Cyprus Today sol
  • 11 Aralık 2017, Pazartesi 8:56
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

“Gülümseyin fotoğrafınızı çekiyoruz”: “Habis” çok eskilere dayanıyor!

İşin içinde olanlar hep söyler: Kamuoyu araştırması fotoğraf çekmeye benzer. Yani ânı yakalar. İyi bir kamuoyu araştırmacısı usta bir fotoğrafçı gibi olmalıdır. Varlığını olabildiğince unutturmalı, kimseye poz verdirmeden, mizansen, kurgu yapmaya çalışmadan, hayatın doğal akışını dondurmayı başarmalıdır. Bu zor işin ardından elde edilen fotoğraf karesine bakan herkes, deklanşöre basılan o saniyelik sürenin sonrasında neler olabileceğine dair kendi meşrebince varsayımlarda bulunabilir. Buna dair ipuçları da o karenin içinde vardır.

Ama fotoğraf her zaman gerçeği göstermez. O kadrajın dışında o an neler olup bittiğini size söylemez. Gerçeği sınırlandırır. Fotoğrafın çekildiği açı gözünüzü yanıltabilir, size başka bir gerçeklik yaratabilir.

Kamuoyu araştırması ve siyasi eğilimler: “Algı Operasyonu?”

Kamuoyu araştırması elbette estetik kaygılarla ya da algılarla yapılan bir iş değildir. Esasen bilimsel yöntemlere yaslanan bir uzmanlık alanıdır. Amaç belli bir insan grubunun belli bir anda belli bir konuda eğilimlerini, algılama biçimlerini ortaya koymaktır. Ama dedik ya; iyi bir araştırmacı aslında o ânın fotoğrafını çekerken, o an olanlardan ziyade bir sonraki karenin nasıl şekillenebileceğini anlamaya çalışır.

Günümüzde siyasi ve toplumsal eğilimler hakkındaki anketler daima bir tartışma konusu oluyorlar. Elimizdeki bu sonuçlar ne manaya geliyor? Bunlar doğruysa ne yapmalıyız? Biz bu yüzdelerle kâğıt üzerine, grafiklere dökülmüş toplum muyuz? Ama en önemlisi: Bu sonuçlar doğru mu yoksa son yılların moda tanımıyla söylersek bir “algı operasyonu” mu var karşımızda?

“Gezici Araştırma” ve “Kıbrıslı Türk” kimliği

Lâfı nereye getireceğimi herkes tahmin etmiştir. Bugünlerde ülke, Gezici Araştırma Şirketi’nin siyasi anketiyle çalkalanıyor. Bana kalırsa Gezici, son yıllarda bu memleketin seçimlerine anketleriyle yön vermeye çalışıyor. Kanaatimce az bile yapıyor. Hatırlarsak, Gezici Araştırma 2015 Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında öne çıkmış ve yaptığı anketlerle yine birilerini üzmüş birilerini de sevindirmişti. O dönemde bir iş insanı teklif yapmış ve Murat Gezici’den KKTC’de bir anket yapması siparişinde bulunmuştu.

Peki biz neden ülkemizde bu alanda faaliyet gösteren insanlarla iş yapmak yerine ülke dışından şirketlerle çalışıyoruz? Aslında konunun en kritik sorusu budur. Herkesin öyle ya da böyle; Kıbrıslı Türk kimliği, Kıbrıslı   Türk kurumları ve bu toplumun kendi kendini idare etmesi konusunda hassasiyetleri olduğunu iddia ettiği bir ortamda kalkıp kendi ülkenizden araştırma, reklam ve tanıtım şirketleri yerine ülke dışına yönelirseniz bu tür tablolarla karşılaşmak son derece doğal olacaktır yani problem kendimizde. Yoksa Gezici Araştırma Şirketi profesyonel bir iş yapıp karşılığını almaya çalışan bir şirkettir sadece.

“Milli Habis”: “Müstemleke psikolojisi”

Ülkemizin kurumlarına ve bu sahada çalışan insanlarına bu işleri yaptırmayı seçmiyor olmamız basit bir konu değil.  Bu ülke toplumunun kendine güven sorunundan kaynaklanan, kendi insanına inanmama ve değer vermeme şeklinde tezahür eden kültürel yapısının göstergesi. Yani Türkiye’yi her gün birçok bakımdan eleştirip dahası kötüleyip sonra da oradan gelecek her türlü şeye inanıp bağlanma hastalığımız milli bir habis olarak hayatımızda önemli bir yer teşkil ediyor. Üstelik Kıbrıs’ın kuzeyinde sadece Türkiye’ye karşı değil bu kanserimiz.

Bir de Güney’deki dostlara karşı da inanılmaz bir aşağılık kompleksimiz var. Bu durumu o taraftaki hem Rum hem de Türk olanlara karşı yaşadığımızı da belirtmeliyim. Sayfalarca anektod anlatarak konuyu uzatabilirim, ama siz de şimdi bu yazıyı okurken bir dakika durup kafanızı kaldırıp düşünüp somut örneklerle “böyle mi?” diye sorgulamanız halinde bunu bulacağınızdan adım gibi eminim.

Adını koyalım, içimizdeki bu bir türlü tedavi edilemeyen “habis urun” adı “müstemleke psikolojisi”dir. Bu psikoloji ve onun yarattığı bu müstemleke halleri; bazen Güney’e, bazen Güney’de yaşamayı tercih eden herhangi bir Kıbrıslı Türk’e ve daha çok da Türkiye’deki eli kalem tutan münevverler başta olmak üzere karşı kıyıdan gelen ve bize bir şey anlatmak isteyen herkese karşı böyle bir habis ur gibi içimizde yaşıyor.

Habis(!)(imiz)e Çare var mı?

Bundan kurtulma şansımız var mı? Teorik olarak var elbette. Ama pratikte açıkçası tedavimize dair en ufak bir umudum da yok. Çünkü bu durum tarihsel, kimliksel ve kültürel kocaman bir geri planının yüzeye yansımasından başka bir şey değil. Teşhis yani analiz bile ciltler tutar. Tedavi ise çok daha zorlu mesele…

Ne demiştik? Kamuoyu araştırmaları toplumun belli ânının fotoğrafını çeker. Ve elbette o ana nasıl geldiği ve yoluna nasıl devam edebileceği hakkında bir şeyler söyler. “Bilimsel falcılık” yapar. Gezici’nin anketindeki yüzdelere falan takılmayın. Şirketin amacı o değildi ama istemeden bizim başka bir fotoğrafımızı, daha doğrusu içimizdeki habis uru gösteren röntgenimizi çekti. Biz hastalığımızı her zamanki gibi kabul etmek istemiyoruz, orası ayrı. İşte o yüzden tedavimiz mümkün değil.

Not: Meselâ Gezici Araştırma Şirketi geliyor, ülkeye ilişkin araştırma yapıyor ve bunun karşılığında gelir elde ediyor. Bu geliri elde ederken Türkiye’den özgün şirketi üzerinden mi yoksa taşeron bir KKTC firması üzerinden mi bunu yapıyor? Bunun vergisi mesela nasıl alınıyor? Ya da vergi alınıyor mu? Buna benzer soru soranın olduğunu bile öncesinden duymuş değilim. Birkaç günden beridir televizyon ekranlarından bunu soranlar olduğuna tanık olduk. Buna rağmen itirazlar var ama pek sonuç alıcı nitelikte değildir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
ubp popup