Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

28.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

“PISA yenilir, yutulur değil!”

Değerli dostum Prof. Dr. Osman Cankoy’un önemli bulduğum bir analizini bugün okuyucularımızla paylaşmak istiyorum… Kendisinin önemli bir eğitim bilimci olduğunu söylememe bile gerek yok sanırım… Özellikle bu tür konularda görüş ve düşüncelere köşemizin her zaman açık olduğunu söylemek istiyorum… Bu konuyu çok önemli bulduğumdan yazısına hiç dokunmadan aynen yayınlıyorum…

“Kısa adı PISA (Program for International Student Assessment) olan Uluslararası Öğrenci Başarısını Belirleme Programı,15 yaşını tamamlamış öğrencilerin katıldığı ve ülkelerin eğitim sistemlerini değerlendirmeye yönelik uygulanan bir ölçme-değerlendirme sürecidir. Ağırlıklı olarak OECD ülkelerindeki gençlerin katıldığı bu ölçme-değerlendirme süreci her ne kadar eğitim sistemlerini değerlendirme temelinde ifade edilse de esas amaç ülkelerin ekonomik alanda rekabet edebilirlik seviyelerini belirleme ve bu bağlamda karşılaştırmalarda bulunmaktır. Mesleğim gereği, 2000 yılından başlayarak her üç yılda bir gerçekleştirilen PISA sınavı sonuçları incelemekteyim. Sınav, temelde Fen Bilimleri Okuryazarlığı, Matematik Okuryazarlığı ve Okuma Becerileri gibi alt testlerden oluşmaktadır. Bunun yanında özellikle öğrencilerin motivasyon ve tutumları ile ilgili de bu sınav aracılığıyla birçok veri toplanmakta ve yorumlanmaktadır. Her seferinde sınava uluslararası düzeyde milyonlarca öğrencinin katılması PISA Sınavı’nın önemini oldukça artırmaktadır. En son gerçekleştirilen PISA 2015’e,  28 milyon civarında öğrenci katılmıştır.

PISA neyi ölçüyor?

İnsanoğlu asırlardır yaptıklarını gözden geçirme bağlamında ölçme-değerlendirmeye ihtiyaç duymaktadır. Bunun için de çeşitli ölçme araçları kullanımı kaçınılmazdır.  Ancak olayın bütünselliği düşünüldüğünde öncelikle ölçülecek olan durum, süreç, özellik veya becerinin kalite ve tutarlılığına bakmak sonra da bunu ortaya çıkarabilecek nitelikte ve peşinde olduğumuz, değer biçmeye çalıştığımız özellikle uyumlu ölçme aracı sorgusunu öne çıkarmak gerekir. Birkaç örnekle durumu daha da netleştirmeye çalışalım. Örneğin hava sıcaklığını, teraziyle ya da bir masanın uzunluğunu kırık, eğri-büğrü bir cetvelle ölçmeye çalışmamalıyız. Çok iyi yetişmiş, çeşitli yeteneklere sahip bir öğrencinin performansını ortaya çıkarmak için kullandığınız ölçme araç veya süreci sağlıklı değilse, hava sıcaklığını teraziyle ölçmeye kalkışmışsınızdır. İşte bu noktada PISA sınavı

gözden geçirildiği zaman öğrencilerin ezberleyebilme kapasiteleri veya işlemleri hızlı yapabilme durumları gibi gerçek hayatta çok da işimize yaramayan ya da nerede kullanılacağını bilmediğimiz özellikler değil, daha çok akıl yürütme, problem çözme, bilgileri gerçek yaşam durumlarında hayata geçirme ve kritik düşünebilme gibi özelliklerin irdelendiği bir ölçme sisteminin öne çıktığını görmekteyiz. Bu bağlamda eğitim sistemlerini doğa ve gerçek yaşam temelinde şekillendirmemiş ülkeler PISA sınavı sonrasında hüsrana uğramaktadırlar. Onlar için PISA sonuçları yenilir, yutulur değil.

Anadiline hakim olmayan bir öğretmen öğrencisine neyi, nasıl öğretecek?

PISA 2015 sonuçlarına hızlı bir biçimde bakıldığı zaman, sınava katılan bazı ülke öğrencilerinin bırakın matematiksel ve fen bilimleri becerilerini, kendi anadillerini bile etkin kullanamadıkları sonucu göze çarpmaktadır. Bu durum aslında bir alarm durumudur. Şu sıralar 15 yaşlarında olan gençlerin geleceğin profesyonelleri olacakları gerçeğiyle şöyle bir düşünce gezisine çıkalım; anadiline hakim olmayan bir öğretmen öğrencisine neyi, nasıl öğretecek? Anadiline hakim olmayan bir hakimin vereceği karara ne kadar güveneceğiz? Anadiline hakim olmayan bir yasa koyucunun yasası toplumu nasıl yönlendirecek? Örnekleri artırmak mümkün, ama başarısız olan ülkelerde hala anadil derslerinde bile kitap okunmaz, dolaylı tümlecin ne olduğu, üleştirme sıfatının ne olduğu irdelenir. Matematik derslerinde, en hızlı işlem yapabilen öğrenciler yüceltilir. Ancak bu öğrencilerin birçoğu 10TL’lik bir hesap makinesinin onlardan çok daha hızlı işlem yaptığını görünce bunalıma girmektedir. Hep öğrencilerin “Bu ne işimize yarar? Bunu nerede kullanacağız?” soruları geçiştirilir. Çünkü bizim, hiç geçikmeden birçoğu gerçek yaşamla bağı olmayan müfredatları yetiştirmemiz gerekir. Sanki akabinde aya çıkacağız. Aya çıktılar değerli dostlar, hem de eğitimde oyun oynayarak, bol bol kitap okuyarak (ama sınıf ortamında), kerrat cetvelini ezberlemeden.

Sınav endeksli çerçeveden çıkmak zorundayız!

Aslında çözüm çok basit, her çocukta doğuştan var olan yaratıcılık ve özgürlüğü eğitim yoluyla köreltmeden, doğa ve gerçek yaşama bağlı ve gerçek yaşam problem ve meseleleriyle başedebilecek birerleri yetiştiren sistemlerin kurumsallaşması için çalışılmalıdır. Tabi ki sözünü ettiğimiz tüm bu gerçekler PISA sınavının mükemmel ve yeri doldurulamaz bir gereklilik olduğu anlamı taşımaz. Durum, bu sınav aracılığıyla ortaya çıkan bazı gerçeklerden söz etmektir. Belki de bizim de payımıza bir şey düşebilir düşüncesindeyiz.

Özet olarak söylenmesi gereken, öğrencilerimize özellikle zorunlu eğitim sürecinde daha nitelikli, daha kavramsal, onlara anlamlı gelen ve yaşama geçirebilecekleri bilgi ve becerileri kazandırmaktır. Birçok insanın karşı olduğu KGS, LYS, TIMSS ve PISA gibi standart sınavlar sözünü ettiğimiz çerçevede yetiştirilen öğrenciler için büyütülecek ve korkulacak durumlar ve engeller olmaktan çıkacaktır. Öğrencileri sınav endeksli bir çerçevede değil, yaşama dair, araştırmacı bir ruha sahip, kritik düşünceyi içselleştirmiş, bilimsel düşünebilen, çok okuyan bir anlayışla yetiştirirsek standart sınavlar öğrencilerin karşısında aciz bile kalabilir. O zaman PISA, yenilir, yutulur.”

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.