Akacan Holding
Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

09.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Her işin başı İnsan!

İnsanı tanınmayacak hale ne getirir? Eski Yunan filozoflarına göre insanı tanımak için ona koltuk (yani iktidar) verin diyorlar… Koltuk insanı bozmaz, gerçek yüzünü ortaya çıkarır… Bir bakıyorsunuz insan kişisi hiç beklemediği bir makamla karşılaşınca olmadık kılıklara, yalanlara ve hatta ikiyüzlülüklere başvurur… Koltuk sadece siyasetin dar alanıyla sınırlı değildir… Koltuğun insana yaptıklarının, yaptırdıklarının siyaset dışındaki birçok alanda da olduğunu unutmamak lazım… Aile şirketinde babanın oğluna işleri devretmesiyle patlayan ego, yılların emeğinin kısa sürede kartondan kale gibi yıkılmasına neden olur… Bu durum gerçekten “kariyer-mani” insanları inanılmaz kılıklara sokuyor!..
Bilim yerine film!

Bu yozlaşmadan üniversitelerde rektörlük, dekanlık mevkileri de payını fazlasıyla alıyor… Ülkemizde ve Türkiye’de “bilim rekabeti” evrensel nedenler ve olgular üzerinden değil; kısır kişisel rahatsızlıklar ve rekabetler üzerinden inşa ediliyor… Haliyle bu, bilim rekabeti değil film endüstrisinin konusuna giriyor… Üniversite sayısının artmasıyla bu durumun artık kalite ve üretkenlik bakımından tehlikeli bir noktaya geldiğini belirtmek lazım… Türkiye’de FETÖ ile organik ilişkisi bulunan akademisyenlerle ilgili bir mücadele veriliyor… Bunun gerçekten hakkıyla yapıldığına dair bazı şüphelerin olduğuna dair iddialar bulunuyor… Çünkü bu durumun üzerinden bazı odakların fayda sağladığı ve hiç alakası olmayan insanların da mağdur edildiği konuşuluyor… Yani bir bakıma at izi it izine karışmış algısı da güçlü…

Bir dönem 28 Şubat post modern darbesiyle bazı insanlar üniversitelerden uzaklaştırılmıştı… Öncesinde 12 Eylül faşist cuntasıyla az sayıda üniversite olmasına rağmen ciddi bir akademisyen kıyımı yaşanmıştı… O zaman da kuruyu yaştan ayırma özeni olmamıştı… İçinden geçtiğimiz bu sancılı sürecin sıkıntısız ve doğru biçimde atlatılmasının yolu bilimsel araştırma yapma ve yayınlama hürriyetinin koruma altına alınmasıyla yakından irtibatlıdır… Bugün akademisyenler zaten her tarafa yayılmış vasatlığın üstünü FETÖ suçlamasıyla örtmek isteyen çok sayıda idarecinin olduğunu, bu kişilerin üniversitelerde cadı avı yaptığını biliyorlar ve onların gazabına uğramamak için seslerini çıkarmaktan bile korkuyorlar…

Akademisyenin “gücü”

Bu durum küçük ülkemizde de hemen göze çarpıyor… Üniversitelerde makam mevki elde edenlerin büyük çoğunluğunun özgeçmişlerinde yayınlar kısmı alabildiğine kısırdır… Bu kişilerin akademik süreçte işleri araştırma, eğitim-öğretim ve yayın olması gerekirken güce yakın olmanın arayışını sürdürmüşler… Bu durum belki insanı göreceli olarak bir makama getirmiş olabilir… Lakin bunun ne o üniversiteye, ne topluma ne de kendisine faydası olduğu bir süre sonra ortaya çıkıyor… Unutmamak gerekir ki, bir akademisyenin gücü çalıştığı alandaki bilgisinin derinliğinden gelir ve sistemin de bunu teşvik edecek şekilde kurgulanmış olması gerekir.

İnsanın akademik yaşama atılması lisans-yüksek lisans-doktora derken ortalama 10 yıllık bir zamana tekabül ediyor… Bu yıllardan sonra üniversitede akademik bir unvanla işe başlanıyor… Elbette bu süreç hemen yüksek lisanstan sonra asistan olarak da başlayabilir… Ülkemizde büyük oranda tüm unvanlar lisans diploması alınan aynı üniversiteden oluyor… Bu ciddi bir sorundur… Bu akademik çok kültürlülüğün önünde ciddi bir engeldir. Öğrenci lisans eğitimi almak için girdiği yerden profesör olarak çıkıyor… Bunun ahlaki, etik, bilimsel ve daha birçok açıdan sakıncaları olduğu uluslararası kurumlar tarafından da ortaya konuyor… Kanaatimce kamu otoriteleri tarafından bunun kabul görülmeyen bir durum olduğunun karar altına alınması ve üniversitelerin yönetimlerine tebliğ edilmesi gerekiyor…

Ülkemizde ve Türkiye’de bilimsel çalışmaların özellikle sosyal bilimler alanındaki kısırlığının nedenlerinden birisi de bu anomalidir… Kısırlığın temel nedenleri arasında ülkedeki eğitim felsefesinin de büyük rolü vardır… Ülkemizin üniversitelerinin istikbal çizgisinin yukarı çekilmesi için temel kaynaklardan hareket ederek bu konunun analiz edilmesi ve yapıcı kararlar alınması elzemdir… Bu kararları alacak olan makamların da önce kendilerinin kariyerleri münasip olmalı ve sonra da gerekli adımları kimseye himmet duymadan atabilmelidirler…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.