Cyprus Today sol
  • 13 Mayıs 2018, Pazar 10:57
Psk. Ayla KAHRAMAN

Psk. Ayla KAHRAMAN

3 kişilik bir yalnızlık öyküsü

Bir viski daha söyledi.

İkinci viskisiydi henüz.

Ama hazırdı sarhoş olmaya.

-“Berrin” dedi..

“Şu sakallı bizi mi kesiyor sanki? Geldik geleli, bize bakar durur.”

- “Galiba öyle, Selvin… Ama bize değil, sana bakar deyyus.”

Bu bakışlara alışkın Selvin. Boşandığında, bir kuyuya düşmüş gibiydi. Güçlükle hatırladığı dibe vurmalarında, bu bakışlar her yerdeydi. İyileştireceğini sandığın tatlı şuruplar gibi. İçince karnını ağrıtan, uykunu kaçıran tatlı şuruplar.

Selvin, Hasan’dan boşanalı altı ay oldu. Ondan üç ay önce, yataklarını ayırmışlardı Hasan ile. Boşanmadan 24 gün önce, bir akşamüstü, Hasan eşyalarını toplayıp, annesinin evine gitmişti. Günlerden salıydı.

İki gözü iki çeşme ağlamıştı, Selvin. Öfkeliydi. “Hem suçlu, hem güçlü” diyordu. Evini nasıl terk eder?

“Demek ki her şey doğru… Beni aldattı, beni sevmiyor, istemiyor. Nasıl da kolayca gitti, arkasına bakmadan..”

“İstemiyor beni.”

Geçen yaz, tam tamına 13 ay, 12 gün önce, bir mesaj gelmişti, Selvin’in telefonuna. Tanımadığı bir numaradan. Harfi harfine, yazılanlar, hafızasına kazılı. Hala rüyalarına giriyor bu sözcükler. Sözcükler alevalır mı? Rüya işte. Alev alev yanan sözcükler, uykusunda, üzerine düşüyor sırayla: “Kocan seni aldatıyor. Bir dost.” Yanarak uyandığı kabuslar bunlar. Hala.

Önce şaşırmış, sonra gülmüş ve telefon numarasını aramaya çalışmıştı. Banttan gelen ses, böyle bir numaranın kullanılmadığını defalarca tekrar etmişti.

İnanmadığı halde, içine bir kurt düşmüştü, Selvin’in.

Ufak ayrıntılar, büyüteç altına girivermişti, anında. En son ne zaman sevişmişlerdi, hatırlayamadı. Baş başa sohbetler, şakalaşmalar, sessizliğin derin huzurunu paylaşmalar.. Hepsi geçmişte, hatırlayamadığı bir tarihte kalmışlardı.

En son ne zaman rutin dışı bir konuda konuşmuş, beraber gülmüş veya ağlamışlardı?

Tartışmaları ne zaman, kendisinin tek başına sürdürdüğü monologlar haline gelmişti?

Hasan ne zaman, “var ama yok” olmuştu?

İkisinin anne ve babaları aynı köyde otururlardı. Onlara olan ziyaretleri de seyrekleşmişti. Selvin bazen Bartu’yu alıp köye giderdi. Hem yaşlı büyüklerini yoklar, özlem giderir; hem de torunlarının keyfini çıkarmalarını sağlardı. Hasan bazen gelir, bazen gelmezdi. Son zamanlarda, hep yapacak bir işi vardı ve uzun zamandır, büyükleri ziyarette neredeyse hiç yoktu.

İkisi de yoğun ve yorgunlardı, genelde. İş hayatı, ev işleri, çocuk, dersler falan derken zamanın yetmediği bir koşuşturma içindeydiler. Yorumu hep böyleydi, Selvin’in.

Selvin’in boşandığı kocası, Hasan... Bir devlet dairesinde memur. Güneyden göç etmiş bir ailenin oğlu. 37 yaşında. Bir yabancı kız ile tutuştu. Niyeti birazcık zevklenmekti aslında. Ama çocukluk aşkı, karısı Selvin öğrendi her şeyi. Hem de kaçak ilişkinin 4nci ayında..

Selvin ile olamıyordu son zamanlarda, Hasan. Selvin sürekli söylenirdi. “Çocuğu kurstan al, marketten patates alacaktın, off yoruldum.”  Yattıkları zaman yorgunluktan uyurdu.

Hasan’ın ise uyumak için sevişmeye ihtiyacı olurdu.

Hasan’a sorarsanız ne yaptıysa kurtaramadı evliliğini.

Hasan’a göre Selvin evlendikten sonra çok değişti. Kendine bakmayı bir tarafa bırak, hele çocuk doğduktan sonra agresif bir kadın oldu. Sürekli şikayet ederdi ve Selvin söylenmeye başladığında, Hasan farklı şeyler düşünürdü, sinirlenmemek için. Dinlemezdi yani. Hep aynı şeyleri tekrar ederdi, sonuçta. “Yorgunum, bittim, yardım et, çocukla ilgilen, anneni ara....”

Gene de sabretti Hasan. Çünkü seviyordu karısını.

Niyeti birazcık eğlenmekti sadece.

Ama olmadı. Zaten sona erecek bir macerayı, bir şekilde öğrendi, Selvin.

Affetmedi. Özürleri dinlemedi. Sürekli söylendi, söylendi. Ağladı, bağırdı.. Çıldırdı neredeyse. Selvin o kötü sözcükleri cömertçe sıralamaya başladı. Hasan karısının böyle küfürler biliyor olabileceğini aklına hayaline getiremezdi. Hepsinden nasibini aldı ve taştı. Ne yapsa olmuyordu. Selvin ne affediyor ne de sakinleşebiliyordu.

Ve bir akşamüstü, bir kaç parça eşyasını alıp, annesinin evine gitti.

Niyeti, geri dönmekti. Selvin biraz akıllansın, sakinleşsin ve konuşabilsinler istiyordu.

Ama Selvin, boşanma davası açtı, bir hafta geçmeden. Arkadaşı Berrin, avukatıydı ve mahkeme celbi geldiğinde, bu ilişkinin sonunun geldiğini anladı Hasan. Karısının gözünde, bir suçluydu ve cezası boşanmaktı. Baba ocağındaki bekarlık odasında sabahladığı uzun gecelerin sonunda, o da kendini hatalı görmeye başlamıştı. Karısına ihanet etmişti ve cezasını çekmeliydi.

Berrin’e karısının bütün şartlarını kabul edeceğini ve onun istediği şartlarda boşanmaya hazır olduğunu söyledi.

Berrin, “acele etme” dediyse de, cevabı, “Selvin ne isterse yap” oldu.

Bartu 8 yaşında. Akıllı ve dersleri de çok iyi. Boşanma sürecini yaşından beklenenin ötesinde, anlayışla karşıladı. Huy değiştirmedi, öfkelenmedi. Psikologlara gitmeye gerek kalmadı yani.

Bartu, babasına düşkün. Cumartesi, pazar günlerini iple çekiyor artık. Köye değil, babasına gidiyor. Cuma akşamından, bitiriyor ödevlerini. Babası ile geçireceği zamana her hangi bir gölge düşmesine izin vermiyor. Babası, başka bir eve taşındı. Bu evin bahçesi yok. Ama Bartu’nun yepyeni bir odası var. Babası ile beraber oyun oynadıkları harika bir oyun konsolları da var.

Hafta içi, babasından telefon bekler, “ne zaman arayacak beni” diye defalarca sorar. Sorularındaki ısrarla, bıktırır annesini ve babasının numarasını çevirip oğlana verir. Onlar konuşmaya başlar başlamaz, annesi hızla odayı terk eder.

Bartu’nun sınıfında, anne babası ayrılmış 3 arkadaşı daha var. Dilara, Aras ve Yağmur. Dilara annesi ile birlikte anneannesinin evinde kalıyor. Kendi evleri yok. Babası nerede bilmiyor. Aras ve Yağmur’un yeni doğan kardeşleri var ama onları göremiyorlar. Aras eskiden babası ile balığa gidermiş, babası ona kebap yaparmış. Şimdi, balığa gitmiyor ve kebapçıda kebap yiyormuş.

Bartu onlara çok üzülüyor. Ve iyi çocuk olmaya çalışıyor. Annesini ve babasını kaybetmekten çok korkuyor.

Hasan’ın zihninde,  Teoman’ın bir şarkısı, bir dizeye takılmış dönüyor: “Çok kadın hiç kadındır dostum..Yalnızlıktır bunun adı.” Bir dönebilse geriye..

Selvin, üçüncü kadehten sonra, eve dönüyor. Bartu olmayınca, ev sessiz. Ev yalnız. Hafta sonu tatilinin bitmesine çok zaman var. Koskoca bir pazar günü başlayacak sabaha. Yarın köye mi gitse acaba? Ama ya Bartu ve Hasan da gelirse? Hasan’ı görmeye dayanamaz.

Kök temizliği mi yapsa, amatör fotoğrafçılarla doğa fotoğrafları çekmeye mi gitse?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek