KTV
  • 04 Aralık 2017, Pazartesi 8:26
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Kıbrıs ve Başkanlık Seçimleri

“Makarios öldü.” 4 Ağustos 1977 günü, Kıbrıs’ın kuzeyinde yayınlanan Bozkurt gazetesi bu kısa ve net manşetle çıktı. Gazete basılana dek haber çoktan Ada’nın dört bir yanına yayılmıştı zaten. Bir önceki gün, yerel saatle sabah 07.00’de Kıbrıs Rum Radyosu, Makarios’un 05.15’te hayata veda ettiğini duyurmuştu. Ardından normal yayın akışına ara verildi. Bozkurt’un aktardığına göre; “radyo matem havası çalmaya başladı”. KTFD Başbakanı Necat Konuk, yaptığı ilk açıklamada “Kıbrıs sorununun bu ölümle birlikte yeni bir aşamaya ulaştığını” söylüyordu. O aşama elbette “Kıbrıs Rum toplumunun şimdi kendisine yeni bir lider seçmek zorunda olması” ydı.

Daha cenaze bile defnedilmeden Konuk uyarısını da yapmıştı: Rumların seçeceği yeni başkan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin değil, Kıbrıs Rum toplumunun lideri olacaktı. Yeni liderin Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olduğu iddiası asla kabul edilmeyecekti. KTFD Başbakanı eklemeyi de ihmal etmemişti: “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağlantısız, bağımsız ve iki toplumun eşitliğine dayanan federatif bir yapıda sürmesi yönündeki barış tekliflerimiz halen geçerlidir.” Bir de temennisi vardı: “Dünya barışını koruma çabalarımıza Rumların da katılmasını içtenlikle dileriz.”

Manşetin bu kadar yorumsuz olması sebepsiz değildi aslında. Ada’nın iki tarafında da tedirginlik vardı zira. Ne de olsa 15 Temmuz Darbesi’nin hatırası henüz sıcaktı ve cenaze töreninde çeşitli silahlı grupların eyleme girişeceği korkusu her iki tarafta da hakimdi. 1960’tan o güne dek başkanlık seçimi üç kez yapılmış ve üçünü de Makarios açık arayla kazanmıştı. Şimdi 1974 sonrası koşullarda neler yaşanacağını tahmin etmek zordu. RMMO ve polis alarma geçmişti.

Endişeler yersiz çıktı. Havadaki gerginlik gözle görülür şekilde yüksekti. Limasol limanı gibi birkaç yerde sabotaj görünümlü patlama haberleri gelmişti ama törende ve sonrasında bir hadise yaşanmadı. Ardından Rum siyaseti milli bir uzlaşmayla Temsilciler Meclisi Başkanı Spiros Kipriyanu’nun Şubat 1978’e kadar Başkanlığa vekalet etmesine karar verdi.

Ölüm barış getirir mi: Kipriyanu’nun oğlu neden kaçırıldı?

Anayasa’ya göre 45 gün içinde seçim yapılması gerekiyordu. Makarios’un ölümünün ertesi günü New York Times “Rum liderin ölümü Kıbrıs’ta barış kapılarını açabilir” yorumunu yapıyordu. Makarios, ölümünden kısa bir süre önce KTFD Başkanı Denktaş ile bir araya gelip çözüm konusunda kısa süreli bir umut dalgası yaratmış ama ardından “uzun süreli mücadele” sloganını ortaya atarak çözümü ertelemişti. Böylesi kült bir kişiliğin ardından kimin topluma liderlik edebileceği tartışılırken, milliyetçi çevrelerde Yunan Kralı Konstantin’in Başpiskopos’un yerini alabileceği fikri bile açıktan dillendirilir olmuştu. Ama bütün bu endişeler ve fanteziler boşa çıktı, seçimler yapıldı. Güney siyaseti Makarios olmadan da yoluna devam etti.

1978’in Şubat ayında yapılan o seçimlerde Kipriyanu ile Glafkos Klerides aday olmuştu. Seçim kampanyalarının doruğa çıktığı sırada, son derece komplo kokan bir olay yaşandı. Aralık 1977’de EOKA-B, Kipriyanu’nun büyük oğlunu kaçırdı. Kipriyanu pazarlığa girmeyi reddetti ve iş uzamadan oğlu serbest bırakıldı. Sonrasında bu olay EOKA-B’nin ruhen olmasa da fiziken dağılmasına ve ortadan kalkmasına yol açtı. Ama daha öncesinde ilginç bir etkisi daha oldu bu kaçırılma hadisesinin: Klerides seçimlerden çekildiğini açıkladı.

Olaydan 15 yıl sonra, 1993 yılında Klerides bir özel sohbet sırasında Denktaş’a bu kaçırılma olayının aslında kendisini seçim yarışından çekilmeye zorlamak üzere yapılmış bir komplo olduğunu ifade edecekti. Klerides “kaçırılma” olayına karışmadığını ispatlamak için seçimlerden çekilmiş ve bu şekilde Kipriyanu rakipsiz kaldığından seçimleri yapılmadan kazanmıştı. Hem Denktaş hem de Klerides, iki lider de bu tarz “ayak oyunlarına” çok şaşırmıyor olmalılardı muhtemelen. İşin sonu bir bakıma 1973 yılının cumhurbaşkanlığı muavinliği seçimlerine benzemişti sonuçta.

O yıl Ahmet Mithat Berberoğlu Denktaş’ın karşısında adaylığını açıklamış, hem Türk liderliğinin hem de Türkiye’nin açık ‘hışmına’ uğramış ve sonunda seçimlere çeyrek kala çekildiğini açıklamıştı da Rauf Denktaş aynı Kipriyanu gibi başka aday olmadığı için seçimin galibi ilan edilmişti. Ya da 1981 KTFD başkanlık seçimlerini hatırlayalım. Makarios’un öldüğü gün gazetelerde yine birinci sayfalarda ama alt sıralarda bir başka haber daha vardı tesadüfen: “Girne Belediye Başkanı Ziya Rızkı TKP’ye katıldı.” 1981’de o Ziya Rızkı, Denktaş’ın karşısına rakip çıkacak, büyük başarı sağlayacak ve hatta kimilerine göre seçimleri de kazanacaktı. Ama sonuçta resmi açıklama Denktaş’tan yana olacaktı.

Doruk Antlaşmalarından Vasiliu'nun Başkanlığına...

Ve 2000 seçimleri... Denktaş ile Eroğlu ikinci tura kalmışlar. Türkiye basını kayıtsız koşulsuz Denktaş’tan yana. Denktaş, Eroğlu hakkında “Siyaseten ne söylediği belli değil. Seçimleri güzellik yarışmasına çevirdi. Hoş, güzellik yarışması yapsak gene ben kazanırım!” gibi kendinden emin, alaycı açıklamalar yaparken Eroğlu seçimlerden çekildiğini açıklayıverdi. Hem de “peşimde bir dolu MİT mensubu dolaşıyor” diyerek. Bu olayın başka ailevi yanları olduğu şeklinde şaiyalar yayılmış olmasına rağmen, çok fazla araştırılmadan kapatılmıştı. Her zamanki gibi...

Neyse, Kuzey’in seçim tuhaflıklarına sayfalar yetmez, biz Güney’in başkanlık seçimlerine dönelim. Kipriyanu seçildikten sonra Makarios’un 1977’de yaptığı Doruk Antlaşmasını Denktaş ile birlikte 1979’da hem teyit etmiş hem de ona bağlılığını ortaya koymuştu. Şubat 1983’te yapılan seçimlerde de yine ipi göğüslemişti. Adaylar arasında Kipriyanu, Klerides ve Lissaridis vardı. Kipriyanu, AKEL’in desteğiyle oyların yüzde 56.53’üne sahip olurken, rakipleri Klerides yüzde 33’ünü, Lissaridis ise yüzde 9.53’ünü almıştı. Elbette Güney’de yapılan seçimlerde her zaman kilit rol oynayan AKEL’in desteği olmadan Kipriyanu’nun seçimi kazanması imkansızdı. Lissaridis’in yüksek oy almasının arkasında ise PASOK lideri Papandreu’nun desteği vardı. AKEL ise aday gösterip Soğuk Savaş koşullarında “anti-komünist” paranoyaları diriltmekten çekiniyordu ve parti üyelerini devlet aygıtına yerleştirme çabalarına da zarar vereceği korkularından ötürü aday göstermediği biliniyordu.

Makarios’un katılmadığı üçüncü seçim olan 14 Şubat 1988’de ise şartlar bu sefer Kipriyanu’nun aleyhineydi. Bu seçimlerde yeni bir aktör, Yorgo Vasiliu ortaya çıkmıştı. Kipriyanu’nun oyları sadece yüzde 9.22’de kalırken Klerides yüzde 30.09’unu ve Vasiliu ise yüzde 27.29’unu almıştı. İkinci turda yani 21 Şubat’ta ise AKEL’in desteklediği Vasiliu yüzde 51.63 oranında oya ulaşırken, Klerides ise yüzde 48.37’te kalmıştı. Seçimden sonra Vasiliu, iki toplumu birbirine yakınlaştırma ve dürüst iş birliği için çalışma sözü vermişti. Vasiliu’nun görev süresince BM Genel Sekreteri Gali, Denktaş’ı sürekli yeni talepler öne sürüp eski yükümlülüklerinden cayarak bir anlaşmayı varılmasını engellemekle resmen suçlamıştı.

Şubat 1998’de yapılan Başkanlık seçimlerinde Vasiliu ile Klerides arasında kıyasıya bir yarış oldu ve seçimler yine ikinci tura kaldı. İkinci turda Vasiliu oyların yüzde 49.69’unu alırken Klerides ise yüzde 50.31’le zafere ulaşıyordu. Klerides çok az bir farkla da olsa Başkanlık koltuğuna oturmayı nihayet becermişti. Klerides görev süresince Rusya’dan satın aldığı S-300 füzelerini Kıbrıs’a yerleştirmekle meşgul oldu ve bu yüzden de ada üzerinde 1997 – 1998 yılları arasında bir çatışma olasılığı gerginliği yaşandı. Sonunda S-300 füzeleri Kıbrıs’a getirilmedi. Şubat 1998 seçimlerinde ise kilit parti AKEL bu kez Iakovu’yu destekledi ve Klerides ile yine kıyasıya bir seçim yarışı oldu. Sonuçlara göre Iakovu yüzde 49.20 oranında oy almıştı. Rakibi Klerides ise yüzde 50.8’e ulaşmıştı ve bir dönem daha başkanlık koltuğundaydı. Klerides bu seçimlerde ‘eski dostların’; hem EOKA’nın hem de EOKA-B’nin desteğini saflarına toplamayı başarmıştı. Seçimi kazandıktan sonra da bu desteği karşılıksız bırakmadı. EOKA-B’nin namlı bazı üyelerine bakanlık görevleri dağıttı. Görev süresince Ada üzerinde hem Türk hem de Rum olsun birçok ölümden sorumlu “kahramanların” heykellerinin açılışını bizzat yapmaktan da kendisini alamamıştı. Buna rağmen yakınlaşma konusunu sağ cenahta belki de onun kadar savunmuş ikinci bir figür hiç olmadı. Başka bir perspektiften bakarak sağın içinde yakınlaşma ve çözüm konusunda cambazlık yapmayı da itinayla hayata geçirmiş bir lider olduğu da söylenebilir elbette. Ama yine de ideolojik anlamda siyasasında katılık olmamasına rağmen Kıbrıs sorununu çözüme götürme konusunda o da başarısız olmuştu.

Annan Planı Öncesi Papadopulos Sürprizi

Şubat 2003’e gelindiğinde Klerides artık 84’üne merdiven dayamıştı. 13 Şubat 2003 seçimlerinde DIKO, EDEK ve AKEL şahin Tasos Papadopulos’u desteklemiş ve Klerides “Ben tek, siz hepiniz” misali böylesi geniş bir cephe karşısında seçimlere katılmıştı. Seçim ilk turda sonuçlandı. Papadopulos ilk turda oyların 51.5’ini alarak Başkanlık koltuğuna oturmuştu. Dışardan bir gözlem olarak söylersek; Annan Planı sırasında Klerides görevde bir yıl daha kalmış olsaydı, belki de Kıbrıs Rumları da plana evet deyip çözüme gidilmiş olabilirdi. Bilindiği gibi o yıl Kıbrıs siyasi tarihinde ilk kez BM Genel Sekreteri’nin himayesindeki müzakerelerden bir çözüm planı çıkmış ve demokratik bir referandumla iki tarafa da eş zamanlı olarak sunulmuştu. Bu plan bir tarafta kabul edildi, diğer tarafta reddedildi. Ve ortadan kalktı. Ardından 1 Mayıs 2004 tarihinde Kıbrıs AB üyesi oldu.

AB üyeliğinden sonra yapılan ilk seçimler Şubat 2008’deydi. Bu seçimlerde ise şartlar değişmişti. Papadopulos, Hristofyas ve Kassulidis adaylar arasındaydı. İlk turda Kassulidis yüzde 33.51, Hristofyas yüzde 33.29 ve Papadopulos yüzde 31.79 oy almıştı. Bu durumda ikinci tura Kassulidis ile Hristofyas katıldı. İlk turda Papadopulos’u DIKO’nun yanında EDEK, Evroko (Avrupa Partisi), ADIK ve KOP desteklemişti. Birleşik Demokratlar ve tabii AKEL Hristofyas’ın yanındaydı. Kassulidis’i ise DISI ve Avrupalı Demokratlar destekliyordu. İkinci turda Hristofyas oyların yüzde 53.37’sini alırken, Kassulidis yüzde 46.63’te kalmıştı.   Hristofyas 28 Şubat 2008’de AKEL lideri olarak Başkan seçilen ilk isim oluyordu böylece. İkinci turda ise DIKO, EDEK, Ekolojik ve Çevre Hareketi de Hristofyas’ı desteklerken, Kassulidis’in yanında Kıbrıs Kilisesi Başpiskoposu Hristostomos II vardı. AKEL kiliseyi de yenmişti.

Hristofyas görev süresince ciddi bir finansal krizle ve önemli siyasi olaylarla karşı karşıya kaldı. Başarısız bir başkanlık dönemi geçirdi ve siyasette gelenek haline gelen görevdeyken ikinci kez aday olma hakkından bile mahrum kaldı. Ve Hristofyas’ın katıl(a)madığı 17 Şubat 2013 seçimlerinde şöyle bir tabloyla karşılaşıldı: Nikos Anastasiadis ilk turda oyların yüzde 45.46’sını, Stavros Malas yüzde 26.91’ini, Goerge Lillikas ise yüzde 24.93’ünü aldı. İkinci tura Anastasiadis ile Malas kalmıştı. İki adayın yarıştığı 27 Şubat 2013 tarihindeki seçimlerde Anastasiadis oyların yüzde 57.48’ini alırken, Malas ise yüzde 42.52 ile geride kalmış ve Anastasiadis Başkan seçilmişti.

Ocak 2018 Başkanlık Seçimleri: “Babadan Oğula Siyaset”?

Şimdi gündemde 28 Ocak 2018 seçimleri var. Heyecan Nikos Anastasiadis (DISI), Stavros Malas (AKEL), Nikolas Papadopulos (DIKO), Georges Lillikas (Yurttaşlar İttifakı) arasında. Bir bakıma Anastasiadis ile Papadopulos merkez sağdan, Malas ile Lillikas ise merkez soldan geliyorlar. Lillikas’ın AKEL’den ayrılmış bir siyasetçi olduğunu düşündüğümüzde seçimin seyri konusunda çeşitli öngörüler yapılabilir. Öyle ki seçimler eğer ikinci tura kalır da Anastasiadis ile Malas karşı karşıya gelirse siyasetin vektörel güçlerine bağlı olarak Anastasiadis ipi göğüsleyebilir. Lakin şayet ikinci tur Papadopulos ile Anastasiadis arasında yaşanırsa ipi Papadopulos’un göğüslemesi ve bir zamanlar babasının oturduğu koltuğa kurulması hiç de uzak bir ihtimal değil.

“Babadan oğula” geleneği Doğu’da, Timur’dan Osmanlılara sirayet etmiş bir anlayış olarak görülür. İlginçtir, modern Türkiye’de örneğine hiç rastlanmamış, hatta bazı girişimler hep başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Atina’daysa ne hikmetse hükmünü sürdürmeye devam etmiştir.

Soyadı Papandreu olan üç farklı isim Yunanistan’da iktidara geldi. Yunan siyasi geleneğine 30 yıl yön vermiş Papandreu ailesinin hanedanlığı 2013 seçimlerinde PASOK’un çöküşüyle birlikte dağıldı. Bakalım Güney Kıbrıs’ta da bu eski Osmanlı gelenekleriyle yapılan siyaset sürebilecek mi? Ve bu sıcak seçim atmosferinde komşularımız nasıl bir tutum sergileyecekler?

O, kendi siyasi dünyasında çok farklı bir amaçla kullanmıştı ama, Denktaş’ın 2000 seçimlerindeki lafını da ödünç alarak bir temenni de bulunalım: Umarız Kıbrıslılar artık, kendi geleceklerini tasarlamayı amaçlayan, hakikatlerin konuşulduğu ve hakiki, içten siyasi vizyonların ortaya konduğu seçimleri yaşarlar, işi “güzellik yarışmasına” çevirmekten vazgeçerler. Hem orada hem de burada... Fazla hayalci bir temenni mi? Yoksa, hep dendiği gibi Osmanlı’da “oyun hiç bitmez” mi?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 12 7 2 3 5 23
2 BİNATLI YSK 12 6 4 2 9 22
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 12 7 1 4 5 22
4 YENİCAMİ AK 12 6 3 3 9 21
5 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 12 5 6 1 8 21
6 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 12 7 0 5 5 21
7 BAF ÜLKÜ YURDU 12 5 2 5 11 17
8 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 5 1 6 2 16
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 12 3 7 2 0 16
10 LEFKE TSK 12 4 2 6 -4 14
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 12 4 2 6 -9 14
12 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 12 3 4 5 -6 13
13 CİHANGİR GSK 12 3 3 6 -9 12
14 YALOVA SK 12 3 2 7 -5 11
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 12 2 5 5 -5 11
16 OZANKÖY SK 12 2 4 6 -16 10

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup