Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

Prof. Dr. Mehmet HASGÜLER

12.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Sürpriz yoksa huzurevi var!

Bir sürü bilinmeyen değişkenin rol oynadığı günlerin içindeyiz… Sokakta daha çok merak eden ve öğrenmek isteyen bakışların olduğu zamanlardayız… Selam verip saatlerce konuşmak ve vakte takılmadan muhabbet edecek insanlara sarıldığımız günlerin esinindeyiz… Esip gürleyen politik zamanlar artık geride kaldı… Sıralı sloganların kol gezdiği değil yeni şeylerin söylendiği yerlerde çoğalıyoruz… Bilindik yollarda sürpriz olmaz… Bilinmeyen mekanlarda sürprizler olur… Kıbrıs sürprizleriyle efsaneler üretilmiş bir coğrafyadır… Yasemin dalındaki güzel kokulu çiçeğiyle hayat binlerce sürprizi gözlere gönüllere verebilendi… Yaz gecelerinde yaseminin ucunda bile sürprizler boy verir ve insanı selamlardı…

Sürpriz insanın kendisine kurduğu oyunların renkli ve kısa yoldan sergilenmesidir… Masalın çok anlatıldığı bir zamandan hayatımızın mesele (ye) döndüğü bir karanlığın son demlerindeyiz… Bir gün kapımızı “Bu ülkede ne çok masal ve ne çok sürprizden geriye eser kalmadı” diye çalıp suratımıza tükürecek kuru rüzgarı bekliyorum… Başımızda kavak yelleri değil kuraklık sesleri esecek… Her gün ülkemize Anadolu’dan gelen suyun yeni bir bölgeye daha ulaştırıldığı haberleri kulaklarımızda çınlıyor… Ama bizler bu ülkede yetiştirilen yiyecek maydanoz ve marul bile bulamayacağız…

Hayatın son yeşil dalı…

İnsanımız üretmeden ve ekmeden biçmeden meyhanelerde ve barlarda çılgınca eğlenmekle zaman öldürüyor… Bazılarımız -belki büyük çoğunluğumuz- evlerinden dışarı bile çıkmıyor, çıkamıyor… Uzun zamandır ailesini alıp bir kebap yemeden kaç bayram geçirenlerimiz var? Bazılarımızın yakınları huzur evlerinde insan bulmak, yakın olmak isterken ölüp gidiyor… Huzuru çocukluğunda ve gençliğinde bulamayanlar huzur evinde tam bir cehennem ateşiyle ölümü bekliyorlar… Para ve mal hırsıyla çok evlat ana babasını bu huzur evlerine terk etmiş… Bir zamanlar evlerindeki kediyi, köpeği uzaklara bırakmanın azabını günlerce çeken bu insanlar, şimdi gözlerini kırpmadan ana babalarını o ateşe atmaktan çekinmiyor… Ölüm yalnızlığı çökerken, üç beş yıl huzurla evlatlarıyla yaşayacakken bu insanlar, içerden ve derinden kopuyorlar yaşamın sevincinden… Kuruyan bir ağacın gövdesinden patlayan son yeşil dalı huzur eviyle yok ediyoruz… Azap çığlıkları Bekir Yıldız’ın Susuz Yaz’ındaki sevgisiz geçen bir yazın sonunda sonbahar alıyor memelerin sol yanındaki cevheri teslim…

Harap olup gitti mi her şey?

Yok edin analara babalara bu zulmü diyen bir mahalle baskısı bile yok artık… En son yalan söyleyenlerin vicdanları intihar etmişti meydanın ortasında… Unutmayalım; kendimizi sevdiğimizi anladığımız zamanlar ana babamıza mehel gördüğümüz güzel sürprizlerdir… Onlar size çok sürprizler yaptılar… Ellerindeki her şeyi sizler için harcadılar… Meğer analar size verirken ellerindeki son değerlerini o gün olmuştu her şey harap… Yemeden yediren bu ana babalara ilk fenalık evlatlarından geliyor… Sonra devri daim makinesi gibi benzer son hiç şaşmadan ve sürpriz olmadan kendilerine de reva görülüyor…

Hayatın altın kurallarından ve değişmez olanların başında kattıklarınızın ve yaptıklarınızın aynısını mutlaka yaşamak durumunda kalmanızdır… Galiba hayatı ciddiye almayalı çok oldu… Hangi ara hayatın doğru rengi size dokundu? Hayat sadece donuk renklerden ibaret olsaydı bayramlar olmazdı… Bayramlar hayatı ve kendinizi muhasebe etme zamanıdır...  Tabii öküzlüklerin de… Huzur evlerine değil evlatların ana babalarına şefkat göstereceği nice bayramlar dilerim. Bu vesileyle herkesin bayramını tebrik ederim…
 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.