HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

26.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Statüko: “Hık dedi burnundan düştü”!

Siyasal hayat iki taraflı kısırlaşıyor… Öyle ki 1974’te ortaya çıkan yeni düzenin kendisine uygun siyasal partileri iki yanda da benziyor… “Tıpkısı aynisi” derler ya tam o misal! Yeni düzen” derken, statükonun halihazırdaki durumunu kast ediyorum…Yani hayatımızı silikleştiren, streotipleştiren ve kısırlaştıran…

Öyle ki bu siyasal hayata bir şey katmadan iktidar olmak ana muhalefet olmak cabadan… Fazla bir şey söylemeye gerek yok… Birkaç mevzu var; onları ısıtıp ısıtıp milletin önüne koyun…Mutlaka alıcısı oluyor…

Siyasete şekil verenler…

Şimdi bu duruma yakından bakalım… Kuzey’de yeni düzenden önce bir tek CTP var. Gerisi 1974’ün ürünü…Güney’de eskiden beri AKEL var…Evet DIKO ve EDEK de eskilerden… Gerisi orada da 1974’ün ürünü…Yani siyasete şekil veren 1974’ün ortaya çıkardığı ekonomik-politik-sosyolojik-psikolojik şartları… Bu aslında bir tür fiilen bölünme dönemi… Bu tarihten beri nicedir bu düzenden beslenen partiler statükoyudeğiştirme vaatleri veriyorlar… Yenisi eskisi bu bölünme üzerinden şekilleniyor ve bunun yarattığı spekülatif siyasetten faydalanıyor… Halkın büyük çoğunluğu iki tarafta da bu partilere düzeni değiştirecekleri vaatlerinden ötürü oy veriyor… Hâlâ da bu böyle… Düzen taş gibi yerinde partiler de! Kuzey’den veya Güney’den bu statükodan şikayet eden partilerin tümü yalan söylüyor… Onlar kendilerini besleyen büyüten ve doğuran siyasal durumu değiştirmek isterler mi? Bazen çözüm üzerinden, bazen çözümsüzlük üzerinden kutuplaşıyorlar… İşte o kadar!

Güney’de 1974’ten beridir uzun ara Girne vekilleri seçiliyor… Girne nerede? Hristofyas Girne vekili olarak iki kez Kıbrıs Cumhuriyeti Meclis Başkanlığı bile yaptı… Komünist partinin genel sekreteri “gerçek-dışı” yani “fiilen” olmayan yerleşim yerinden vekil oluyor… Bunun adı da “reel sosyalizm” oluyor! Halk dönüp dönüpyıllarca bunlara oy veriyor! Bu siyaset çağı aydınlanma öncesine denk geliyor… Yani 1974 kendisine uygun siyaset erbabını iki tarafta da üretiyor… Bu bile siyasetin hurafeden beslendiğine örnek olabilir…

Kuzey’e bakıldığında da durum daha parlak değildir… Bu tür hurafeler olmasa da başka şeyler var…Çözüm isteyen ortalama sivil bir yurttaş yıllarca hain(Rumcu) muamelesi görüyor…Şimdilerde bu değişiyor…Kuzey’de mal mülk meselesinde ciddi sorunlar oluyor… Türk malı diyorlar… Onunla kredi alınıyor… Diğer mülklerle bankalar kredi vermiyor…Demek bu konuda reel olmayan bir mal türü var… Bankacılık yapanlar bilir…Onlar finans ticaretini en az riskle yapıyorlar… Gerçekten ülkede siyasi iktidar otorite sahibi ise bu tür ayrımlara izin vermemesi gerekiyor… Türk malı diye ayırım yapan ve ekonomik sistemi kısırlaştıran bankalara yaptırım uygulaması gerekiyor… Bunu yapan bir siyaseti gören duyan yok…Sol olsa da böyle merkez olsa da! Vaziyete ayak uydurmak…. Yani ortalama yurttaş deyimiyle idareetmece…

Çözümsüzlük irreasyonaliteyi besliyor!

Tekrar siyasal partilere dönüldüğünde Güney’de çözümsüzlük uzadıkça irrasyonel partilere halkın ilgisi de artıyor… Kuzey için de benzer bir trend kapıda… Doğrusu siyaseti besleyen ana damar statükonun bugün hala en büyük dostları siyasal partilerdir… Hiçbir ayrım yapmadan söylüyorum… İster Kuzey’de ister Güney’de olsun…Memleketteki düzeni değiştirecek parti ne Türkçe’de ne Rumca’da yoktur… Sizi besleyen ve doğuran sisteme muhalefet etmek sözde kalıyor! Bu işin doğasına aykırıdır… Bunu dillerinden, sosyo-ekonomik durumlarından ve belagatlarından anlamak mümkündür… Siyasal partiler ganimet bulmuş bir ortamda iş yaparken neden bu rahat koşulları değiştirme riskine girsin? Öbür türlü bu siyaset erbabının bu düzeni değiştirdikten sonra halka söyleyecek neyi olacak?

Bakınız… Bu koşullar avaraj insanı bile siyasetçi yapıyor… Bugün bu düzen değişsin… Mevcutlar arasında fikirleriyle ve idealleriyle toplumun karşısına çıkacak siyasetçi ve parti bulamayız… Onun için sistemi değiştireceğim diyenlere yaşanan bu süreçle birlikte bir daha düşünün derim…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.