Cyprus Today sol
  • 16 Ekim 2017, Pazartesi 5:32
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

“Haklı-haksız” kavgasına dair...

Kıbrıs’ta kim haklıdır tartışması hiç bitmeyecek bir konudur. Bunu sırf Rum Türk kavgası veya Kıbrıs sorununu kim başlattı gibisinden olaylar için söylemiyorum! Bunun esas olarak içimizdeki tartışma, siyasi mücadele ve rekabet içindeki dağılımı yani kaplama alanı için de söylüyorum. Bitmez tükenmez “haklı-haksız” savaşı.

Televizyonda Eski Kıbrıs Temsilciler Meclis başkanlığı da yapmış bay Matsis konuşuyor, İbrahim Aziz’de simültane çeviri yapıyor. Program sunucularını da tebrik etmek lazım. Harun Denizkan ve Boysan Boyra’yı böylesi önemli konukları ağırladıklarından ötürü. 80’ine merdiven dayamış Matsis gelmiş ve Kıbrıslı Türklere seslenmek için gecenin bir yarısı konuşuyor. Bu tür programlar artmalı ve mesele açıkça ve karşılıklı tartışılan bir konuma gelmelidir. Fakat hemen işi kim haklıydı noktasına taşımak bana göre kısır ve kör bir tartışmadır. Diyelim ki Rum siyasi elitlerinin ENOSİS rüyası ve güç hastalığı yüzünden her şey bu duruma geldi. Bu yanıt hepimizi tatmin eder mi? Etmez! Çünkü bu işin bir boyutudur! Hani bunun Birleşik Krallığı ve onun istihbarat ajanları? Nerede buna karşıt kampta örgütlenen ve fırsat kollayan spekülatörler? Gayri nizami savaş koşullarında bireysel inisiyatif alan veya almaya hazır Kıbrıslı Türk maceracılar da olabilir...

Haklı olduğumuzu işitmeye ihtiyaç duymamız çok mu normal?

Bu tür konuların sağlıklı tartışılmasının yolu doğrudan bu tür katılımcıların sayısını artırarak karşılıklı diyaloğu sağlamlaştırmaktır. Bundan ötürü haklı olan taraf tartışmadan çekinmez ve korkmaz. Yoksa bir televizyon programına katılan eski bir siyasinin bizim haklı olduğumuzu söylemesi çok mu önemli? Diyelim ki haklı olan ve masum olan Kıbrıslı Türklerdi; ne olacak? Yani Kıbrıs’ın içinde bulunduğu bu durumun çözümsüzlükten çıkmasına ne katkısı olacak? Bunu duyan BM, ABD, Birleşik Krallık hemen müzakerelere son verecekler ve KKTC‘yi mi tanıyacaklar? Hiç böyle bir şey olur mu?

Bu tür tarihi kişilikleri ayrıntılı bir biçimde fikri düzeyde geleceği inşa etmek amacıyla sorgulamak çok faydalıdır. Lakin tartışmayı kim haklıdır konusuna getirip dayamak cemaat olarak hepimizi o an tatmin edebilir. Masumiyetimizi güçlendirip haklılığımız meşruiyet kazanabilir. Burada unutulan tek bir şey var: Haklı ve masum olmanın halklara psikolojik destek dışında verdiği hiçbir şey yoktur.

Haklılık neye yeter?

Bakınız etnik çatışma ve iç savaş yaşanan ülkelerde haklılar ve masumlar en çok zararı görenlerdir. Yakınımızdaki Suriye halkının durumu bu anlamda ibretlik derslerle doludur.

Dolayısıyla kendimizi geleceğe yönelik nasıl bir tarih görüşüyle donatırsak Kıbrıs adası üzerinde çocuklarımızın gururlanacağı bir geçmiş bırakabileceğimize bakmalıyız. Yoksa 1907’lerden günümüze Kıbrıslı Türklerin önderlikleri haklı haksız mücadelesini çok fazlasıyla verdi. Bunu Kavanin Meclisi’nde, Londra Konferans’ında, çeşitli uluslararası ziyaretlerde Necati Özkan, Faiz Kaymak ve Kurucu Cumhurbaşkanı Muavini Dr. Fazıl Küçük,1964 BM Güvenlik Konseyi’nde konuşmalarıyla ve KKTC’nin ilanıyla kurucu Cumhurbaşkanımız Denktaş, ardından 2'nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 3'üncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve şimdilerde Mustafa Akıncı yetkin ve dinamik kadrosuyla bu mücadelenin en önündedirler.

Şimdi içimizdeki “haklı-haksız”, kim doğru tartışmaları da benzerdir. Yani Türkçe konuşan Kıbrıslı Türkler olarak bile en basit konularda anlaşmazlık içinde olduğumuzu her gün yeniden idrak ederken, Matsis’in bin kere siz haklıydınız demesinin inanın bize hiç faydası olmaz. İş kendimizde biter. Kendimizi değiştirmezsek haklı haksız kavgasını verecek konumda bile olamayız.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Ergün Şoföroğlu Ergün Şoföroğlu 19.10.2017 13:03

Toplumlararası ilişkilerde toplumların geçmişteki ilişkilerini iyi niyetle ve nesnel bir bakışla değerlendirmelereini beklemek idealizmdir, ütopyadır. karşılıklı iyiniyetle tarihte çözülmüş tek bir sorun yoktur.Uluslararası ilişkileri belirleyen felsefe pragmatizm olmuştur. (yararlı olan doğrudur)

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık