Cyprus Today sol
  • 17 Mayıs 2017, Çarşamba 7:43
Prof. Dr. MehmetHASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

 “Sözde” siyaset ve karar alma kültürü 

Kıbrıs sularında doğalgaz bulunalı beri çözüm denklemine bir de bu değişken üzerinden analiz yapanlar her geçen gün artıyor… Aslında çözümün maliyeti bağlamında konuya bakıldığında uzlaşmanın uzlaşmazlıktan daha maliyetli olacağı sanısının belli düzen tasarımcılarının kafasını zorladığı görülüyor… Statüko denkleminden çözüm formülüne geçmenin mutlaka bir faturası olacağı düşünülüyor… Bu düzen tasarımcıları sadece çözümün maddi boyutuna bakmakla kalmıyorlar… Bu birincil olarak çözüm masasındaki yerini koruyor. Öyle de işin salt finansal faturasına takılmak zihinsel melekelerin sınırlanmasına ve dolayısıyla federal çözüm dinamiklerinin pasifleşmesinde rolü olabilir mi?… Bu soru aslında pek kıymetsiz değildir… Özellikle sorunun oluşmasında ve sürmesinde temel rol oynayan aktörlere olgular üzerinden bakmak gerekiyor. Yani karar almada siyasi kültürün realiteden mi yoksa mitolojik tasarımlardan mı beslenmektedir?

Kipriyanou ve “Sözde siyaset”

Buna cevap verebilmek için bundan 52 yıl öncesinin bir tartışmasına bakmak gerekiyor… Bugünlerde, BM 20. Genel Kurulu'nun Siyasi Komisyonu'nda dönemin Kıbrıs Dışişleri Bakanı Spiros Kipriyanou’nun Aralık 1965’de yaptığı konuşmayı okuyorum… Kipriyanou BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma için seçtiği sözcükler son derece düşündürücü… Hem de BM Güvenlik Konseyi’nin 186 sayılı kararının üzerinden henüz 18 ay geçmişken… Peki ne diyor Kipriyanou? Zürih ve Londra antlaşmalarının önüne “sözde” kelimesini koyarak en az 8 farklı yerde bunu kullanıyor… Yani aslında olmayan antlaşmalardan söz ediyormuş gibi konuşuyor… Aslında bu antlaşmaların zorla imzalatıldığı ve bunların hukuki hiçbir değerinin olmadığını hem 52 yıl önce hem de BM Genel Kurulu'nda ifade ediyor… Yani bir dışişleri bakanı kendisini bakan sıfatıyla oraya çıkaran ve Kıbrıs'ı BM’ye bağımsız devlet olarak kaydedilmesini sağlayan belgelere paçavra bile diyebiliyor… Hatta bu konuşmasında aslında Kıbrıs meselesinin çok ama çok basit olduğunu da ifade ediyor… O'na göre aslında mevzu neymiş biliyor musunuz? Mevzunun azınlık ve çoğunluk meselesi olarak ele alındığı anda çok basitleşebileceğini ve buradan itibaren çözümünün de daha kolay olacağını söylüyor… Yani anlaşılıyor ki o günlerde yerel siyasetçiler “düveli- muazzama” önünde açıkça ve cesurca konuşabiliyorlar…

İhsan Sabri Çağlayangil ve Zurih-Londra Antlaşmaları

Yine o günlerde mevkidaşı olan yani dönemin Türkiye dışişleri bakanı İhsan Sabri Çağlayangil de BM Genel Kurulu, Siyasi Komisyonu'nda bir konuşma yapıyor… Meselenin bu komisyonda ilk defa ele alınmadığını ve daha önce 1954, 1956, 1957 ve 1958 yıllarında yani Kıbrıs henüz İngiliz sömürgesiyken ele alındığını anlatarak konuşmasına başlıyor… Mevzunun yani Kıbrıs meselesinin coğrafi, etnik ve Türk-Yunan ilişkileri bakımından oturduğu yeri anlatıyor… Tezlerini de bunun üzerinden ve Kıbrıs’ın bağımsızlığını elde ettiği uluslararası antlaşmalara dayalı olarak analiz ediyor... Konuşmasını Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasının ortaya çıkardığı cumhuriyetin ve başkanlık sisteminin özellikleriyle iki halkın doğrudan katıldığı meclislerine de atıflarla sürdürüyor… Denebilir ki Kipriyanou’nun sözde diye nitelediği Zürih ve Londra Antlaşmaları'nın neye hizmet ettiğini propaganda yapmadan izah ediyor… Yani ENOSİS ve Taksim tezlerinden iki tarafın feragat ederek ortaya çıkardığı bir siyasi realiteden söz ediyor…

İki farklı siyasi kültür ve algılama farkları

İki konuşma kıyaslamalı olarak okunduğunda aslında siyasi kültürün özüne ilişkin önemli bir ipucu elde ediyoruz… Kıbrıs’tan Kipriyanou gerçeklere ve hukuki temellere dayalı olmayan ve tamamen mitolojik bir konuşma yapıyorken, Türkiye’nin dışişleri bakanı Çağlayangil ise realitelerden ve uluslararası antlaşmalardan hareket ederek konuşmasını başarıyla ve ikna edici biçimde ortaya koyuyor… Buradan kalkarak şu tezi rahatlıkla ifade etmek mümkün: Rum elitleri Kıbrıs meselesinin çözümüne veya sorunun monografik anlamda analizini yaparken milli bir propaganda üzerinden fikriyatlarını ortaya koymaktadırlar… Bunun da temelinde iki kültürün siyasi anlamda dayandığı temel veriler vardır… Kıbrıs Rum elitlerinin neden siyasi kültürde mitoloji yoğun ve çoğunluk esprisiyle karar aldıklarını anlamak zor değildir… Bu siyasi kültürün değişme ihtimali doğrusu bana çok zayıf görünüyor… Çözüme de aslında bu temel siyasi kültür pek müsaade etmiyor… Sonuç olarak doğalgaz meselesinde de bu algılamalar üzerinden karar verileceği düşünüldüğünde mevzunun çözümüne dönük umutlu olmak için fazla bir gerekçe bulunmuyor…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 28 18 7 3 34 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 28 16 5 7 18 53
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 28 16 5 7 15 53
4 BİNATLI YSK 28 14 7 7 19 49
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 28 11 11 6 8 44
6 BAF ÜLKÜ YURDU 28 11 8 9 14 41
7 LEFKE TSK 28 12 5 11 11 41
8 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 28 13 2 13 2 41
9 CİHANGİR GSK 28 11 6 11 2 39
10 TÜRK OCAĞI LİMASOL 28 12 2 14 2 38
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 28 10 7 11 3 37
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 28 10 2 16 -25 32
13 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 28 8 7 13 -15 31
14 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 28 5 8 15 -32 23
15 YALOVA SK 28 5 7 16 -21 22
16 OZANKÖY SK 28 4 7 17 -35 19
yukarı çık