taraftan aile içinde yerlisi yabancısı kadına şiddet konusunda inanılmaz manzaralar işitiyoruz… Bunların karşısında mağdur kadınlarla ilgili kadın örgütlerinin sığınma evi talebi bana daha fazla hapishane isteme durumuyla benzer geliyor… Ha hapishane sayısını artıralım talebi ha sığınma evi talebi! İkisinin arasında özünde farklılık olsa bile aynı yere gittiğini söylemek mümkün… Hapishane talebi suçluları artıracağı gibi sığınma evi de şiddeti artırabilir…

Kim sığıntı olmak ister?

Bunun üzerinde farklı düşünmeye ve geniş bir perspektiften konuya yaklaşmaya ihtiyacımız olduğu kanaatindeyim… Yani aile içi şiddetin cezai müeyyideleri konusunda önlemler almaktan başlayıp kadınların iktidarına kadar varacak bir genişlikte konuya yaklaşmak mümkündür… Dolayısıyla kadın örgütlerinin kendi yurdunda sığınma talebi, sığıntı olmaya aday bir arzudur… Bu talep en başından kadını ikincilleştiren bir algıyı yaratıyor… Yani kadın örgütleri söyledikleri ve iddia ettikleri tüm argümanlarda sonuna kadar haklı olmakla birlikte; pencere tekil sorun odaklı olduğu sürece konunun kadını ikincil kılmaya meşruiyet sağlamanın dışında bir amaca hizmet edeceğini sanmıyorum…
Toplumun yarısı kadın ise onların toplumsal bilinçleri ve rollerine bakıldığında aslında erkekleri ve onların toplumsal rolleri-etkileri ile çok rahat rekabet edecek bir konuma sahipler… Peki bunu neden geniş bir perspektiften yapamıyorlar? Kanaatimce siyasi kültürün kısırlığının kadın elitleri de etkisi altına almış olmasından… Yani kadınlar adına mücadele farklı bir yerden yapılmaya başlandığı anda işler değişebilir… Kadınlar gerçek güçlerini fark etmeli ve işin başına geçmelidir… Bunu başarmanın önünde inanın zihinsel sınırlar dışında hiçbir engel yoktur… Bu külüstür sistemin kadınlar karşısında yıkılmaktan başka bir çaresi yoktur… Bu işi erkek partileri başaramadı… Çözüm, başaramayanın kenara çekilmesi ve yenilerin önünü açmasıdır…
 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 10 6 0 4 5 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 2 2 4 17
5 BAF ÜLKÜ YURDU 10 5 1 4 12 16
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
7 YENİCAMİ AK 9 4 2 3 5 14
8 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 5 1 4 14
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 9 2 4 3 -2 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 9 2 3 4 -8 9
13 YALOVA SK 9 2 2 5 -2 8
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
15 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 1 4 4 -8 7
16 CİHANGİR GSK 9 2 1 6 -11 7

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup