HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Prof. Dr. Vedat YORUCU

Prof. Dr. Vedat YORUCU

20.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Rumların amacı çözüm sürecini baltalamak mıdır?

Doğu Akdeniz doğalgazının üçüncü tur ruhsat ihalesinde neden acele ediliyor?

Görüşmelerin tamamlandığı ve artık son aşamaya geçildiği bilindiği halde sanki birileri bu süreci baltalamak için yemin etti. 9-12 Ocak 2017 tarihlerinde 5’li konferansın Cenevre’de yapılacağı kesinleşmiş olmasına rağmen, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Kıbrıs’ın münhasır ekonomi bölgesindeki değişik parseller için yeni ruhsatlar verme girişiminde bulunuyor ve Türkiye’nin bu konudaki hassasiyetlerini hiçe sayıyor. Amaç nedir acaba?

***

Konunun detaylarını sizlere kısaca şöyle aktarayım. ABD Enerji Bakanı Müsteşar Yardımcısı Amos Hoschtein, cumartesi günkü Cyprus Mail gazetesinde vurguladığı üzere, Kıbrıs çözümü halledilmeden, ne İsrail’in, ne de Güney Kıbrıs’ın Türkiye’ye Akdeniz doğalgazını satması mümkün değildir. Kısacası, Doğu Akdeniz’deki doğalgaz, ya iç talep için kullanılacak, ya da olduğu yerde kalacak demektir. Eğer iç talep için kullanılacaksa, o zaman mevcut doğalgazı Kıbrıs 100 yılda da bitiremez. Peki Kıbrıs’ın keyfi için altyapı iletim ve deniz geçişi için yabancı şirketler neden yatırım yapsınlar? Elbette böylesi bir yatırıma yabancı şirketler kendi öz kaynaklarıyla kalkışmazlar. Buna göre, siz gidin anlaşın, biz daha başka yerlerde de doğalgaz aramaya devam edelim, günü ve saati geldiğinde de, en yakın ikmal noktasından ve en ucuza olacak şekilde Akdeniz doğalgazını alıcıyla buluşturalım demek isteyeceklerdir. Yani kastedilen Türkiye üzerinden satmanın dışında başka makul yolun olmadığıdır. Mısır’ın ve İsrail’in kendi doğalgazı kendi ekonomilerine yetmektedir. Bu ülkeler Kıbrıs doğalgazını satın almazlar. Suriye ve Lübnan’ın da ihtiyacı olmadığına göre, bu doğalgazı boru hattıyla satın alacak tek ülke Türkiye’dir. Yunanistan’a mevcut gazın gitmesi hem meşakkatli, hem de çok pahalıdır. Tek çare Türkiye ile Kıbrıs arasındaki sorunu çözmektir. İşte bunun için liderler Cenevre’ye gideceklerdir. Onlara, İngiltere, Yunanistan, Türkiye garantör devletler olarak, Dünya Bankası ve IMF, Amerika’nın yönlendirmesi ile, Avrupa Birliği de, bundan sonraki Kıbrıs’ın AB içindeki üyeliği ile alakalı olarak eşlik edeceklerdir. KKTC’de statükodan beslenen bazı siyasi liderler, çözüm metnini görmeden, okuyup anlamadan, peşinen retçi cepheye geçmiş durumdadırlar. Bu nasıl iştir, ben anlamadım. Önce metni görün, okuyun, lehte bir plan ise kabul edin, değilse reddedin. Başüstüne. Buna kimsenin lafı olmaz. Zaten ben de öyle yapacağım. Ama görüp anlamadan, peşinen retçi tarafta olmak, belli ki nemalanan kesimin işine pek gelmiyor. Yani elinde haksız mülk tutarak servet zengini olan siyasiler, aman bu servet şimdi elimizden gidecek, toprak Kuzey Kurucu Devlet’te kalacak olsa bile, Güney’de eşdeğerimize karşılık olmadan bu malları tasarrufumuzda tuttuğumuz için, eski mal sahiplerine bu malların bedelini bir şekilde geri ödeyeceğiz düşüncesindedirler. Korkunun esas nedeni budur!

***

Gelelim ruhsatlandırma meselesine. Rumlar, Norveç şirketi Petroleum Geo-Services’den 3 boyutlu sismik araştırma raporlarını temin etmiştir. 10’uncu Parsel’de hatırı sayılır miktarda doğalgaz olduğu anlaşılınca, Exxon Mobil ile Katar Petroleum konsorsiyumu, Norveç enerji şirketi Statoil ASA ve Avrupa devleri İtalyan ENI ile Fransız Total Global, kendi aralarında 10’uncu Parsel’in ruhsatını alabilmek için rekabete girdiler. 10’ncu Parsel, yoğun miktarda doğalgaz rezervi (30 trilyon ayakküp)ve 5 buçuk milyar varil de petrolü bulunan Mısır’a ait Zohr yatağına çok yakındır. Yani, Nil Deltası’na yakın olduğu için kuvvetle muhtemel büyük oranda doğalgaz rezervi içeren 10’ncu Parsel’de oynanan tango, ya Kıbrıs sorununun çözümüne, ya da kalıcı olarak adanın bölünmüşlüğüne sahne olacaktır. Sonrasında neler olur bilinmez.

***

Exxon Mobil CEO’sunun yeni ABD Başkanı Dolad Trump tarafından Dışişleri Bakanlığı’na atanması, bence Exxon Mobil şirketini 10’ncu Parsel’in ruhsatını alma konusunda diğerlerine göre daha güçlü ve avantajlı duruma getirmiştir. 2’nci, 3’üncü ve 9’uncu parsellerin ruhsatları hatırlayacağınız üzere ENI-Kogas’a verilmişti. Daha önce 10’uncu ve 11’inci parsellerin ruhsatını alan ve daha sonra fikir değiştirip iade eden Fransız Total şirketi, şimdi pişmanları oynuyor. Her ne isterse olsun, Zohr yatağının keşfinden sonra Doğu Akdeniz’deki enerji denklemi değişmiştir. Çözümün katalizörü, yeni enerji yatakları olacaktır. Mülkiyetin tazminatı, önemli sorun olmaktan çıkmıştır. İkinci plana itilmiştir. Esas mamma, doğalgaz gelirinin üleşiminde olacaktır. Ya hat, ya bat diyeceğiz. Gözümüzü açalım beyler.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.