Akacan Holding
Psk. Ayla  KAHRAMAN

Psk. Ayla KAHRAMAN

09.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Gelinimi seviyorum ama…

Ayla hanım, 56 yaşındayım. Karı koca emekliyiz ve sakin bir hayat yaşıyoruz. İki oğlumdan birini 2 yıl kadar önce evlendirdim. Eğitimine, statüsüne uygun bir aile kızı ile evlendi. Gelinim ve oğlumdan genel olarak memnunum. Dünürlerimizle aramız çok iyi. Çocuklarımız her iki taraftaki aileleriyle da gayet güzel ilgilenir ve bize bir sorunlarını yansıtmazlar. Zaten, maddi bir sorun yaşamamaları için her şeyi yaptık. İşleri de fena değil. Özenilecek bir durumdadırlar yani. Böyle yazarken, sanki ben ortada bir şey yokken sorun çıkarıyormuşum gibi gelecek belki ama bazı şeyler çok fazla gözüme batar ve sindiremem. Ondan size yazmak istedim. Belki de beni eleştireceksiniz veya onaylamayacaksınız ama zoruma giden şeyler var. Mesela, oğlum işte çok yoruluyor. Eve geliyor, yemek yapıyor, ütü yapıyor. Gelinim de çalışıyor ve yoruluyor elbette ama sırf oğlum yorulmasın diye ben yemekleri yapmaya, ev işlerine destek olmaya gayret ediyorum. Sonra da çok ağrıma gidiyor. Bir süre hiçbir şey yapmayacağım diyorum, oğlum sitem ediyor. Ona karısı ile ilgili hiçbir şey söylemem, eleştiri olarak. Evlerimiz yakın ve oğlumun bu kadar çok iş yapması beni gerçekten etkiliyor. Gelinim sanırım çabuk yoruluyor veya beceriksiz biri belki. Ama dediğim gibi, ben bunu çok takmaya başladım ve gelinime öfke duyarım. Sanki etrafındakileri çalıştırmak konusun da ihtisası var gibi davranır. Gerçekten de hepimize istediğini yaptırır. Yaparım ama sonra yaşadığım karışık duyguların etkisinde kalırım. Gelinime öfkelenirim. Kafamda bir sürü laf üretirim, söylemek istediğim. Ama söylemem ve daha kötü olurum. Kocama göre çok takıyorum ve yapmak istemediğimi yapmamalıymışım. Ama ben yapmazsam, oğlum çok yoruluyor, Ayla Hanım.

Sizce nasıl davranabilirim? Bütün şikâyetlerimi bir bir söyleyeyim mi? Oğlumla mı konuşayım? Yoksa bu duruma devam mı edeyim?

Rumuz: VALİDE SULTAN

Sevgili Valide Sultan, evliliklerin ilk yılları karı kocanın kendilerine özgü bir denge arayışı içinde geçer. Yetiştirdiğiniz ve çok iyi tanıdığınızı düşündüğünüz evladınız; evlilik kurumuna adım atması ile yeni bir kimliğe bürünmüş: Evliliğin haklarını, görevlerini ve sorumlulukları paylaşmaktan kaçınmayan genç bir erkek. Baba ocağından farklı, eşi ile kendi kişilik özelliklerine uygun bir uyum sürecine girmiş. Bir çift olma süreci içine giren gelininiz ve oğlunuz; kabul sınırlarınıza uygun olmayan farklı davranışlar da gösterebilir. Evliliklerinin oturması ve kendine özgülüğünü oluşturması için bunlar gereklidir. Olasılıkla, evinizde yaşarken, her şeyi hazır bulan ve annesine yardım etmeyi düşünmeyen oğlunuzun; kendi yuvasını kurduktan sonra bu derece değişmesi sizi etkilemiş olabilir ve bu değişikliğin müsebbibi olarak gelininizi görüyor olabilirsiniz. Aslında olan her şey ikisinin eseridir. Kendi yuvalarını kurmayı öğreniyorlar ve size yabancı gelen kendi doğruları, kendi hareket noktalarıdır.

Oğlunuz, eskiden olduğu gibi, sizden yardım, destek istiyor ve aslında gelininizle ilgili geliştirdiğiniz kanaatte bunun da çok etkisi vardır. Oğlunuzun hayatını kolaylaştırmak amacı ile sizden hizmet beklememeyi öğrenmesi gerekiyor. Siz, yardımcı olmak amacı ile bir evliliğin iç işlerine tanık oluyorsunuz ve sizin doğrularınıza uymayan davranış ve tutumlarla karşılaşıyorsunuz. Yaşadığınız mutsuzluğun nedeni bu. Öncelikle, bu desteği kesin. Tıpkı kendi evliliğiniz gibi, onların evliliğinin sınırlarının içinde kalması gerekene girmeyin. Onlara ait olan işlere, sorumluluklara karışmayın. Hatta onları bu konuda uyarmaktan çekinmeyin. Tecrübeli ebeveyn olarak onlara ihtiyaç duyduklarında yol gösterebileceğinizi ancak ev işi, yemek pişirmek gibi gündelik sorunlarını ikisinin bir an önce çözmeyi öğrenmeleri gerektiğini iletin. Kendi yağlarıyla kavrulmayı öğrenmeleri için biraz geride durun. Sizin özel bir yaşamınız ve o yaşama ilişkin görev ve sorumluluklarınızın olduğunu ve kendi işlerini sizden destek almadan başarmak zorunda olduklarını bilsinler. Oğlunuz ve gelininizin işlerini, ütülerini yapmaktan, onlara yemek pişirmekten hemen vazgeçin. Yetiştiremedikleri sorumlulukları için kendi içlerinde çözüm üretmeyi öğrensinler.

**

Karıma neler oluyor

Ben 38 yaşında evli bir erkeğim. Üç çocuğum var ve eşimi çok seviyorum. Onu terk etmeyi veya başka bir kadınla olmayı hiç düşünmedim. Nerdeyse 14 senedir evliyiz ve ben onu hiç aldatmadım. İyi kazanırız ve kazancımızla güzel bir hayat yaşıyoruz. Çocuklarımız özel okula giderler ve örnek öğrenciler olarak gösterilirler. Senede en az iki defa yurt dışına tatile gideriz. Dışarıdan her şey yolunda yani… Son zamanlarda eşim benden çok uzaklaştı. Eskiden her şeyi paylaşırdık. Bol bol konuşurduk. Ayrı geçen zamanda nelerin olup bittiğini birbirimize anlatırdık. Bunlar artık yok. Ona bunu söylediğimde, “sana öyle geliyor”, “yorgunum”, “çok hassassın” gibi cevaplar veriyor. Eskiden öğlen aralarında baş başa yemeğe çıkardık. Şimdi, mümkün değil. Ya işi var ya da arkadaşları ile beraber çıkması gerek. Özel hayatımızda da bana çok uzaklaştı. O klasik bahaneler olur ya, baş ağrısı gibi, şimdi sık sık bana bu bahaneleri sıralıyor veya ben uyumadan yatağa gelmiyor. Ben çok üzgünüm ve ne yapacağımı bilmiyorum. Bir sorun var, biliyorum ve çok tedirginim. Ona, bir uzmana gitmeyi de önerdim. Bana bir sorun olmadığını ve benim abarttığımı söyledi. Ama bir şey var Ayla Hanım. En büyük endişem, onu kaybetmek. Lütfen yardım edin.

Rumuz: GBUJI

Anlattıklarınız bir sorun olduğunu ve eşinizin bunu reddettiğini gösteriyor. Bilmeniz gerekir ki, yaşadığınız her neyse, o kabul etmeden çözmeniz imkânsızdır. Belki ilişkinizde bazı yorgun noktalar var ve eşiniz bunların etkisinde. Demek istediğim, ilişkilerin gelişimi, değişimi gereklidir. Rutin hale dönüşen ilişkiler, tarafları bezdirebilir ve ilişki için çaba göstermekten uzaklaştırabilir. Karınız, ortak hayatınıza farklı bir gözle bakmaya başlamış olabilir.

Bunun dışında eşiniz belki de kendi içinde bazı çatışmalar yaşıyor ve size yansıtmak istemiyor. Hepimizin yaşamla olan dansımızda yorgun düştüğümüz ve depresif tepkiler verdiğimiz dönemlerimiz olabilir.

Neden ne olursa olsun, öncelikle yanında olun. Destek verin. Çok sorgulamayın ve bir süre fazla bir şey beklemeyin. Kararlarına saygı duyun ve konuşmaya, paylaşmaya hazır olduğunda bekliyor olacağınızı iletin. Onun sadece kocası değil, hayat arkadaşı, çocuklarının da babasısınız. Evlilik; dikensiz gül bahçesi değildir ve anlayış, sabır ve dayanışma ile pek çok fırtınanın atlatılacağını unutmamak gerekir.
**

Doktorun verdiği ilaçları doktor kesebilir

Ben yirmi yıldan fazladır psikiyatri doktorlarının verdiği bazı ilaçlar kullanıyorum. Artık ilaçlardan bıktım ve çok da iyiyim. Bıraksam ve sadece psikologa gitsem diye düşünürüm. Karım ise karşı çıkar ve ilaçlarımı bana zorla içirir. Ama artık bıktım, ilaç kullanmaktan. Bunları bırakmanın bir yolu var mı?

RUMUZSUZ

İlaçlarla, haplarla ilgili kararları sadece tıp doktorları verebilir. Ne hastalar ne de doktorlar dışındaki kişiler, ilaçlarla ilgili karar veremez. Hemen doktorunuzla konuşun ve duygularınızı ona anlatın. Belki ilaçlarınızla ilgili bazı değişiklikler yapmaya karar verecek ve kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz.

İlaçla tedavi edilmesi gereken hastalıklar söz konusu olduğunda; psikolog ilacın yerini tutmaz. Sakın böyle bir şey yapmayın. Psikoterapi istiyorsanız ve doktorunuz faydalı görürse, sizi yönlendirecektir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.