HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Psk. Ayla  KAHRAMAN

Psk. Ayla KAHRAMAN

18.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Bir çift yalnızlık

   Aynı evde yaşarlar.
   Aynı yatakta uyurlar, ortak çocuklarına ana- babalık yaparlar.
   Ortak dostları, akrabaları ziyaret ederler.
   Örnek bir evlilik gibi görünürler.
   Oysaki yalnızdırlar.
   Görünen her şey aldatıcıdır. Bazen onların bile inandığı bir aldatmacanın kısır döngüsü içindedirler. Farklı düşünmelerini, duyumsamalarını bastırarak, görünen iyiyi doğru olarak kabullenmeye çalışırlar. Bu inkâr örtüsüne ihtiyaç duyarlar.
   Yalnız kalmak başka, yalnız hissetmek başka bir şey. Hepimiz zaman zaman yalnız kalabileceğimiz bir köşe ararız. Düşünmek, üretmek ve dinlenmek için o köşeye sığınırız. Bu, tercih edilen ve geçici olan yalnızlıktır. Gündelik yaşamın rutini içinde kaybolmaya yüz tutmuş doğallığımızı, bize ait düşünce ve duygularımızı fark edebilmemiz ve yüzleşebilmemiz için de gereklidir. Tercih edilen ve geçici olan yalnızlıkta, çiftin arasındaki güven, sevgi, bağlılık; yalnız hissetmeyi engelleyen faktörlerdir.
   Yalnız hissetmek ise insanı ruhsal acılara sürükler. Huzuru alır, götürür. Hele evin içinde yalnız hissetmek; bir çeşit mahkûmiyet gibidir: Ait olduğun bir yer yok artık ve sen yabancı bir yerdesin.  Atilla İlhan’ın Sisler Bulvarı’ndaki gibi, evine gitmekten korkarsın. O kadar yoksun ve o kadar ‘yok’sun ki kaybolursun.
   Bu yoksunluk;  huzurun, mutluluğun kaynağını kurutabilecek şiddette bir yoksunluktur.
   Uyumlu ve doyurucu bir birliktelik; çiftin her bir eşine, yaşamın içinde ve birilerinin aklında, yüreğinde olduğu duygusunu verir. Yabancı değildir. Ait ve değerlidir. Yani yalnız değildir. İşte bu, ilk önce özel ilişkilerde hayat bulan bir ihtiyaçtır. Kaygısızca kendimizi yansıttığımız, olduğumuz gibi kabul edildiğimiz özel ilişkiler; yalnız veya yalıtılmış hissetmemizi engeller. Aşk, sevgi ve güvenin; çift ilişkisi içindeki kaynak rolünün yaşamsal doyumları işaret etmesi de bundandır.
   Kendine yabancı olan, kendini yeterince tanımayan kişilerin, başkalarını tanıması da güçtür. Kendini bir bütün olarak değerlendiremeyen bir kişinin, neye ve nasıl bir özel eşe ihtiyaç duyduğunu anlaması mümkün değildir. Zayıflıklarını, korkularını, yetersizliklerini tanıyabilen insan; aslında yaşamda ona mutluluk verebilecek yolları da bulmuş olur. Doğru ilişkinin ne olduğu, çift olmak, eş olmak konularındaki yanlış inançlarını gözden geçirmeye hazır olur. Bir ilişkiden bekledikleri ile vermeye hazır olduklarını, hayali beklentilerinden ayıklamış olur.
   Çiftlerin kendi bütünlüklerine yönelik olarak yaptıkları ihmallerin, aynı evde yaşayan yalnızlar yaratması boşuna değildir. Tanımadıkları ben ile tanımadıkları sen aynı eve girdiğinde, dayanılmaz ruhsal acılar ve yalnızlık da, o eve misafir olur.
   Görünen iyiyi doğru kabul etmek, inkâr örtüsünü yalnızlığın üstüne çekmek hiçbir işe yaramaz.
    Bir şeyi saklamak, onu yok etmek değildir.
  

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.