KTV
  • 12 Temmuz 2017, Çarşamba 8:03
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

 “Self-Determinasyon” içeren federasyon: Garantörlükten daha değerli değil mi?

Kıbrıs müzakereleri yazın ortasında aniden altın dokunuşla tavan yapıyor ve ardından da tumba gidiyor… Bakıldığında daha ilk günden Anastasiadis’in Crans- Montana’ya gidişinin tamamen duygusal olduğunu konuşmuş ve anlatmaya çalışmıştık… Duygusal derken de siyasetçinin duygusallığına yön veren şey yeniden seçilmek! Anastasiadis ile Akıncı arasındaki temel fark da burada yatıyor! Birisi seçimi diğeri anlaşmayı/çözümü ve uzlaşmayı düşünüyor… Anastasiadis önce Cenevre'de, ardından da haziran sonu başlayıp temmuzun ilk haftasına kadar süren zirvede Türkiye’nin garantörlüğünü ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin statüsünü garantörler nezdinde ve BM huzurunda yargılamayı istiyor… Peki bunu neden yapıyor?

Seçim müzakeresi!

Öyle ki Makarios’tan Hristofyas’a kadar önceki liderlerin hiçbirine böylesi bir fırsat tanınmıyor! Anastasiadis bu fırsatı Şubat 2018’deki seçimlerin ana hammaddesi yapıp bunun üzerinden seçim kazanmayı istiyor… "Bakın ben müzakereleri garantörlük ve Türk askerinin tamamen adadan çıkması konusunu uluslararası kayıtlara geçirdim… Bana bir fırsat daha verirseniz bu iki konuyu önümüzdeki dönemde tamamen Kıbrıs milli tezleri ve Helen ulusal çıkarları çerçevesinde çözmeyi vaat ediyorum…" argümanını hazırlıyor. Bu malzeme ona seçimi kazandırır mı?

Elbette bu durum Güney’deki seçmenler için hiç de fena bir argüman değil… Diğer alternatif adayların tezlerinin etkisinin bunun yanında çok daha zayıf olacağını şimdiden öngörmek zor olmasa gerek… Peki bu duruma KKTC ve Türkiye neden destek vermiş oluyor? Bunu onlara sormak lazım!

Türkiye ve KKTC ne diyor?

BM Genel Sekreteri yani BM’yi yönetenler Anastasiadis’e böyle bir servisi neden çekiyorlar? Onu anlamak için ABD, İngiltere, Rusya, Fransa gibi güçler yanında bir de petrol ve doğalgaz şirketlerinin Anastasiadis hesaplarına bakmak lazım! Buradan yola çıkarak müzakerelerin geldiği noktaya yakından bakıldığında şu durumla karşılaşmak mümkündür: Müzakerelerin son safhada olduğunu iddia eden Türkiye ve KKTC makamları, bunu uluslararası toplantı zabıtlarına geçirecek etkili önerileri sunabildiler mi? Garantörlük ve Türk askerinin statüsü hususunda ciddi beyin eksersizleri yapılmış mı? Yani alternatif düşünme modelleri çerçevesinde Rum-Yunan ve hatta İngiliz ekiplerini ikna edecek yeni alternatifli önermeler yapılabildi mi? Yoksa klasik dosyalar üzerinden bir müzakere ile tüm olanaklar tüketilerek İngiltere’nin konumunu haklı çıkaracak bir noktanın ötesine geçilemedi mi?

İngiliz paradigmasından çıkılacak mı?

Doğrusu 1960 modeli görüntü olarak Türk-Yunan dengesi üzerinden biçimlenirken aslında içerik olarak İngiltere’nin konumunu Kıbrıs’ta sağlamlaştıran bir uzlaşma olduğunu görmek gerekiyor… Son sömürgeci güç olarak İngiltere Kıbrıs uzlaşmasını ve bağımsızlığını “vesayet” üzerinden biçimlendiriyor… Öyle ki Kıbrıs bağımsızlık kazanıp BM üyesi olurken vesayet en asli unsuru haline geliyor… Vesayet derken de Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki kurucu halkı olan Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların asla kendi kaderlerini tayin hakkı onlara BM şartına aykırı biçimde verilmiyor… Bugün müzakerelerin doğrultusuna bakıldığında Rumlar Türkiye’nin garantörlüğüne karşı çıkarken Türkler ona sarılıyor… Bu durum ilelebet İngiltere’nin kurguladığı paradigmaya hizmet ediyor…

Eğer Kıbrıs’ta çözüm ve dengeli uzlaşma arayışı gerçekten varsa şu alternatif neden ortaya konmuyor: AB üyesi olacak federal devletin iki kurucu halkının 1963 benzeri bir uzlaşmazlık ortaya çıktığı takdirde halklar tek başlarına demokratik kendi kaderini tayin hakkını kullanır!

Böylesi bir açılım ne garantörlüğün kısır bir zeminde konuşulmasına ne de konuyu sadece Türk askerinin statüsünü tartışmaktan çıkarır… Yani kurulacak devletin iki ortağını anlaşmazlık durumunda demokratik kendi kaderini tayin hakkını kullanır ilkesi antlaşmada zabıtlara girdiğinde, garantörlükten de Türk askerinin statüsünden de daha değerli değil mi? Bu yol denenmiş olmasına rağmen hâlâ müzakereler sürüncemede kalıyor ise o zaman BM’den bunun gereğini yapmasını talep edebiliriz… Bu yol hem İngiltere’nin hem Güney Kıbrıs’ın turnusol kâğıdı olacağı gibi çözümü gerçekten kimin istediğini berrak biçimde ortaya serilebilir… Sonrasında da müzakerelerden hakkıyla bir halt çıkmayacağını ilan etme imkanı doğar…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 10 6 0 4 5 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 2 2 4 17
5 BAF ÜLKÜ YURDU 10 5 1 4 12 16
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
7 YENİCAMİ AK 9 4 2 3 5 14
8 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 5 1 4 14
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 9 2 4 3 -2 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 9 2 3 4 -8 9
13 YALOVA SK 9 2 2 5 -2 8
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
15 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 1 4 4 -8 7
16 CİHANGİR GSK 9 2 1 6 -11 7

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup