HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

18.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Homofobik değil empatik olalım!

Ülkemizde geçen günlerde son derece önemli bir konu gündeme geliyor... Farkındalık yaratmak istiyorlar! Ne için? Homofobi için!

İnsanlar kendilerini hissettikleri ve oldukları gibi kabul edilmek isterler… “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” şeklinde güzel bir Anadolu deyişi var. Buradan yola çıkıldığında insanlar oldukları gibi görünmek istediklerinden bir adım atıyorlar. Bazı çevreler bunu biraz yanlış anlamış veya anlamak istemiş ve konuyu aşırı yorumla ele almak istemişler... Belki de çıkış şekliyle ilgili bir eksiklik de olabilir.

Zaten ülkemizde farklı olana hep yukardan bakan, küçümseyen bir genel tavır olduğu bilinen bir şeydir... Bunun nedenleri üzerinden düşünmek gerekiyor… Bunun tartışmasını yapmak ise son derece tehlikeli…

Öyle ki, insanlar artık kendilerini saklamak, gizlemek veya anlatmak istemiyorlar! Konuya kısa ve pratik yoldan bir giriş yapmışlar… Burada galiba eleştiri iletişim yaklaşımı üzerinden oluyor… Memlekette bu tür konuları yanlış anlamaya müsait bir çevre olduğu da aşikardır...

Sorun bu insanları oldukları gibi kabul ederken yaşanan algı sorunlarında… Bir an düşünelim. Cinsel tercihleri kamusal alanda açık hale getirmek bir süre yanlış tartışılsa bile kısa sürede bunun normalleşmesi sağlanabilir…

Kamusal alandaki yanlış algı

Sanırım tartışmalarda farklı cinsel tercihleri kolay kabul etmeyen kültürel kodlarımız var. Dinsel tutumlar için de benzer şeyler söylenebilir. Örneğin Kuran kursu devletin denetiminde yapıldığı takdirde belli çevreler de bunlara hemen tepki koyuyor. Burada iki uç gibi duran ama aslında insanlar açısından hayatın içinde olan şahsi tercihler söz konusu. Her ikisine de özgürlükçü bir çerçeveden bakıldığında hem insanların cinsel farklılaşmalarına hem de dinsel duyarlılık düzeylerine dönük kamusal alandaki bakış açıları sorunludur… Bunun kültürel kodlarımızla doğrudan alakası olduğunu söylemek sanırım yanlış olmayacaktır...

Şimdi üzerinde durmaya değer iki farklı konuyla karşı karşıyayız. Sanırım bu iki konuda birbirleriyle ortak yaşam alanı içinde olsalar bile asla birbirlerini değmeyecek iki çevreden söz ediyoruz. Belki de yanılıyorumdur, değiyorlardır…

Vicdan hürriyetine herkes saygı göstermek zorunda!

Bugünlerde İlahiyat Koleji konusunda da bir süreç yaşanıyor! Cinsel tercihler konusuna "acayip" bakan çevreler dinsel duyarlılıklara aşırı kıymet verirken aynı şekilde tersi de olabilir… Bu iki konu benim açımdan aynı değerdedir. İkisi de kişi ve vicdan hürriyeti bakımından aynı değerdedir. Bu ikisine benzer tonda yaklaşıldığı takdirde aslında sorunların temelinde “arkaik” kültür kodlarımız olduğunu anlamak zor değildir. Arkaik, yani bir tarafıyla pederşahi algılar… Ülkemizde pederşahilik öyle üniversite diplomasıyla aşılabilecek bir durum değildir… İnsanların kafa yapısı ve kültürel algı kodlarıyla alakası vardır… Ülkemizde farklı olan bazı şeylere aslında pozitif yaklaşan bir "muhalif" kültür de olmasına rağmen bunun genel durum içerisinde yerini saptamak veya etkisini belirlemek kolay değildir.

Hâsılı, toplumsal dinamikler yeni yeni aktörlerle birlikte derinleşiyor. Önemli olan bu önem arz eden durumlara karşı soğukkanlı ve hümanist bir çerçeveden yaklaşmaktır. Hoşgörü, toplumların değerlerine karşı ilkeli bir çizgi yakalamak açısından önemli bir insani değerdir. Hoşgörülü olmak artık etrafımızda dönen hayatın içindeki her canlıya karşı sorumlu davranmaktan geçiyor. Sadece insanlar için bile değil; hayvanlar, doğa, ağaçlar… Bu perspektifi benimsemeyi es geçersek önümüzde toplum olarak yürüyecek ortak bir yolun kalmayacağını da şimdiden görmemiz gerekir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.