• 01 Ocak 2018, Pazartesi 11:53
Prof. Dr. OğuzKARAKARTAL

Prof. Dr. Oğuz KARAKARTAL

Osmanlı Türkiye’sinde İtalyan edebiyatı

İtalyan edebiyatının Türkiye’de tanınması denince genelde akla hep 1923 Cumhuriyet sonrası gelmiş, eski yazı (Osmanlıca) kaynaklar bu açıdan hep atlanmıştır. Sadece Türk-İtalyan kültür ve edebiyat ilişkileri değil, Türk ve öteki ülke  kültür ve edebiyatları arası ilişkiler tarihi ve araştırmaları için de disiplinler arası işbirliği şarttır.  Arka planı, zemini, geçmişini bilmeden kültürler, edebiyatlar arası ilişkilerin ve edebiyat tarihi yazımının eksik kalacağı şüphesizdir. 1839 Tanzimat Fermanı’ndan sonra Osmanlı Türkiyesi’nde daha planlı hale gelen Batılılaşma hareketleri sonucunda Türk-İtalyan kültür ilişkileri gelişmiş ve XIX yüzyılın ortalarından sonuna 1920’lere kadar İtalyan kültür ve edebiyatının bizde tanınmaya başlamıştır. Ancak ondan önce Türk tarihinde İtalyanlar veya İtalyan şehir devletleri, neden diğer Avrupa uluslarına göre daha ön planda tutulmuş,  bunun sebeplerini sıralamak gerekir.

İtalyanlar Türk tarihinde önemli bir yere sahiptir çünkü:

1) Bugün Türkçenin bilinen en eski sözlüklerinden biri İtalyan kaynaklıdır. 1074 tarihli Divanu Lugati’t Türk adlı sözlüğün ardından 1303 tarihli ve rahipler tarafından hazırlanan Codex Cumanicus adlı kitap Latince-Türkçe ve Farsça, üç dilde kaleme alınmıştır ve Venedik’te Biblioteca Nazionali di Marciana’dadır.

2) İtalyanlar Türk tarihinde önemli bir yere sahiptir çünkü Türkler Anadolu’ya geldiklerinde buradaki Venedik ve Cenevizli İtalyanlarla tanışıp onlarla ticarete başlamış, savaş-barış ikiliği içinde gelişen ilişkiler sonucunda “Osmanlı devleti resmi ilk elçisi”ni Venedik’e yollamıştır.

3) Balkanlara geçmek isteyen Osmanlı Türklerini Anadolu’dan Trakya’ya Ceneviz gemileri taşmıştır. Türkleri Avrupa topraklarına aktaran Cenevizlilerdir.

4) Fatih Sultan Mehmet İstanbul kuşatması sırasında gemileri karadan yürütme düşüncesini yanında maaşlı çalıştırdığı ve daha önce Venedik-Avusturya savaşında gemileri karadan yürüterek Avusturya’nın bir gölüne indiren Venedikli komutanlardan almış ve uygulamıştır.

5) Türk kültür ve edebiyatı üzerine Avrupa’daki ilk kitabı Venedikli Giambattista Donado 1688 tarihinde Della Letteratura dei Turchi adıyla yazıp Venedik’te bastırmıştır.

6) Avrupa’da özellikle XVI-XVIII yüzyıllar arasında hazırlanmış en eski Türkçe sözlükler İtalyanlarca oluşturulmuştur.  Pietro Ferraguto’nun Grammatica Turca’sı (1611), Della Valle, Molino, De Parigi, Mascis ve Pianzola’nın İtalyanca-Türkçe sözlük ve gramerleri ilk akla gelenlerdir.

İşte arka-tarihi planı bu kadar yoğun ve özel olan Türkiye ve İtalya şehir devletleri ilişkileri Tanzimat Hareketi’nden 1839’dan sonra kültür boyutunda da gelişmeye başlar. Daha önceleri sadece birbirinden sözcük alışverişi şeklinde olan kültür ve edebiyat ilişkileri Batılılaşma hareketleri ve Osmanlı Türkiyesine gazete, tiyatro, roman, Batılı öykü gibi Türklerin girişiyle hızlanır, çeşitlenir.  Ancak burada 1799 tarihli yarım kalmış bir eserden de söz etmeliyiz. O da bugün Tünel çıkışında Galata-Beyoğlu’nda divan edebiyatı müzesi olarak kullanılan Osmanlı döneminin Mevlevihanesi yani Galata Mevlevihanesi  dervişlerinden Esrar Dede’nin hazırladığı Lugat-ı Tilyan  adlı çalışmadır. Yarı gramer yarı sözlük şeklindeki Lugat-ı Tilyan, “İtalyanca Sözlük” anlamına gelir. Beyoğlu İtalyanlarının Venedik asıllı olmaları ve Venedik lehçesinde İtalyan telaffuzunun Tilian, şeklinde olması, derviş Esrar Dede’yi eserini bu adı vermeye götürür. Burada da iki olasılık söz konusu derviş Esrar Dede ya hergün Galata Mevlevihanesi civarında Beyoğlu’nda gördüğü Venediklilerin komşularının etkisiyle bu eseri yazdı veya Galata Mevlevihanesine girmiş, din değiştirmiş, Venedik-İtalyan asıllı biriydi.

İtalya’nın ulusal birliğini 1870’lerde kurup Avrupa’da yeni bir devlet olarak ortaya çıkması Osmanlıların ilgisini çeker. 1833’de Mısır İskenderiye’de basılan İtalya Tarihiadlı çeviri kitap 1877’de İstanbul’da da basılır. O dönemlerin ünlü gazeteci yazarı Ahmet Midhat Efendi 1882’de İtalya adlı kitabını çıkarır.  Mehmet Fatih El Kerimi’nin 1905’te Kırım’da basılan İtalyanlar adlı kitabı İstanbul’da da okunur.  1890’lı yıllarda Türkler tarafından bir çok Osmanlıca-İtalyanca sözlük, gramer kitabı hazırlanmaya başlar. Yani bütün bu hareketler İtalyan tarihiyle ilgili yapılan yayınlar ve sözlük basımları artık sıranın İtalyan edebiyatına, ondan çevirilere gelmeye başladığını bize gösterir.

Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Tanzimat döneminde Türklerin Avrupa’yı tanıma yollarından, aracılardan biri de İtalyan edebiyatıdır. Nasıl Shakespeare, Goethe, Lamartine, Victor Hugo’dan Tanzimat döneminde çeviriler yapılıp Avrupa düşüncesi, dünyası bu isimlerle keşfe çalışılıyorsa  aynı derecede Dante, Silvio Pellico, Macchiavelli ve Boccaccio’ da böyle bir  işleve ve role sahiptir.

İlk çeviri herkesce bilinen Silvio Pellico’nun Le Mie Prigioni ‘sinin (Hapishpane Anıları) Fransızca çevirisinden yani dolaylı yoldan yapılan Türkçe çeviridir. Ancak bu da çok önemlidir. Çünkü eser Tanzimat aydınlarının ruhuna, dönemin siyasi gelişmelerine hitap eder.  Çeviriyi yapan dönemin ünlü şairi Recaizade Mahmut Ekrem’dir. Düz yazı-nesir yapılan çeviri önce 1869’da Terakki adlı gazetede parça parça çıkar, ardından 1874’te kitap olarak basılır. Biliyoruz ki dönemin vatan ve hürriyet şairi Namık kemal ve Yeni Osmanlılar padişahlıktan parlamenter sisteme, meşrutiyete geçilmesi mücadelesi veriyorlardı ve Namık Kemal yazıları sebebiyle 1873’te Kıbrıs’a Magosa’ya sürgün edilmişti.

Recaizade Mahmut Ekrem çevirisine bir de önsöz yazar ve şöyle der:

"İtalya şairlerinin tanınmışlarından Silvio Pellico adında bir adamın politika suçuyla hapiste geçirmiş olduğu on sene müddet içinde başından geçen kötü durumları içermiş olarak yayımladığı Me Prizon adındaki kitabının –ki Fransızcaya da aktarılmıştır- tercümesine başladığım için  bir parçasının gazetenize konmasını rica ederim.”

Recaizade M. Ekrem’in  Silvio Pellico’nun Zindan Anıları’nı çevirmesi anlamlı. Tekrar etmek gerekirse gerek gazetede parça paça yayımlandığı gerek 1874’te basıldığı dönemin siyasi olayları eserin içeriğine uygun düşer.  Hatta hürriyet ve parlamenter sistem mücadelesi veren ve bu çeviriyi okuyan Fransız edebiyatına aşina Namık Kemal, Pellico’nun eserini beğenerek İtalyan edebiyatını merak eder ve Le Mie Prigioni ’ye ise gıpta ettiğini söyler. Eserin bir daha Türkçeye çevirilişi 1943 ve 1946’da olacaktır.

Günümüzden yüz yıl önce yani 1913 yılı Türk-İtalyan edebiyat ilişkileri açısından bir dönüm noktasıdır. Cumhuriyetten önce İtalyan edebiyatını Türkiye’de tanıtan iki önemli isim Ali Fahri ile Mehmet Rauf eserlerini verirler. Ali Fahri birinci cildi 1913 ve ikinci cildi 1919’da olmak üzere İtalyan Edebiyatı adlı iki ciltlik çeviri antolojisini yayımlarken, İstanbul Üniversitesi Batı Dil ve Edebiyatları hocalarından M. Rauf, İtalyan Edebiyatı adlı kitabını bastırır.

Ali Fahri bir Jöntürktür, ihtilalcidir, Sultan II. Abdülhamid onu ve arkadaşlarını Libya’ya Trablusgarb’a sürmüştür. Burada İtalyanca öğrenen Ali Fahri 1908 yılında Meşrutiyet devirmi yapılınca yurda döner ve Türkiye’deki ilk İtalyan edebiyatı antolojisi olan eserini çıkarır. Kitabın önsözünde de şu önemli açıklamada bulunur:

“Bizde İtalyan edebiyatından örnekler hemen yok denebilecek kadar azdır. Bunun büyük bir mahrumiyet olduğunu edebi zevk sahipleriden hiç kimse inkar edemez. Bu mahrumiyeti kendimce ortadan kaldırmak için böyle bir kitap yayınladım.”

Ali Fahri’nin antooljisinde Matilde Sarao, Edmondo de Amicis ve Gabriele d’Annuzio’dan çeviriler bulunur  ki Ali Fahri 1928’de D’Annunzio’nun Ölümün Zaferi - Il Trionfo della Morte adlı romanını da Türkçeye çevirecektir. 1964’te Feridun Timur onu yeniden dilimize kazandıracaktır. 1928 harf devrimi sonrası İtalyan edebiyatının bizdeki macerası bir başka yazı konusudur. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 15 9 3 3 17 30
2 BİNATLI YSK 15 8 5 2 12 29
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 15 9 1 5 8 28
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 15 8 4 3 6 28
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 15 8 1 6 3 25
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 15 6 6 3 7 24
7 BAF ÜLKÜ YURDU 15 5 5 5 11 20
8 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 15 5 5 5 -1 20
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 15 4 7 4 -1 19
10 LEFKE TSK 15 5 2 8 -5 17
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 15 5 2 8 -16 17
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 15 5 1 9 -4 16
13 CİHANGİR GSK 15 4 4 7 -5 16
14 YALOVA SK 15 4 3 8 -5 15
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 15 3 6 6 -8 15
16 OZANKÖY SK 15 2 5 8 -19 11

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 17.01.2018 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 17.01.2018 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 17.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 17.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 17.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 17.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 17.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 17.01.2018 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 17.01.2018 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 17.01.2018 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 17.01.2018 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 17.01.2018 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup