KTV
  • 03 Mayıs 2017, Çarşamba 8:34
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Siyasetin görmesi gereken

Türkiye’nin 1974’ten12 Eylül 1980’e kadar olan 6 yılına bakıldığında birçok diplomat, yargı mensubu, akademisyen, gazeteci, polis müdürü, siyaset insanının öldürüldüğünü görürsünüz… Radikal Gazetesi’nin “Demokrasinin 50 Yılı:1945-1995” adıyla yayınlanmış iki ciltlik eserine göz atıyorum… Kıbrıs okuması yaparken dikkatim bir anda teröre yöneliyor… Özellikle 1974 sonrası iç siyasetteki kutuplaşma ve buna bağlı olarak ülkenin kontrolden çıkışını görmek enteresan… Sanki gizli bir el bir merkezden Türkiye’yi batağa götürmek için uğraşıyor… Özellikle Kıbrıs harekâtından sonra başlayan süreçte içerde ülkenin yetişmiş birçok insanına yönelik terör saldırılarını ya da dışarıdaki diplomatlara dönük benzer saldırıları belki de aynı merkez yönlendirmiş gibi bir his uyanıyor… Bu durumun o günün siyasi aktörleri tarafından görülmemiş olması şahsen inandırıcı gelmiyor… Yani ülkenin karanlık bir döneme çekilmesine göz göre göre izin verilmesinin siyasetin meşruiyetinin sorgulanmasına neden olacağı ayan beyan ortadayken buna inanmak mümkün değil… Öyle de oluyor… Askeri idare ülkede yönetime el koyuyor… Siyaset kendi demokratik araçları ve dinamikleriyle sorunlara çözüm üretemediğinde işe “doğal” olarak askerler el koyuyor… O günlerde ordunun Kıbrıs üzerinden kazandığı askeri zaferin de bu işte bir yere kadar etkisi olduğu söylenebilir…

Demokrasi çözüm üretiyor olmalı

Buradan bakarak Türkiye’de demokrasinin memleketin meselelerine çözüm üretiyor olmasının önemi bugünlerde daha da öne çıkmaktadır… Ülkenin olağan şartlarda demokrasiyle idare ediliyor olması ülke insanın huzuru, refahı ve mutluluğu bakımından büyük önem arz ediyor… Öyle ki Türkiye’nin 12 Eylül 1980’de terör üzerinden bir yere taşınması gerekiyordu ve sanırım taşındı… Buna elbette ki 1952’den itibaren NATO üzerinden kurgulanan ve sonrasında Soğuk Savaş koşulları içerisinde biçimlenen bir bağlamda bakmak lazım… Batı savunma sistematiğinin içinde önceden başka bazı askeri darbe ve müdahalelerin olduğu vakıadır… Yani 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 28 Şubat 1997 gibi… Bunların her birinin mutlaka özgün koşullarda biçimlendiğini ve her birinin dışarısı ve içerisi açısından hizmet edeceği hedefler olduğu da az çok tahmin edilebiliyor… Buradan kalkarak Türkiye’nin 15 Temmuz 2016’da içine sürüklendiği kalkışmanın da aslında başarısız olmasının ülke açısından yarattığı fırsatların siyasi karar vericiler tarafından iyi değerlendirilmesi gerekiyor, ancak bu durumun pek dikkate alındığı söylenemez…

Güvenlik açıkları ve riskler

Yani Türkiye bu kalkışmayla birlikte demokrasisi ve ekonomik istikrarı bakımından daha da kırılgan bir döneme giriyor… Bunun üzerine ülkenin siyasi ve ekonomik karar vericilerinin bütün riskleri gözeten bir yaklaşımla demokrasiyi gözetir bir şekilde vermeleri gereken kararları, neredeyse tam aksi yönde aldıklarını bugünlerde yapılan tartışmalarda üzülerek görüyoruz… Öyle ki 15 Temmuz 2016 tarihi Türkiye için inanılmaz fırsatlar yaratmışken sanırım şu andaki tartışmalar durumun başka bir yere evirildiğini göstermekte… Ülkenin geleceği bakımından içinden geçtiğimiz referandum süreci ve sonrasındaki tüm tartışmalar siyaset kurumuna ilişkin bir güven erozyonunu ortaya çıkarıyor… Burada üzerinde durulması gereken önemli nokta şudur: Henüz üzerinden bir yıl bile geçmeyen kalkışmanın yaraları sarılmadan içine yuvarlanılan referandum sürecinin güvenlik açıkları ve riskleri büyük olabilme ihtimali vardır… Türkiye önce kalkışmayla siyasi iradeye büyük bir enerji ve güç depolarken ardından referandumla depoladığı enerjiyi boşa harcıyor görüntüsü veriyor… Bundan çıkış yolunun siyasi karar vericilerin elinde olduğu açıktır… Bu durumdan çıkmak için hızla ulusal çıkarlar üzerinden yeni bir değerlendirme yapmak gerekiyor…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 10 6 0 4 5 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 2 2 4 17
5 BAF ÜLKÜ YURDU 10 5 1 4 12 16
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
7 YENİCAMİ AK 9 4 2 3 5 14
8 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 5 1 4 14
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 9 2 4 3 -2 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 9 2 3 4 -8 9
13 YALOVA SK 9 2 2 5 -2 8
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
15 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 1 4 4 -8 7
16 CİHANGİR GSK 9 2 1 6 -11 7

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup