KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Psk. Ayla  KAHRAMAN

Psk. Ayla KAHRAMAN

14.05.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Beni ölüm korkusu sardı

Sayın Kahraman, ben annemi 57, babamı 64 ve eşimi 5 yıl önce 65 yaşında kaybettim.
Şu an 66 yaşındayım ve son zamanlarda beni ölüm korkusu sardı.
Sağlıklı sayılırım, ciddi bir sorunum yok. Lakin bu korku yüzünden hayat bana zehir oluyor.
Bu düşüncemi nasıl bertaraf edebilirim?
Yardımcı olursanız, çok memnun olurum..
Teşekkür ederim.
Rumuz: ENDİŞELİ

En yakınınızdaki üç değerli varlığı zamansız kaybedişinizin yaraları hâlâ kanıyor..
Ölümün yanı başımızda, pusuda beklediğini ve ne yaparsak yapalım bildiğini okumaya devam edeceğini kavrayış noktanızda, bu endişeniz başlamış..
Denetleyemeyeceğiniz, kontrol edemeyeceğiniz, hesabını soramayacağınız ve sizden bağımsız göründüğü halde, size hükmetme marifeti olan bir korkudur, ölüm korkusu.
Her zaman bir yerlerde saklanır ve uygun zemin bulduğunda, bizi endişelerin kucağına atmaya çalışır.
Ailenizdeki erken ölümlerin, bu korkunun canlanmasındaki rolü de bu işte.
Peki ne yapmalı?
Doğarken, ölmeye başlayan varlıklarız biz.
Öyle ki, ölüm ve yaşamın ayrılmaz ikili olduğunu aslında hep biliriz.
Ancak, fazla dikkate almadığımız bazı ayrıntılar da var, bu ikili ile ilgili.
Biri varsa, öbürü yoktur mesela. Yaşam varsa, ölüm yoktur. Ve siz yaşamın tarafındasınız.
Bir diğer nokta, biz insanlar, yaşadığımızı biliriz. Bilinç düzeyimiz, buna uygun çalışır. Ancak, öldüğümüzü bilmeyiz. Ölüm, bizim için her zaman, dışarıdan seyredilen, bizim dışımızda, başka bir sahnede vuku bulan, başkalarının başına gelen ve bize sadece seyirci rolünü veren bir film karesi gibidir..
Seyirci yas tutar, acı çeker belki ama ölmez.
Siz de yaşıyorsunuz. İnsanoğlunun en eski korkusu, sizin yaşamınıza gölge etse de yaşıyorsunuz.
Bu nedenle, yapmanızı beklediğim, sadece yaşama odaklanmanız, yaşadığınızı hissetmeniz ve bilincimizin dışında bir yerlerdeki ölüm gerçekliğini -kendi yaşamınız söz konusu olduğunda- aklınıza, eyleminize, duygunuza düşürmemenizdir..
Bu elbette zor bir deneyim olabilir size..Bu nedenle, bir ipucu  paylaşmak isterim, sizinle..Sevdikleriniz sadece ölmedi..Yaşadılar da..Bunu hatırlayın..Yaşadıklarını hatırlayın..Sadece ölünmez..Ölmek için yaşama şartı vardır..Bunu unutmayın..
Yaşamsal hatıralarınız, ölüm korkusunu yenecek güçtedir, unutmayınız.
Bu arada, gündelik yaşamınızı süsleyin..Sevdiğiniz ayrıntılarla, tatlarla, dostlarla, sohbetlerle...
Yaşadığınız, ölüm kaygısı, uykunuzu, güncel yaşamınızı etkileyecek bir sınıra gelmemelidir. Böyle bir durum varsa, bir psikolog ile görüşmeniz ve konu ile ilgili terapi almanız gerekebilir..

**

Nişanlımın ailesi

Merhaba Ayla Hanım. Sizi uzun zamandır KIBRIS gazetesindeki köşenizden takip ediyorum. Çok düşündüm yazıp yazmamak için ama yazmaya karar verdim, çünkü artık sabrımın sonuna gelmiş gibi hissediyorum. Sıkıntım şu: 1.5 yıldır nişanlıyım nişanlımla aramız iyi. Birbirimizi seviyor ve iyi de anlaşıyoruz. Fakat nişanlımın ailesi en baştan beri sorun yaratıyor. Evlilik konusunda bana çok baskı yapıyorlar yani onlarla hiçbir zaman başka şeylerden konuşamıyoruz hep konuyu aynı yere getirip laf atma çabasındalar. Ailemin maddi durumu çok iyi değil. Ben çalışıyorum hem aileme hem de kendim para biriktirip bir an önce evlenmek istiyorum fakat yetişemiyorum. Bu işler biraz zaman istiyor, çünkü desteğim yok. Nişanlımın ailesi, bu durumu bilerek ilk başta kabul ettiler. Şimdi de bana baskı yapıyorlar. Ben kimseden para istemiyorum. Sadece manevi destek bekliyorum. Yalnız başıma kaldım. Sürekli ağlamak hissi ve öfke var bende. Karşılık da veremiyorum. Yoruldum, soğudum evlilikten.
Yardımcı olur musunuz bana?
Rumuz: YALNIZ KALDIM

Ne nişanlısından, ne de nişanlısının ailesinden hiç bir şey beklemeden; hem geleceğini kurmaya hem de ihtiyaçlı ailesine destek vermeye çalışan bir yürek, üstün bir karakter taşıyorsun..
Gerçekten, yakınların için bir şanssın, sen.
Özellikle, kişisel beklentilerin, arzu ve ihtiyaçların ilişkilere şekil verdiği bir dünya düzeninde, bulunmaz bir nimetsin..
Elbette anlayana..
Etrafındaki bazı insanlar, bu meziyeti anlamak yerine, "sineği sıkıp yağını çıkarmak" gibi ayrıntılarla kafayı bozmuşlar.Kazancını, harcamanı sorgulayarak; kendi akıllarınca, hesaplar yaparak seni incitiyorlar..Bir şekilde, senin yaşamını kontrol ederek, "etinden, sütünden fayda sağlamak" amacını da taşıyabilirler..
Bu, duygusal, ekonomik tacize doğru gidiyor veya çoktan gitti bile, belki de..
Neyse, bu durumda önce sen gelirsin. Sonra da sen gelirsin. Kararlarını başkalarının isteklerine göre değil, kendi hedeflerine göre alırsın..Beğenen beğenir, beğenmeyen kendi düşünsün..Bu kişiler, bu umarsızlığı hak ettiler..
Ancak, ortada bir nişanlı var..O ne yapıyor bu arada?
Ailesinin hükümsüz yargılarından seni korumak adına ne yapıyor?
Bunlar, şimdiden böyle..
Sonra, evlendiğinizde, çocuklar doğduğunda ne olacak?
Bu kişilerin, kendilerine bakışlarıyla, başkalarına bakışları arasında nasıl bir uçurum var?
Bunu anlamaya çalış..
Nişanlına da bir çift sözüm var. Aile kuracağı kadının, "gelenek, görenek, büyüğe saygı" gibi örtülerle incitilmesine göz yumuyorsa, bir an önce kendini ortaya atsın..Nasıl bir eş olacağını, adalet anlayışını, aile birliğindeki koruyucu rolünü göstersin..

Yok , ailedeki ve ilişkinizdeki baskın eğilim, itaate dayalı ise, acilen bir karar alman gerekebilir..
Onları umursamamak, bir çözüm olamayacağından, nişanlınla kurduğun ilişkinin doğruluğu, güzelliği, uyumu sana yol gösterebilir.
Bu genç adam, bu azaba değer mi, değmez mi?
Rahatsızlığını görüyor, anlıyor mu?
Sorun kendi ailesinden kaynaklandığına göre, senin incinmeni engelleyecek önlemler alıyor mu?
Yoksa, sessiz isteklerini ailesi aracılığıyla mı dillendiriyor?
Dediğim gibi, gitmek veya kalmak; bu ilişkinin doğrularıyla ilgilidir. Bu ilişkide, eşit rolün, kendini ifade edebilme imkanın, nişanlının ailesinin baskıcılığına

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.