HUNKAR SAG GIYDIRME
Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

03.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Lütfen gözlerinizi Dipkarpaz’a çeviriniz!

Dipkarpaz (Rizokarpaso) çok sayıda mağduriyet yaşıyor… Mağduriyet uzaklığından mı yoksa ilgisizlikten mi kaynaklanıyor?! Öyle ki belediyesi ve muhtarıyla aslında memleketin en güzel yerlerinden birisi… Fakat ihmalkârlık, dehşet verici boyutlarda bir mağduriyet yaratmış durumda…

Bunu geçen gün Kemal Deveci’nin Tv programında bir kez daha gözlemleme fırsatı elde ettik… Köylüler arasında hastalığından dolayı hastaneye gidecek parayı bulamayan mı istersiniz yoksa evinin pencerelerini naylonla kapatanı mı isterseniz… Çoluk çocuk pencereleri naylonla kapatılmış evlerde yaşıyorlar… Evlerin tepesinde lamarinalarla kaplı konutlar bile mağduriyetin dibini hatırlatıyor bizlere…

Getto zamanlarından kalma kareler…

Mağdur yurttaşlar büyük bir olgunlukla ve metanetle devletin kendilerine sahip çıkmasını bekliyorlar… Doğrusu insanlarımızın bu kadar kötü koşullarda yaşamasını görmek inanılır gibi değil… Dipkarpaz’ın bu görüntüleri 1963’teki Rum zulmünden kaçan Kıbrıslı Türkleri anlatıyor bizlere… Yani getto zamanlarını…

Bu beldemizin 2006’da nüfusu 5 bin 300 iken 2011 sonundaki sayıma göre 2 bin 349’a gerilediğini görüyoruz… Nüfusun yarısı ışınlanmış… Göçmüş, kaçmış buraları terk etmiş… Dipkarpaz’da bilindiği gibi Rum nüfus da yaşıyor… Onların da şikayetleri olduğunu biliyoruz… Devletin de özelin de onlara iş vermediğini söylüyorlar… Bu insanların bir biçimde bu koşullarda yaşamasına rıza göstermek mümkün değildir… Yetkililerin bu bölgeye sahip çıkması ve önlem alması gerekiyor…

Dipkarpaz’ın hatırlattıkları…

Buradan yola çıkarak bir zamanlar binlerin yaşadığı Kaleburnu, Kuruova ve Avtepe gibi köylerin de aslında neredeyse insansız köyler olmaya doğru gittiğini biliyoruz… Toprak, üzerinde çalışan işleyen ve üreten insanlar olduğu zaman değerli kılınıyor… Buralarda bir zamanlar hayvancılık, ziraatçılık yapılıyor ve tüm Kıbrıs buralardan besleniyordu… Bu köylerin yeniden desteklenerek insanların hayvancılık yapacağı, ekip biçeceği ve gençlerin topraklarına sahip çıkacağı yerleşim yerleri olması gerekiyor…

Bu yörelerin turizm bakımından da özel yerler olduğunu bilmeyen yoktur… Dipkarpaz’a dini, tarihi, kültürel ve çevre odaklı turların ve turistlerin geldiği bir yerleşim yeri olduğu biliniyor… Her gün neredeyse 15 otobüs turist geliyor, geziyor ve gidiyor…

Bu yörelerle ilgili devletin yapacağı çok şey var… Örneğin TİKA bugün küresel anlamda birçok yoksul ülkeye üretim amaçlı destekler veriyor… Bu desteği Afrika’dan Balkanlara ve Kafkasya’ya kadar uzatıyor… KKTC’nin bu güzelim yerlerine neden yapmasın? Bu konuda yörenin yerel siyasetçilerinin de yeterli çabayı göstermediklerini söylemek yanlış olmayacaktır…
Tarih, turizm, iklim… Ne ararsanız var!
Oysa ki bu yörede insanın yaşaması için çok fazla sebep bulunuyor… Öyle tarihi güzellikler var ki, insan seyretmeye doyamıyor… Bugün denizlerle ilgili kullanılmayan alanları kullananlara öncelik veriliyor… Toprak da aynı bakış açısıyla görülebilir… Ülkemizin her karış toprağına tırnaklarını geçirecek bir üretime bu yöre çok uygun… Organik tarım diye ortalık sallanıyor… Bu yöremiz bakirliği, iklimiyle tarım girişimlerine en muteber yerleşim yeridir… Yoksa insanımız buralarda yaşamak mı istemiyor?… Bunun üzerinde düşünmeli ve insanların topraklarına dört elle sarılacağı bir yerleşim yerine dönüştürülmeli…

Rahmetli Raif Denktaş’ın çok beğendiğim bir sözü var: “Ricayla yaşama son”…Bu insanların bugün yılların ilgisizliğiyle geldiği nokta tam da budur… Gerçekten Karpaz yarımadası artık hepimizin farkındalık yaratması gereken bir bölgedir… Bu bölgeye gidip turistik ziyaret yapmak değil… Karpazlı insanların üreterek hayatlarını idame ettireceği ve sefaletten dolayı buraları terk etmeyeceği bir şekle döndürülmelidir… Bunu yapmak inanın hiç zor değil… Olanakla değil; tamamen ilgi-alakayla irtibatlı bir durumdur… Bu bölgeye daha fazla zulme gerek yok…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.