HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

06.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Lozan’dan garantörlüğe nKıbrıs Türkleri

Bir süre önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lozan’ın (Antlaşmasının) büyük zafer olarak anlatıldığı ve antlaşmanın masada oturanlar tarafından hakkının verilmediğini açıklıyor... Bu açıklamaya tepki verenler olduğu gibi haklı bulanlar da oldu... Doğrusu Lozan Antlaşmasına Kıbrıs Türkleri açısından bakmayı uygun buluyorum...

Lozan Antlaşmasının Kıbrıs Türkleri açısından Sevr anlamı taşıdığını, 2003’te ODTÜ Sosyal Bilimler Kongresinde sunduğum bildirimde ilk defa ileri sürmüştüm... Belki Sayın Erdoğan Adalar konusundaki vurgusunu Kıbrıs üzerinden yapmış olsaydı çok daha isabetli olacaktı... Çok daha destek bulacaktı...

Türk heyeti ilhak maddesine ses çıkardı mı?

Bilindiği gibi Kıbrıs 1878’de Birleşik Krallığa şartlı kiralanıyor... Sonrasında Osmanlı Almanya’nın yanında savaşa girdiğinde 5 Kasım 1914’te Birleşik Krallık Bakanlar Kurulu hem Osmanlı’ya savaş kararı alıyor hem de Kıbrıs’ı ilhak ediyor... Bu duruma Osmanlı tepki gösteriyor ve İngiltere Sevr Antlaşmasına da bu ilhakın tanınması için madde koyuyor... Bu konu Lozan Antlaşmasına da aynen iktibas ediliyor ve Kıbrıs’ın ilhak kararı Türkiye Cumhuriyeti tarafından böylece onanıyor... Halbuki Lozan görüşmelerinde Türk heyetinin konuyu savunmadığı, tek kelam dahi etmediği de belgelerden biliniyor... Lozan bu anlamda Kıbrıs Türkleri açısından “Sevr” manası taşıyor… Öyle ki o günkü koşullarda Kıbrıs Türkleri kendilerini bir anda Birleşik Krallık bayrağı, marşı ve egemenliği altında buluyor… Bunun Kıbrıs Türklerinde büyük burukluk ve travma oluşturduğu sanırım söylemeye bile gerek yok… Öyle ki, Kıbrıs müzakerelerinde Kıbrıs Türkleri Türkiye’nin garantörlüğünü isterken ve savunurken 1923’deki Lozan Antlaşmasındaki gibi bir gün ortada kalmayı istemediklerindendir…

O günlerde Türkiye için elbette Lozan Antlaşmasının önemini, gerekliliğini ve aciliyetini tartışmak istemiyorum… Lozan’ın bugün için de Türkiye’nin tapu senedi ve hürriyet belgesi olduğu açıktır… Kurtuluş Savaşının taçlandırılmasıdır… Lakin Kıbrıs Türkleri açısından bunun yarattığı mağduriyeti de teslim etmeliyiz… Geçmişte yaşanan bu olayın siyasi genlerden Kıbrıs Türklerine intikal ettiğini anlamak da lazım… Kıbrıs Türklerinin Lozan konusunda yaşadıkları travmayı teslim edip, bugünlerde Türkiye’nin garantörlüğüne ve güvenlik konusundaki ihtiyacın somut karşılığını da anlamak bu açıdan önemlidir… Özellikle 2004 döneminde Annan planı sırasında Kıbrıs Türkleri Lozan’da olduğu gibi Türkiye yine adayı terk mi edecek, yalnız mı bırakacak duygusu depreşiyor…

Lozan’da nerede zayıf kalındı?

Türkiye’de en büyük “Lozancıların” en çok “Kıbrısçılığı” bana samimi gelmiyor… Normal koşullarda hem Lozan’ı göklere çıkarıp hem de Kıbrıs’ta en önde “çözümsüzlük” yanlısı olmak mantıklı da değil... Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Lozan konusunda ileri sürdüğü masada zayıf kalındığı tezi Kıbrıs açısından doğrudur... Kıbrıs Türkleri Lozan Antlaşmasıyla Anadolu’ya göç veriyor… Sonrasında ulusçuluk konusunda Kıbrıs Türklerinin geç aydınlanmasının sebeplerinden birisi de Kıbrıs’ı 1923-1925 yıllarında okumuş kesimin terk etmesi ve Anadolu’ya yerleşmesi olduğu da ileri sürülüyor… Lozan’ın Türkiye’nin bağımsızlık belgesi olurken, diğer yandan Kıbrıs Türklerinin teslim belgesi olduğunu da söylememiz gerekiyor… Kıbrıs Türklerinin Lozan sonrası yaşadıkları yalnızlık her şeye rağmen 32 yıl sonra 1955’de Londra Konferansıyla gideriliyor… Bunun sonrasında bağımsız Kıbrıs’ın doğumuyla Türkiye’nin bu adadaki konumu netlik kazanıyor... Lozan’ın Kıbrıs Türkleri bakımından okunmasının reel siyaset açısından da faydası var...

Özellikle müzakerelerin yükseldiği ve çözümün kritik bir evreye girdiği bu dönemde bu tarihi geçmişin önemi büyüktür... Bu anlamda Kıbrıs Türklerinin Türkiye’nin garantörlük konusundaki hassasiyetine bir de bu tarihi geçmişten bakmak lazım... Özellikle Yunanistan ve Güney Kıbrıs’tan kurulacak yeni devletle birlikte garantörlüğün iptal edilmesine veya geçersiz sayılmasına dönük atakların beyhude çabalar olduğunu sanırım söylemeye bile gerek yoktur... Kıbrıs’ı kuran antlaşmalar ortada dururken işinize gelmeyen kısımlarını çekip bir kenara koyma işimize gelenleri koruma iddiası sanıldığı kadar kolay değildir… Bu tarihi bilgiyi yeniden hatırlatmak istedik…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.