Cyprus Today sol
  • 06 Kasım 2017, Pazartesi 8:26
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Esas mesele zihniyet!

Kuzey Kıbrıs turizm alanında geçmişte yaptıklarını şimdilerde neden yapamıyor? Aslında sorun çok basit. Mete Hatay ile uçağa binerken konuşuyoruz... Bildiğiniz gibi Mete, memleketin çok yönlü insanlarından birisidir. Belki bu yanlarıyla tüm Kıbrıs’ta tektir. Müzik, yemek kültürü, kimlik, tarih, nüfus yapısı ve din alanlarında yazdıkları kadar yazmadıkları da çoktur. Dolayısıyla turizm üzerine konuşmak amacıyla değil ama biraz fikrini öğrenmek için kendisine bir soru yönelttim. Hemen yanıtı hazırdı. Dedi ki, "1974-1990 arasındaki turizm potansiyeliyle sonraki yılları karşılaştıralım"... Anladım ki Kuzey Kıbrıs ilk 16 yılla (1974-1990) sonraki 17 yıl (1990-2017) arasında turizm potansiyeli bakımından gerilemiş. Bu da bende Türkiye-KKTC arasındaki bunca yakınlaşma ve bütünleşme şartlarına rağmen Türk turistlerin Kuzey Kıbrıs’ı tercih etmemesinin üzerinde düşünmemiz gerektiği kanısını uyandırdı. Bu duruma hele bir de 1974-1990 arası dönemdeki yatak kapasitesi 7.500 iken sektörde çalışan yerli yurttaş sayısı 2500 kişiydi. Şimdilerde yatak kapasitesi 23 bin oldu ama yerli yurttaşların bu otellerde çalışan sayısı nerdeyse sıfır! Bu aslında gülünç bir durum ama utancı daha büyük! Bu dönemde turist başına 600 dolar kazanılıyordu, şimdilerde 300 dolar kazanılıyor! Bu rakamlar çok şey ifade ediyor aslında anlayana!

KKTC'nin orijinalliği nereye kayboldu?

Türkiye’de yüzde 15 turist potansiyeli olduğunu düşündüğümüzde karşımıza 12 milyonluk geniş bir rakama ulaşıyoruz. Bu turistlerin büyük çoğunluğu dünyayı geziyor. Yunanistan adalarına, Balkanlara, Latin Amerika’ya, Kafkasya’ya gidiyorlar ama KKTC’yi tercihleri arasına koymuyorlar. Bunun nedenleri üzerinde düşünen turizm otoriteleri mutlaka vardır. Buradan kalkarak Kuzey Kıbrıs’ı özellikle 25-35 yaş dilimindeki Türk turistler tercihleri arasına alıyorlar mı? Bunun nedenleri arasında KKTC’nin orijinal ve otantik yanlarının makro turizm planı içerisinde kaybolmuş olması gelebilir. Peki otantik ve orijinal yan denildiğinde akla ne geliyor? Bir düşünelim; 1974 sonrasında Kıbrıslı Türklerin orijinalitesi yani otantikliği yıllar içerisinde nasıl kayboldu?

Televole kültürü

Bildiğim kadarıyla televole zamanlarında Kıbrıs, kumarhaneler üzerinden görünürlük vasfını ziyadesiyle kaybediyor. Bunun ardından gerçekten çok lüks ve birbirinden güzel tesisler inşa ediliyor. Bu haliyle turizm alanlarının betonlaşması ve çevre güzelliklerinin de ortadan yavaş yavaş kalkmasını beraberinde getiriyor. Büyük tesisler ve onların her birinin altında faaliyet gösteren devasa casinolar ülkenin ekonomik kurtuluşu açısından bir çare olarak düşünülüyor. Belki de öyle oldu; bundan çok emin değilim. Bu ekonomik verilerle yapılması gereken bir tartışmadır. Lakin ülkenin bu alandaki geniş hareketliliğine otantik ve yerel kültüre ilişkin birçok alanda yatırımlar yapılmıyor veya var olanlara ilişkin de doğru bir tanıtım yapılamıyor. Yani turistlerin üzüm diyarı Galatya’dan nasipleneceği ve bunlara ilişkin otantik ürünlere erişeceği bir durum ortada pek yok. Ya da Yeşilırmak yöresinde yetişen sebze ve meyvelere ilişkin de ürünlerimizi akışkan biçimde ülke pazarında dolaşıma sokamıyoruz...

Hırvatistan örneği

Dubrovnik Hırvatistan’ın en güzel yerlerinden birisidir. Bu ülke 1995 yılında savaştan çıkmış ve bugün organik meyveleri, sebzeleri ve daha nice ürünleriyle dünyanın ilgi merkezi durumunda. Ama onlar tarım ilaçlarını meyvelerine ve sebzelerine koyup yerel değerlerini öldürmüyorlar. Ülkenin içinde bulunduğu tüm özellikleri bütünsel bir biçimde yansıtıp turistlerle paylaşıyorlar. Ürettikleri nefis ballarından şaraplarına kadar bir ürünlerini pazarlarda, tarihi mekanlarda ve çeşitli küçük dükkanlarda tatmak ve almak için her şey yapılmış. Bu ülkenin eğitim meselesi, sağlık, trafik ve buna benzer sorunları minimum düzeyde. Hırvatistan 2 milyonu aşan nüfusuyla birçok alanda kendisini gösteren bir ülke. Yani komple bir ülke ve kimlikleriyle de tarihleriyle de barışıklar. Türkleri Osmanlı’dan ötürü de çok seviyorlar. Onları özellikle Venedik Cumhuriyeti’nin saldırılarına karşı koruduğunu da söylemekten çekiniyorlar. En önemlisi geleceğe umutla bakıyorlar. İnanın...

Bunları Kuzey Kıbrıs’ta yapacak çok insan olduğunu biliyorum. Büyüklerimiz çok daha zor koşularda başarmış. Burada hemen söylememiz gerekir: Tek düşman zihniyetimiz. Zihniyet sorunumuz ülkemizin en büyük ulusal sorunu. Zihniyetimizle ilgili meseleyi çözersek sorunun temelini çözeriz. Kısacası ülkemize bir zihniyet devrimi lazım. Yani kafamızı değiştirmeliyiz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 28 18 7 3 34 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 28 16 5 7 18 53
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 28 16 5 7 15 53
4 BİNATLI YSK 28 14 7 7 19 49
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 28 11 11 6 8 44
6 BAF ÜLKÜ YURDU 28 11 8 9 14 41
7 LEFKE TSK 28 12 5 11 11 41
8 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 28 13 2 13 2 41
9 CİHANGİR GSK 28 11 6 11 2 39
10 TÜRK OCAĞI LİMASOL 28 12 2 14 2 38
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 28 10 7 11 3 37
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 28 10 2 16 -25 32
13 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 28 8 7 13 -15 31
14 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 28 5 8 15 -32 23
15 YALOVA SK 28 5 7 16 -21 22
16 OZANKÖY SK 28 4 7 17 -35 19
yukarı çık