KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

19.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

“İmanı aklın kucağına alacağız”

Tuncelili Alevi dedesi ne güzel söylemiş: “Aklı imanın kucağına değil, imanı aklın kucağına alacağız”. Kıbrıslı Türklerde olsun, Bulgaristan’da, Batı Trakya’da, Kosova’da, Bosna’da, dahası tüm Balkan coğrafyasında dini anlayışlar ve yaşayışlar Türkiye’deki bazı sivil “otoritelere” yetersiz geliyor…

Bunun neden böyle algılandığını düşünüyorum… Yani Bulgaristan’da Türkler 1980’lerde Jivkov rejiminin baskısı ve zulmü karşısında dimdik durmadılar mı? Batı Trakya’dakiler yıllarca ayrımcılığa karşı kimliklerini korumadılar mı? Kosovalılar, Bosnalılar? Kıbrıs’takiler zaten ortada… Hem bu halkları “Misak-ı Milli” dışında bırakalım,hem de bunların Müslümanlığı yetersiz, Türklüğü tam değil diyelim?!… Bu anlamda Gürcistan bile bu gruba giriyor… Bu tür değerlendirmeler buradaki (dış “Türk”lere) insanların kimliğine en azından saygısız olarak algılanıyor… Anadolu’da konferansa gittiğimde bu tür sorularla karşılaşmaktan keyif alıyorum… Öyle ki konuya düz yaklaşan gençlerle bu soruları paylaşmak son derece faydalı oluyor…

Gerçek uzlaşma için Aleviler de gündeme alınmalı

Türkiye’de Aleviler yıllardır kendilerinin eşit yurttaş olarak görülmemesinden yakınıyorlar… Cumhuriyetin en önemli dayanaklarından biri olan bu kesime yıllardır devlet ilgi göstermiyor dahası baskı ve ayrımcılık uyguluyor… Aleviler rasyonel yurttaşlık konusunda aslında psikolojik olarak Atatürk ilkelerine en sadık kesimlerin başında geliyor… Cumhuriyeti her seferinde korumak ve kollamak amacıyla ordunun iktidara el koyması ve sonrasında sivil alanda bu cumhura en sadık yurttaşlar olan Alevilere karşı her seferinde güvensizlik duyulması bana hiç doğru gelmiyor… Uzlaşma ve işbirliği arayışında önemli günler yaşayan Türkiye siyaseti Alevilerin itilmişliğini de gündeme alması ve çare üretmesi lazım… Bu laiklik ve dincilik ayrımını da sona erdirecek bir siyasete hizmet edebilir… Bu ayrımın ortadan kalkması iç huzura güçlendirecek bir yoldur da…

Türkiye darbelerden çok çekti… Bu darbelerin en mağdur kesimlerinden başında da Aleviler geliyor… Aleviler askeri ve sivil bürokrasinin hep şüpheyle yaklaştığı kesimlerin başında geliyor… Aslında devletin sivil olsun askeri olsun gerçek laiklik ilkesiyle hareket etmediğini yaşayarak öğreniyoruz… Cumhuriyet değerlerine en sadık kesimlerin başında gelen Aleviler hâlâ kimliklerini hür biçimde yaşayamıyor… Bugün orduda yaşanan olaylar, FETÖ adı altında dini duyarlılıklar üzerinden çeteleşmeler oluşmuşsa bu kesimlerin dışlanmasından da kaynaklanıyor… Türkiye’de bürokrasi Aleviler gibi Atatürkçü, laik, milli hassasiyetleri yüksek bu kesimlere hâlâ güvenmiyor…

Açılım neden sürdürülemedi?

AK Parti bir ara Alevi açılımı dedi ama arkasını getiremedi… Neden getiremedi? Bunun yanıtı bile çok önemlidir… AK Parti kendisinin fabrika ayarları olarak düşündüğü orijinal formatına dönmesinin psikolojik düzeyde olumlu etkisi önemli… Bugün Türkiye’de Aleviler gibi Cumhuriyet aydınlanmasını gerçekleştirmiş demokrasiye tüm akli ve vicdani duygularıyla sarılan bu kesimlere daha itinalı ve duyarlı davranılabilir… Türkiye’de gerçek ulusal uzlaşma bu mağdurlar kimliklerini hür biçimde yaşadığında sağlanması kolaylaşır… Kaldı ki gerçek toplumsal sözleşmeyi tesis edebilmenin yolu da buradan geçiyor. Alevilerle doğru iletişim yolları kurulduğunda ülkenin ulusal duruşunda ve gücünde bile önemli bir pozitif değişim yakalanabilir. Bu ıskalanmamalıdır…

HDP’nin yol ayrımı

Buna benzer bir diğer önemli konu da, Kürt meselesidir… HDP, halkın kendilerine verdiği ciddi desteği bundan sonra nasıl devam ettireceği konusunda ciddi bir yol ayrımındadır… Sivil siyasetin gereği olarak kendilerine oy vermiş olan halkın sorunlarının takipçisi mi olacaklar yoksa “şiddet baronlarının”etkisinde mi kalacaklar? Bu kritik durum HDP’yi yol ayrımına getiriyor… Bugün yaşanan kalkışma sürecinde en çok öne çıkması gereken HDP sessizleşmiş… Bunun nedeni nedir? Parlamenter siyasetin içinde olup da bu gücü kullanamamak anlaşılır gibi değil… HDP demokratik seçimlerle ciddi bir destek alan ve TBMM’ye çok sayıda vekil gönderen bir parti… Siyasetin açtığı bu fırsatı HDP bir biçimdekullanmayı denemeli ve muhalefet biçimini meşru zeminde sürdürmeli… Bunu yaparken de şiddetin her türüne karşı çıkmayı politik bir uzlaşma dilinin ana ilkesi saymalıdır…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.