Cyprus Today sol
  • 05 Mart 2018, Pazartesi 9:23
Prof. Dr. OğuzKARAKARTAL

Prof. Dr. Oğuz KARAKARTAL

Namık Kemal’in vatan yahut Silistiresi’ndeki “Abdullah Çavuş” gerçekten yaşadı mı?

XIX. yüzyılın ikinci yarısından sonra İbrahim Şinasi ve Namık Kemal, Osmanlı Türkiye’sinde Batılı anlamda ilk tiyatro oyunlarını kaleme alan şair ve yazarlardır. Özellikle Namık kemal, “vatan, hürriyet, kanun, hak, hukuk kavramları ile idealist-vatansever insan tiplerini savunurken tiyatrodan yararlanır. Avrupa’da mecburi ikamette bulunduğu yıllarda tiyatroya gider, pek çok oyun izler ve özel mektuplarında kızlarına da tiyatronun ne zevkli şey olduğunu anlatır. 1870’lerde İstanbul’a döndükten sonra kendisi de bir piyes yazmaya karar verir. Namık Kemal’in ilk tiyatro eseri 1873 tarihli Vatan yahut Silistire olup romantik akımın etkisinde kaleme alınmıştır. Eserin sahnelenmesinden sonra seyircilerin heyecan ve galeyana gelerek yaptıkları gösteriler ve “Namık Kemal” tezahüratları, yazarın tutuklanarak Magosa’ya sürülmesine sebebiyet verir.

Namık Kemal sosyal mistik yani topluma yönelik iyi niyetleri olan, kendi “Ben”ini düşünmeyen idealist-vatansever bir yazardır. Osmanlı Türklerinin ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda canlanması, ileriye gitmesi, çöküş psikolojisinden kurtulması için edebiyattan, tiyatrodan yararlanır. Vatan yahut Silistire’de tamamen vatan ve vatanseverlik duyguları anlatılır ve coşturulur. Aşk öyküsü ikinci derecede arka plandadır. Eserin konusu kısaca şöyledir:

“1854 Osmanlı-Rus Savaşı’na gönüllü olarak katılan İslam Bey ile erkek kılığına girerek peşi sıra sevdiği adam için cepheye gelen Zekiye arasında bir aşk söz konusudur. Kadınlar askere gidemediği için Zekiye, erkek kılığına girerek Osmanlı’nın Balkanlar’daki hudut karakollarından-kalelerinden olan Silistire’ye koşmuştur. Silistire Kalesi, Rus ordusu tarafından kuşatılmıştır. Erkek kılığı içindeki ve Adem takma adındaki Zekiye, İslam Bey yaralandığında ona bakar. İslam Bey ve Zekiye birlikte düşman cephanesini ateşleyip patlatır ve kahramanlık gösterirler. Silistire kalesindeki Rus kuşatması kalkınca da Zekiye’nin genç bir asker değil, erkek kılığında bir genç kız olduğu açıklanır. İki sevgili zaferlerini kutlar ve aralarında düğün yaparlar.”

Namık Kemal’in Vatan yahut Silistire oyunu bağlamında şu tespitler yapılabilir:

1) Namık Kemal'in sağken sahnelendiğini gördüğü tek tiyatro oyunudur.

2) Vatan yahut Silistire pek çok kere oynanmıştır. Aynı durum Kıbrıs için de geçerlidir. Kıbrıs’ta sahnelenen ilk Türkçe oyun Vatan yahut Silistire’dir.

3) 11. Yüzyıla tarihlenen Dede Korkut Öyküleri’nde kadın erkekle beraber cephededir, savaşır, kılıç kullanır ve kuşanır. Daha sonraki edebi eserlerde kadını cephede, savaşta göremeyiz. İşte Dede Korkut Öyküleri’nden 800 yıl sonra kadının kılık değiştirerek de olsa erkekle beraber savaştığı, cepheye gittiği ilk eser Vatan yahut Silistire ‘dir.

Namık Kemal’in Vatan yahut Silistiresi denince çoğu okuyucunun aklına gelen şahıs, piyesteki cesur, olumlu ve neşeli kahraman Abdullah Çavuş ‘tur. Olaylara espirili yaklaşarak, her lafın sonunda “kıyamet mi kopar?” cümlesini tekrarlayan Abdullah Çavuş’un gerçek hayattan alınıp alınmadığı bir ara tartışma konusu olmuştur. Abdullah Çavuş’un 1853-1854 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında kahramanlıklar gösteren bir asker olduğu ve Namık Kemal’in onu eserine kahraman yaptığı söylenirken, kimileri de böyle bir kişinin yaşamadığını, onu Namık Kemal’in karakter olarak yaratıp çizdiğini ileri sürmüştür.

Hakikat şudur ki Abdullah Çavuş gerçek hayattan alınmış, yaşamış bir karakterdir. Aslen Manisalı olan bu cesur Türk askeri, 1853-54 Osmanlı-Rus Savaşı’nda büyük yararlılıklar göstermiş, takdir edilmiş, devlet ekonomik açıdan zorda diye kendisine bağlanmak istenen aylığı-parayı geri çevirmiştir. Ancak 1908 sonrası İstanbul gazetelerinde okunacağı üzere yaşlanan ve kimsesiz olan Abdullah Çavuş, bir kaç köylüsüyle İstanbul’a gelmiş ve kendisini geçindirecek miktarda bir maaşın bağlanmasını hükümetten talep edince isteği yerine getirilmiştir. Namık Kemal’in Vatan yahut Silistire oyununun kahramanının İstanbul’da olduğu haberi yayılınca gazeteciler kendisini bulup röportaj yapmıştır.

I. Dünya Savaşı içinde Türk askeri birliklerine götürülüp gezdirilen, onore edilen ve bu ziyaretlerde Mehmetçiklere, orduya moral veren Abdullah Çavuş’un az bulunan resmini merak edenler, ekteki fotoğrafta yaşlılık yıllarında askerlerin arasında oturan bu kahraman yiğidi görebilirler.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 27 17 7 3 33 58
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 27 16 5 6 19 53
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 27 16 4 7 15 52
4 BİNATLI YSK 27 14 7 6 20 49
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 27 11 10 6 8 43
6 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 27 13 2 12 3 41
7 BAF ÜLKÜ YURDU 27 10 8 9 13 38
8 LEFKE TSK 27 11 5 11 10 38
9 CİHANGİR GSK 27 10 6 11 -1 36
10 TÜRK OCAĞI LİMASOL 27 11 2 14 1 35
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 27 9 7 11 -1 34
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 27 10 2 15 -24 32
13 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 27 7 7 13 -16 28
14 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 27 5 8 14 -28 23
15 YALOVA SK 27 5 7 15 -18 22
16 OZANKÖY SK 27 4 7 16 -34 19
yukarı çık