Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Psk. Ayla  KAHRAMAN

Psk. Ayla KAHRAMAN

02.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Disleksi

Ayla Hanım, İlkokul 4. sınıfken kızıma Disleksi tanısı kondu.

Kızım çok erken yürüdü, konuştu, şarkı söyledi. Çok umutlu ana sınıfına başladık, ama bir de baktım ki arkadaşlarından daha geri öğreniyor yazmayı oyunları çözmeyi.
Sonra 1. sınıf oldu. Akranları gibi okumayı çözemedi. Günleri, haftaları sırasıyla sayamadı. Sözel olmayan öğrenme güçlüğü dediler. Benim ısrarımla 1. sınıfı tekrar okudu. Daha iyi olacağını sandım ama maalesef yanıldım. Bu onu çok etkiledi ve arkadaşları tarafından da hep dışlanan bir çocuk oldu. Yaşadığımız ciddi aile problemleri de ek olarak onu psikolojik olarak çok yıprattı.

4. sınıfken öğretmeninin uyarısıyla disleksi derneğine gittik ve disleksi tanısı kondu. Çok yabancı olduğum bir konuydu ama şimdi uzmanlaştım diyebilirim.  Onların söylediği gibi davranmaya başladım kızıma.

Ortaokula başladı ama ortaokulda özellikle Matematik ve İngilizcede hiçbir şey anlamadı. Hep zayıftı notları ve etrafında bir tane bile doğru düzgün arkadaşı hiç yoktu. Hepsi problemli ve kızımdan daha kötüydüler. Ellerini kollarını jiletliyorlardı ve ben psikolojik yardım alarak kızımı bu durumdan uzaklaştırmaya çalıştım. Ama tam anlamıyla başarılı olamadım.  Neyse bu ayrı bir konu, şimdi okula dönelim. Okulda bizim gösterdiğimiz ilgiyi öğretmenleri gösteremedi. “Sen anlaman zaten” deyip hep arkaya attılar onu. Aslında gerçekten matematikte 4 işlem yapamıyor, zorlanıyor. Ortaokul konuları da çok ağır. Ayrı bir kaynak sınıfı oluşturuldu ve haftada 1 kez kızım orada derse girdi.  Toplama, çıkartma, çarpma çalışıyorlardı ama sınava girdikleri zaman da hep normal sınıfındaki geometri yüzdelikler gibi konulardan girdi sınava ve başaramadı. Psikolojisi sınıf tekrarıyla yeniden bozuldu. Tekrar yaptık yine, matematik ve yabancı dillerden başarısız oldu. Bu sene yine tekrar yapacağız. Merak ediyorum bu hep böyle mi olacak? Sonra okuldan alacam? Bunun bir çaresi yok mu? Ayla Hanım bana yardım edin. Kızım gerçekten okumak istiyor ama elinde değil ki.  Böyle bir rahatsızlığı varsa eğer bu suç mu? Ne yapabilirim?

Gerçekten yıllardır çok problem yaşadığım bir konu bu. Ama inanın Ayla Hanım ben anladım, kabullendim bu öğrenme güçlüğünü ama bazı kişiler ki, çocukları gerçekten benim kızım gibi biliyorum, anlıyorum ve yardım etmeye çalıştığım zaman ve disleksi veya öğrenme güçlüğü olabilir dediğimde çok sert tepkiler aldım. Sanki ayıp ya da günahmış gibi. Ama çok da iyi biliyorum ki böyle çocuklar ileride başarılı bir iş kadını veya adamı olabilirler. Ama yazık ki bunları çok az kişi anlıyor. Neyse, dersler dışında özellikle matematik ve İngilizce dışında algılamalarında bir problem yok. Normal yaşıtları gibi.  Kızımın en ilgi duyduğu konu estetisyenliktir. Bu yaz bir arkadaşımın yanına girdi, kuaför salonuna. Onları ve müşterileri çok etkiledi.  Çok becerikli olduğunu, çok başarılı olduğunu, tam aradıkları gibi biri olduğunu söylediler bana. Ve hatta okuldan alıp orda yetiştirmeleri için benden izin istediler.  Ama ben de kızım da okumasını istiyoruz.  Kızımın en azından ortaokulu bitirip bir meslek lisesinde devam etmesini istiyoruz.  İşte biz bu durumu öğretmenlere nasıl anlatacağız? Yardımınızı bekliyorum.

Rumuz: KIZIM VE BEN

Anlattıklarınız, çocuğunuzun sözel olmayan öğrenme bozukluğu taşıdığını değil de; konulan teşhisin doğruluğunu işaret etmektedir. Sözel olmayan öğrenme bozukluğu yaşayan kişiler sadece belli akademik konularda değil; pek çok alanda zorluk yaşarlar. İnsanlarla ilişkiler kurmakta zorlanırlar, mimiklerden, yüz ifadelerinden iletmek istediğinizi alamazlar. Yeni bir durumla karşılaştıklarında uyum göstermekte ve karar vermede zorlanırlar. Muhakeme yapma, işlerini organize etme konuları da onlar için zorluklar yaşadıkları alanlardır. Akademik becerileri de kısıtlı ve dar alanlara sıkışmış gibidir. Yolunu, yönünü bulmada ve işaret dilini kullanmada da sıkıntılar çekerler.

Disleksi ise okuma, yazma, matematik gibi alanlarda kenedini gösteren bir öğrenme bozukluğudur. Bu çocuklar genelde zeki ve sağlıklı çocuklardır. Bu nedenle yetişkinler onların yaşadıkları sorunları anlamakta güçlük çekebilirler. Onların tembel veya geri çocuklar olduğunu düşünebilirler hatta bu çocukları yargılayabilirler, utandırabilirler. Kendine güveni incinen çocuk, akademik dünyadan uzaklaşabilir ve grup dışına itilebilir.

Ne yazık, çocuğunuzun yaşadıkları da buna benziyor. Öğrenme becerilerini yaşama geçireceği uygun ortam bulamamış ve başarısızlık gibi yanlış bir yargının kurbanı olmuş. Normal eğitim şartlarına uygun olmadığından, her sınıfı birden fazla okumak zorunda kalmış. Yeteneklerini yeşertebileceği ve kendini iyi, mutlu hissedebileceği bir akademik yaşam yerine; yetersizlik ve başarısızlık duygularıyla yalnız kalmış.
Disleksisi olan bir çocuk, alışılmış normlardan farklı olmanın acısını yaşamamalıdır ve sadece eğitim kurumu değil, toplumsal bütün kaynaklar onun hizmetine sunulmalıdır. Toplumsal bilincimizin bu konudaki yetersizlikleri ile hep beraber mücadele ederek, bu çocukların ihtiyaç duyduğu öğrenme ortamını sınıfa taşımanın yollarını bulmalıyız.

Disleksi bir zeka geriliği değil; bir öğrenme güçlüğüdür. Dünya disleksik olmalarına rağmen, sanat, edebiyat ve bilim alanlarında üstün başarıya sahip öncülerle doludur. Hepimize düşen, dislektik çocuklarımızı saha dışında bırakmayacak önlemleri bir an önce almaktır.
Çocuğunuz ve siz, zorluklardan yılmadan, yola devam edeceksiniz. İlgi duyduğu konuda, eğitim görmesi mümkündür biliyorsunuz. Üstelik bu meslek dalı, ülkemizde geçerli ve ihtiyaç duyulan bir meslek alanıdır.

Bu noktaya kadar gelmişsiniz ve yola devam etmelisiniz.
Okul ortamında, soruna yönelik önlemlerin alınmasını sağlamak ve kızınızın kendini sorunlu görmemesini sağlayacak elverişli ortamı, eğitimcilerle beraber kurmak gerekmektedir.
Dediğiniz gibi, dünya, disleksi sorunu yaşayan çok başarılı sanatçılarla, bilim adamlarıyla ve edebiyatçılarla doludur.,
Mesajınız, pek çok aile ve öğrencinin yaşadığı bir sorunu dile getirmektedir.
Disleksi, öğrenme güçlüklerinden bir tanesidir sadece. Çocuklarımızın yaşadığı pek çok sorun vardır ve sorunun tanımı bile yapılmadan, akademik hayatı terk etmek zorunda kalan çocuklar vardır. Bu nedenle, konuyla ilgili bir makalemi, burada okuyucularımla paylaşmak isterim.

Çocuklarda öğrenme güçlüğü

Çocuklarımızın, zamanında okumayı yazmayı öğrenmelerini bekleriz. Matematiği kolayca anlasın, ödevlerini yardımsız yapsın, yorulmasın, söylenmesin, sorun çıkarmasın.
Gerçekte ise bazı çocuklar okumayı, yazmayı, sayıları anlamayı yaşıtlarına göre geç öğrenirler. Öğrenmek için daha fazla zamana ihtiyaç duyarlar. Hatta nihayet öğrenmeye başladıklarını düşündüğünüzde, en başa dönüp sizi yanıltabilirler.

Aklınıza korkutucu düşünceler gelse de, bütün bunların zekâsında bir soruna işaret ettiğini en son noktadan önce düşünmemek gerekir. Bu; çocuğun zihinsel kapasitesi normal hatta normalden yüksek olduğunda da yaşanabilmesi mümkün olan bir gelişimsel sorundur. Çok fazla çocuğun ve ailesinin sorunudur.

Anlamamak, yazamamak, okuyamamak veya hesaplayamamak sınıf içinde tek bir çocuğu işaret ettiğinde; çocuk kendini değersiz, başarısız hisseder. Arkadaşlarıyla ilişkileri olumsuz etkilenmeye açık olur. Bazıları onun zihinsel yetersiz olduğunu düşünebilir ve bu bazıları otoriteye sahipse bu konuda karar da verebilir: Sınıfa uygun değil. Ait olduğu yere gitmeli.

Damgalama; işini her zaman iyi yapar. Çocuk grubundan soyutlanır ve önyargının işlemesine karşı atılan çığlık yetersiz kalır. Çocuğun çabalaması, zannedilen kişi olmadığını göstermeye çalışması duyulmayan bir çığlık olarak kalır. Çocuğun benlik saygısını vuran bu darbe, ana babanın gözlerinin yaşında donar kalır: “Benim çocuğum farklı.”

Oysaki zihinsel kapasite açısından yeterli hatta üstün niteliklere sahip olmasına rağmen, bir çocuk akademik becerilerini beklendiği gibi gerçekleştirmeyebilir. Duygusal ve sosyokültürel nedenlerin dışında bu bir öğrenme güçlüğü olabilir. Disleksi (okuma güçlüğü) bize yabancı olmayan bir kavram. Bunun yanında; disgrafi (yazma ve imla güçlüğü), diskalkuli (matematik öğrenme güçlüğü) de çocukların akademik yaşamlarını etkilemektedir.

Öğrenme güçlükleri bu sayılanlarla sınırlı değildir, ne yazık. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşayan çocukların okullarda yaşadığı sıkıntıları biliyoruz. Çoğumuzun yabancı olduğu, teşhisi oldukça zor olan Sözel Olmayan Öğrenme Güçlüğü Sendromunu da unutmamak gerekir. Nöropsikolojik nedenlere dayanan bu gelişimsel problem; çocukların akademik sorunlar dışında, sosyal, duygusal sorunlar yaşamalarına neden olabilen rahatsızlıklardan birisidir.

Çocukların akademik ve günlük yaşamını zorlaştıran pek çok faktör vardır. Bununla beraber, onların en büyük sorunu, anlaşılmamaktır. İhtiyaçlarının en başında duyarlı, yargılamayan ve sınıftaki yaşamını kolaylaştıran bir öğretmen gelmektedir. Sınıf grubunda kabulün öncüsü öğretmendir. Eksiklikleri ile değil, güçlü yanlarıyla kabul edilecekleri sosyal ve kültürel aktivitelerde görev almaları; olumlu kişilik özelliklerinin üstünde durulması çocuğun benlik saygısının ve sosyal ilişkilerinin güçlenmesini sağlayacak adımlardandır.

Sorunun gerektirdiği yaklaşım konusunda öğretmen ve aile işbirliğinin büyük önemi vardır. Bu, hem çocuğun hem de öğretmenin işini kolaylatacak ve çocuğun yapması gereken ek çalışmalara anlamlı bir sınır çizecektir.

Bazı öğrenme bozukluklarında tıbbi destek ve psikoterapi gerekli olsa da; öğrenme güçlüğü yaşayan çocuğun en acil ihtiyacı uygun eğitim stratejisidir. Okul aile işbirliğinin; sınıf öğretmeni, okul rehber öğretmeni ve aileyi içine alarak kurulması gerekmektedir. Çocuğu sınıftan, okuldan dışlamadan ve sorunun çözümüne odaklanan stratejilerle çocuğun eğitim hakkından faydalanması sağlanabilir.
 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.