KTV
  • 01 Mayıs 2017, Pazartesi 8:35
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Müzakerelere nüfuz etmek

Sınır kapılarında gümrük memuru, polis ve sokakta birçok yurttaş müzakereleri soruyor, çözümü merak ediyor… Müzakereler başladı ne dersin hocam çözüm umudu var mı? Doğrusu çözüm umudu olmasın olur mu?! Adeta yüzyıl savaşlarına dönen müzakereleri değerlendiriyoruz… Yeni söyleşilerimizden birisini değerli dostum Vasfi Çiftçioğlu ile beraber yapıyoruz… Söz konusu sohbeti geçen hafta RIK 2’de ve SİM TV’de ortak yayınlanan Biz-EMİZ programında 50 yıllık müzakere sürecini konuşuyoruz… Anladığım kadarıyla gelen tepkilerden birçok yurttaşın da benzer algı içinde olduğu…

Lider odaklı müzakereler: Birinci düzey

Müzakerelere aslında lider odaklı yani ada merkezli bir düzeyden bakılıyor olmasının yarattığı sıkıntıları konuşuyoruz… Bilindiği gibi 1968’de başlayan Kıbrıs müzakerelerini konuşurken hemen gözümüzü önüne Denktaş ve Klerides geliyor… Bunun nedeni mevzuya ada odaklı lider odaklı bir sınırlı perspektiften bakıyor olmamızdan kaynaklanıyor olması… Yani sürekli Kıbrıs uyuşmazlığının birinci düzeyine bakıyoruz… BM görevlilerinin ve İngiltere’nin açıklamalarında, AB’nin resmi komiserlerinin referanslarında, meclislerimizde, gazetelerimizde, hükümetlerimizde, siyasal partilerimizde, akademisyenlerimizin açıklamalarında “Akıncı şöyle yaptı”ydı, “Anastasiadis sinirli biçimde yemeği terk etti”ydi falan… Önceleri Eroğlu ve Hristofyas’ta yapıldığı gibi ya da Talat ve Papadopulos da olduğu gibi… Yani mevzunun önünde duran ve aslında mevzunun sadece birinci düzeyiyle ilgili aktörlerin açıklama ve davranışları konu ediliyor… Böylece sorun sanki mahalli bir özelliğe sahipmiş gibi bir hava yaratılıyor… Yani yerel bir konu oluyor… Bu yaklaşımdan dolayı da mevzu böylece kendi haline bırakılmış oluyor… Halk da buna bağlı olarak sorunun çözülmemesinden mesul tuttuğu lideri her seçimde evine gönderiyor… Hem de bu gönderme iki tarafta da oluyor… Yani Kıbrıs’ın iki tarafında oturan Türkler ve Rumlar liderlerini hemen ilk seçimde değiştiriyorlar… Bu noktada ilginç bir düzenek oluşuyor… Kıbrıs uyuşmazlığı ada üzerinde yaşayan Türkler ve Rumlar veya Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasında bir mevzu gibi inşa ediliyor… Böyle olunca sorunun en optimum çözümü de müzakere etmek oluyor… Yani Kıbrıslılar kendilerinin oluşturduğuna inandıkları meseleye çözüm bulmak için sürekli müzakere ediyorlar ve/veya müzakereci olacak Cumhurbaşkanı seçiyorlar…

50 yıldır 2. ve 3. düzey kayıp!

Bunun da 50 yıldır kanayan yaraya ilaç olmadığını görmek istemiyor… Kısaca Kıbrıs uyuşmazlığının salt ada düzeyinde başlayan ve oluşan bir mesele olmadığını söylemek istiyorum… Elbette kavgaya tutuşan, vuruşan Türkler ve Rumlar olabilir… Lakin bu kavgaya sebep olan onları kavga ettiren hiç mi başka bir güç yok? Buradan itibaren işin içine uluslararası ilişkiler analiz düzeyleri mevzusu giriyor… Mevzunun en az iki düzeyi daha olduğunu görmemiz gerekiyor… Birinci düzeyi yukarıda anlattım… İkinci düzeye ise pek ala Doğu Akdeniz havzasını koymak mümkündür… Bunun ana bağlamını Türkiye ve Yunanistan oluşturuyor… Yani müzakereler denilen şey Akıncı ve Anastasiadis arasında olduğu kadar Türkiye ve Yunanistan arasında da sürüyor… Bunun da yeterli olmadığını ekleyelim ve üçüncü düzey dediğimiz bağlamda da yani uluslararası sistem odaklı da konuya yaklaşmaya çalışalım… O da bilindiği gibi küreselleşme sürecinin ortasına bırakılan medeniyetler çatışması söylemidir ki, bu da üçüncü bağlamı oluşturuyor: Müslüman Hıristiyan uzlaşmazlığı… Bu üç düzeyin birlikte eş zamanlı olarak değerlendirmeyen ve aktörleri bu seviyeler üzerinde tahlil etmeyen yaklaşımlarla, sadece ada düzeyiyle sınırlı olarak konuya yaklaşmak eksik analiz yapmaya sebeptir… Bugüne kadar siyasiler de biz akademisyenler de halkı meseleyi böylesi farklı düzeyli analizlerle pek bilgilendirmiş değiliz… Bundan sonra yapalım bari…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 10 6 0 4 5 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 2 2 4 17
5 BAF ÜLKÜ YURDU 10 5 1 4 12 16
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
7 YENİCAMİ AK 9 4 2 3 5 14
8 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 5 1 4 14
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 9 2 4 3 -2 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 9 2 3 4 -8 9
13 YALOVA SK 9 2 2 5 -2 8
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
15 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 1 4 4 -8 7
16 CİHANGİR GSK 9 2 1 6 -11 7

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup