HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

23.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kıbrıs çözüm denklemi nereye eviriliyor?

Kıbrıs’ı giderek Türkiye’nin etkisinden kurtarmak üzerine bir çözüm stratejisi izleniyor… Ya da AB içerisinde böyle bir algı oluşturmak isteyen bir grup ülke olduğu izlenimi güç kazanıyor… Bunu da kendileri yapmıyorlar ve uygun ülke Yunanistan üzerinden yapıyorlar…

AB’nin Türkiye ile ilgili yaklaşım ve politikaları son dönemde pek tat vermiyor… Özellikle mülteci krizinde AB’nin insan hakları karnesinin vicdan notunu sanırım öğrenmeyen kalmadı… Kendilerini düşünen bir politikanın insanlık açısından ne vahim noktaya geldiğini sanırım yazmaya bile gerek yok…

Yunanistan’ın ise siyasi tarihi geleneksel olarak Türkiye karşısında bazı Batı ülkelerini arkasına alıp buna göre yaklaşım geliştirme dramatik vakalarıyla dolu… Bugünlerde Cipras yine benzer bir tutum içerisinde olduğunu Kıbrıs konusundaki açıklamalarıyla yeniden hatırlarımıza getiriyor…

Cenevre açıklamaları ne anlama geliyor?

Çipras gibi sol kulvarda yol alan bir siyaset insanının Kıbrıs’taki pozisyonu bize “ulusal solcu” Pangalos’u hatırlatıyor… Buradan bakıldığında Cenevre öncesi yapılan açıklamalar eğer toprak üzerinde bir at pazarlığı yapmak değilse gidişatın yönü pek hayırlı değildir… Çipras’ın çözüm yanlısı güçlerin ve özellikle sol güçlerin kendisine kızgınlık duyması için epeyce malzeme verdiği aşikardır… AB’nin doğrudan Kıbrıs üzerinden olmasa bile Türkiye’nin Kıbrıs çözümünde oynaması gereken rolün önünü almaya dönük bir iklim yaratma uğraşısı olduğu gözlemlenebilir… Bu duruma İngiltere’nin ve ABD’nin yaklaşımının ilerleyen günlerde ortaya çıkacağını söylemek mümkün…

Kıbrıs çözümünde denklemin güçlü aktörlerinden Türkiye’nin garantörlüğüne ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin statüsüne dönük “şahin” yaklaşımların mutlaka irdelenmesi gerekiyor… Bu yaklaşımların çözüme hizmet etmeyeceğini ve müzakerelerin sonuçsuz kalmasına yol açacağını söylemek için kahin olmaya gerek yoktur… Kıbrıs müzakerelerinin bu atmosfer devam ettiği takdirde çözüme dönük ciddi bir yol almasının mucizevi bir gelişmeye bağlı olacağını sanırım söyleyebiliriz…

Hakikaten çözüm aranıyor mu?

Bu çerçevede Erdoğan üzerinden AB ülkelerinin bir kısmında olumsuz bir algı oluşturma arayışı veya Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki etkisini kırmaya dönük yaklaşımlar yaşayabilir bir çözüme hizmet etmediği gibi adanın güvenlik riskini de yükselten bir düzeye evirilmesine yol açıyor… BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin çözüm müzakerelerine davet edilmesi, hem aktörleri çoğaltacak hem de bu çok aktörlü denklemde Kıbrıs parametrelerine başka bazı ülkelerin çıkar yaklaşımlarını da entegre etme tehlikesi oluşacaktır… Dahası aktörler arttıkça problematik geleneksel bir uyuşmazlık kimliğinden Doğu-Batı kamplaşmasının da nüvelerini meseleye entegre edebilir… Üstü kapalı olan bu durum açık hale gelip rekabeti gereksiz yere tetikleyebilir. Aktörlerin çoğalması adayı Kıbrıslı çözümden fersah fersah uzaklaştıracağı gibi sorunun Avrupalılaşmasının üzerine bir de enternasyonalleşmesine yol açacaktır… Öyle ki böylesi bir çağrı bölgesel ve uluslararası tehdit algısı üzerinde yapılabilecek bir şey haline de gelebilir… Bunun da mutlaka sonunda suçlama ve itham evresi devreye girebilir.

Doğrusu aktörlerin çoğalması çözüme hizmet etmeyeceği gibi çözümsüzlüğün derinleşmesine de katkı koyabilir… Bu risk bilerek yapılıyorsa aslında çözüm konusunda Güney Kıbrıs ve Yunanistan başka bir yol izlemek istiyor şeklinde bir algı doğabilir… Böylesi bir algı çözüm yönünde adım atmak isteyen Akıncı ve Türkiye açısından son derece farklı bir yol ve izlenim yaratabilir…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.