KTV
  • 28 Haziran 2017, Çarşamba 8:29
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Gündelik yaşam ve eleştiri

Ülkemizin değerine, kıymetine yönelik sohbetlerin sonu yok! Bu değer, coğrafyası, iklimi, doğal güzellikleri, neşeli insan kaynağı ve adalılığı üzerinden ifade ediliyor. Çoğu zaman bu küçük ülkede neyi paylaşamadığımıza ilişkin atıflar yapıyor, eleştiriler yöneltiyoruz… Doğrusu çoğu zamanda haklı olarak isyan ediyoruz... Lakin işin aslında o kadar kolay olmadığını iş başa düştüğünde anlıyoruz... Buna yakından baktığımızda çeşitli kısır tartışmalarla zaman öldürdüğümüzü hemen anlıyoruz... Çoğu zaman eleştiriyi kendimize yapmaktan çok karşıdakine yapmayı tercih ediyoruz...  Konunun kritik bağlamı eleştiri yaparken kendimizi konu dışında tutmayı marifet sayıyoruz…

Eleştiriden kimse muaf değildir

Halbuki eleştiri yaparken işin içerisine kendimizi kattığımızda tatmin düzeyimiz pek parlak olmuyor... Eleştiri birçok açıdan zenginleştirici, değer artırıcı bir işleve sahiptir... Bundan ötürü eleştiri yapmanın bir bakıma önemli bir tutum olduğunu ve toplumsal kazanım sağladığını biliyoruz... Eleştiri elbette kendimizi de işin içine kattığımızda onun anlamı ve samimiyeti hem güçleniyor hem de etki sahası genişliyor... Yoksa karşımızdakini yani sorunsalı öbür türlü insandan koparmak anlamına geldiğini eleştiri yaparken pek görmüyoruz... İnsanın yaşadığı zamana dair bir muhasebe yapmasının önemi büyüktür... Yaşarken insanı gördüğü “tersliklere” mesafe koymasının temel bir gerekçesi eleştirel olarak konuya bakmasıdır... Öyle ki eleştirinin işlevsel olması kadar onun kapsayıcı olması da önemlidir... Peki ne demek işlevsel eleştiri yapmak? Eleştirilerin yaşanan olaylardan dersler çıkarmaya dönük olması sanırım... Kötülemek de aslında bir eleştiri tarzıdır... Bazen karikatürize ederek bazen banal bir şekilde olayları sıralamak şeklinde olabiliyor…

Düz eleştiri ve vicdani boyut

Genelde düz eleştiriden kimse hoşlanmaz... Yani eleştiri yaparken göz önünde tutulması gereken yönlerden birisi sorunu aydınlatmaya dönük olmasıdır... Eleştiri de bunun zayıf kalmasının nedenlerinin başında vicdani boyut olduğu kadar siyasi kültür boyutu da rol sahibidir... İnsanın eleştiri yaparken belli bir vicdani çerçeveden konuya yaklaşması eleştiriye meşruiyet sağladığı gibi onu gündeme taşıyana da belli bir artı değer sağlaması paralellik kazanıyor... Yani gördüğümüz eksiklikleri, çelişkileri ve anormallikleri anlatırken mutlaka kıyas yapıyoruz... Bu olguları kıyaslarken parmaklarımız beynimizin ve vicdanımızın emriyle yol alması gerekiyor... Yoksa eleştirel yaklaşmak çoğu zaman işlevsel bir yere gitmeyebilir... Hepimiz önümüzde duran ve yaşanan olayları belli bir berraklıkta mutlaka görüyoruz... Lakin onun yerli yerine oturtulması ve kamuya aktarılması sırasında bu ikili düzeneği korumaz veya üzerinden atlarsak eleştirinin işe yaraması zorlaşır…

Eleştiri ve üslup

Zamanının büyük çoğunluğunu toplumsal sorunlara kafa yormakla geçiren insanların eleştirilerinde bu kıvamı yakalaması karşıdakine dönük bir empatiyle başladığını görmemize yardımcı olabilir... Çoğu zaman eleştiriler hoyrat bir üslupta yapıldığında bir süre sonra eleştirinin de “işlevsizleşmesi” sorunuyla karşı karşıya kalabiliriz... Galiba uzun yıllardır sorunlarımızdan birisi de budur... Eleştirinin önce hoyratlaşması sonra da banallaşması (ya da her ikisinin de eş zamanlı olması) bizatihi sorundan önemli hale gelir oldu... Eleştirinin zahmetli bir iş olduğunu unuttuğumuzdan mı yoksa işin kolayına mı kaçtığımızdan mı bilmiyorum... Lakin eleştirinin bir düşünsel çaba olduğu iyice anlaşılmadan yapıldığında bu ve buna benzer sorunlarla mutlaka karşı karşıya kalınıyor... Eleştirel olmak önemli ve değerli bir çabadır ama onun sorunların anlaşılmasına yaptığı katkı onun kadar hatta ondan bile önemlidir... Eleştirilen şey her zaman meşrudur... Bunun güçlü olmasının yolu sorunların anlaşılmasına yaptığı katkıyla ölçülür... Yoksa bilinen sorunları paylaşmak veya yinelemek eleştiriden farklı bir anlam taşır... Eleştiri geldiği gibi giden bir şey değildir... Onu değerli kılan bazen küçük öneme sahip olduğunu düşündüğümüz üslubun ona verdiği biçimdir... Kısacası üslubuna riayet etmeyen eleştiri değerini koruyamaz…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 10 6 0 4 5 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 2 2 4 17
5 BAF ÜLKÜ YURDU 10 5 1 4 12 16
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
7 YENİCAMİ AK 9 4 2 3 5 14
8 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 5 1 4 14
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 9 2 4 3 -2 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 9 2 3 4 -8 9
13 YALOVA SK 9 2 2 5 -2 8
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
15 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 1 4 4 -8 7
16 CİHANGİR GSK 9 2 1 6 -11 7

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup