• 14 Mayıs 2018, Pazartesi 8:42
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Mağusa’nın “Varoşu” ve Aynası “Maraş!

Merhum akademisyen – yazar Ulus Baker bir vakitler “yeryüzünde hiçbir yer ortasından bölünmüş bir kent kadar hüzün verici olamaz” diye yazıyor. Lefkoşa’dan bahsediyordu elbette. Peki ya; terk edilmiş bir kent? En az ortasından ikiye bölünmüş bir kent kadar, hatta ondan çok daha fazla hüzün verici değil mi? Denemek mi istiyorsunuz? Önce bir Lefkoşa’nın Suriçi’nde, Arasta’nın her iki yanındaki sokaklarında dolaşın. Sonra da Mağusa’ya geçip dikenli tellerin ardından Maraş’ı seyredin. Galiba ikincisi daha hüzün verici ve hatta ürpertici bir deneyimdir.

 

Avrupa Parlamentosu ve Filistin toprakları!

Geçen hafta Avrupa Parlamentosu Heyeti ve Maraş’ın yasal sahiplerinden bazı yurttaşlar bu hayalet kentle ilgili bir ziyaret yaparak konuyu yeniden gündeme taşımaya çalışıyorlar. “Kapalı Maraş”, “Hayalet Kent”, “Ölü Kent” ve benzeri daha nice isimle anılan bu yerleşim yerinin statüsü aslında daha 1977’de Denktaş - Makarios Doruk Antlaşması’yla belirleniyor. Bu kentin yasal sahiplerine devredilmesi hususunda bir uzlaşma sağlandığı, hatta tam kapsamlı çözüm beklenmeden hemen iade edileceği zabıtlara geçiyor. Sonrasında açıklanan BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla da yasal sahipleri dışında kimsenin yerleşimine açılmayacağı ilan ediliyor. Hoş, bu dünyada BM kararlarının ne işe yaradığını bilen varsa beri gelsin! Misal; İsrail kendisine ait olmayan ve BM kararlarıyla statüsü belirlenen Filistin topraklarına yeni yerleşimleri, gönlünün dilediği gibi pazu gücüne dayanarak halen hayata geçiriyor. Ve bunun hesabını çıkıp da soran olmuyor. Yanlış anlama olmasın, “Biz de İsrail gibi olalım” diyecek halimiz yok.

 

AİHM tazminatları yeniden hortlayabilir!

Bugün Rum yurttaşlar arasında en geniş mülke sahip olanlardan birisi, çok sayıda otelin sahibi Andreas Lordos. Maraş, AİHM’nin yasal bir kurum olarak tanıdığı Taşınmaz Mal Komisyonu’nun yetki alanına girmiyor. Bu yüzden Lordos “mülkiyet hakkını ihlal ettiği” gerekçesiyle Türkiye’yi dava etmiş durumda. Şayet bu davayı kazanırsa, mülkiyet hakkı saklı kalmak koşuluyla sadece kullanım hakkını ihlalden bile bir zamanların meşhur Louzidou davasının çok üzerinde inanılmaz yüklü bir tazminat kazanabilir. Ve Maraş’ın hüzünlü hikayesinde tartışmalar yeniden alevlenebilir.

 

Kapalı Maraş ve “Ölü” Mağusa Limanı

Kanaatimce Kapalı Maraş yasal sahipleri kadar Mağusalıların da canını sıkan ve üzen bir statüye sahip. Bir kere Mağusa, Maraş ile birlikte düşünülmesi gereken bir kent. Mağusa’nın kimliği Maraş’ı, Maraş’ın kimliği de Mağusa’yı doğrudan etkiliyor. Mağusa Limanı’nın uluslararası alana kapalı oluşuyla Maraş’ın kapalılığı aslında aynı şey değil mi? Mesela Avrupa Parlamentosu’nun yetkili ağızları Maraş’ın kapalı oluşuyla Mağusa Limanı’nın ölü oluşu arasındaki doğal irtibatı kurmadığı sürece mevzu böyle saçma sapan “milli ve şoven” gösterilerin boy gösterdiği bir alan olacaktır. Yani Maraş ziyareti yapan Avrupalılar acaba bir zamanların en büyük deniz taşımacılığına ev sahipliği yapan, o hayalet kentin burnunun dibindeki Mağusa Limanı’na neden gitme gereği görmezler? Maraş can Mağusa ise patlıcan mı? Maraş kapalı ya da ölü ise Mağusa Limanı en az onun kadar kapalı ve ölüdür.

Maraş’ı öldüren Türk tarafının kararı ise Mağusa Limanı’nı yok sayan ve öldüren o tecrit kararlarının sorumluluğu Avrupa kurumlarında değil mi? Kaldı ki Maraş uzun yıllardır kapalı ve sanki kapalı olmasından Rum siyasi elitleri ve uluslararası güç odakları da pek memnun gibiler. Öte yandan Mağusa Limanı açık olduğu halde kapalı muamelesi görmesinde Maraş’ı ziyaret eden Avrupalı siyasi elitlerin de katkısı yok mu? Kişisel görüşüme göre Maraş Türk otoritelerinin yetkisi altında esas sahiplerine iade edilerek yerleşime açılması gereken bir yerdir. Peki Mağusa Limanı’nı ne yapacağız? Mağusa Limanı’nın, Mağusalıların ve tabii tüm Kıbrıslı Türklerin suçu ne? Bu konularda Avrupalı siyasi elitlerin eğri oturup doğru konuşmasının zamanı çoktan geldi de geçti bile! Kendilerine “elinizden bir şey gelmiyorsa oturun oturduğunuz yerde gölge etmeyin başka ihsan istemeyiz” demek gerekiyor. Ve bu ‘hüzün’ hem Maraş’a, hem Mağusa’ya hem de Kıbrıslılara artık fazla ağır geliyor.

Hamiş: Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Guterres Belgesi’yle ilgili yaptığı doğru ve yerinde açıklamalar Türkiye’de bazı muhaliflerin yanlış biçimde istismar malzemesine döndürülüyor. Kıbrıs konusunun Türkiye iç politikasında böyle istismar malzemesi olarak, hele de bu kadar yanlış biçimde kullanılması tehlikelidir. Bu konuda herkes ne söylediğini iyi düşünmelidir. Öyle ki 25 Haziran veya 9 Temmuz sabahı seçimi kazandığı takdirde muhalefet de Kıbrıs gerçeğiyle ve dosyasıyla (kaldığı yerden yani reel uyuşmazlık durumundan) gerçekler ışığında ilgilenmek durumunda kalacak. Kıbrıs 1964 yılından beridir Türk hükümetlerinin istisnasız tümünün ciddi mesaisini alıyor!

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 8 8 0 0 18 24
2 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 8 6 1 1 10 19
3 BAF ÜLKÜ YURDU 8 5 2 1 12 17
4 CİHANGİR GSK 8 4 2 2 2 14
5 TÜRK OCAĞI LİMASOL 8 4 1 3 8 13
6 GÖNYELİ SK 8 4 1 3 2 13
7 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 8 4 0 4 6 12
8 BİNATLI YSK 8 3 1 4 -3 10
9 GENÇLİK GÜCÜ TSK 8 2 3 3 -2 9
10 LEFKE TSK 8 2 3 3 -4 9
11 ÇETİNKAYA TSK 8 2 3 3 -6 9
12 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 8 2 2 4 -4 8
13 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 8 1 5 2 -8 8
14 GİRNE HALK EVİ 8 2 0 6 -5 6
15 ESENTEPE KKSK 8 1 1 6 -13 4
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 8 0 3 5 -13 3
yukarı çık