HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Psk. Ayla  KAHRAMAN

Psk. Ayla KAHRAMAN

18.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Nişanlım bekaretimi başıma kakıyor

Ayla abla, 24 yaşında, nişanlı bir kızım. Küçükken, başıma gelen bir olay yüzünden bekaretimi kaybetmiştim. Olayı anlatmak istemiyorum. Ben ancak büyüdüğümde bekaretimin olmadığını öğrendim. O kadar bilgisiz ve bilinçsizdim yani.

Neyse, bir buçuk yıl önce, nişanlanmadan önce, bu durumu nişanlıma açıkladım. "Hiç önemli değil" dedi. Güzel güzel nişanlandık anlayacağınız. Hemen bize taşındı ve evlenmeden önce, beraber olmaya da beni ikna etti.

Şimdi düğün tarihimiz belli olalı, nişanlım tuhaf davranır. İkide bir, başıma kakar, bu konuyu. Çok üzülürüm, ağlarım.

Başta her şey güzelken, ne oldu anlayamıyorum.

Ama çok kırgınım.

Dün bir laf etti, içim çok acıdı. Bana, "başkasının bozduğunu ben mi temizleyeceğim" dedi.

Annem babam bu konuşmaları bilmez. Sanırım mutsuzluğumu fark ettiler ama onlara konuyu açmadım. Dün o kadar üzüldüm ki, size yazmak zorunda hissettim kendimi.

Lütfen, Ayla abla. Bana yardım et. Bu saatten sonra ayrılmak kolay değil. Ama, bu duruma katlanmakta çok zorlanıyorum.

İçimden çeyiz falan hazırlamak gelmiyor.

Hep ağlayasım var.

O bana hakaret eder durur. Ben ağlarım.

Lütfen ben canıma kıymadan, bana bir yol göster.

Rumuz: KARANLIK GÜNLER

Bir dakika..Ne demek canına kıymak? Bir suç işlemiş olsaydın bile -ki böyle bir şey yok- canına kıymak çare değildir. Sana armağan edilen yaşamı, en güzel ve sana en uygun şekilde yaşamak, ilk görevindir.

Ortada doğrudan seninle ilgili bir sorun yokken, bunu düşünmeyi bile kendine yasakla, lütfen.

Senin bozuk, eksik olduğunu düşünen ve ilk erkeğin olduğunu bile bile, seni utanca bulaştırmaya çalışan o sorunlu nişanlı var ya... koy onu kapının önüne. Yaptığı tam bir kendini bilmezlik, edepsizlik.

Masum bir kızın nişanlısı olacak, bir buçuk yıl boyunca, kızla beraber yaşayacak, evlilik zamanı gelince de, "ben adi herifin tekiyim, evlilik bana göre değil, alacağımı aldım, gitmek isterim" demek yerine, hatırlamadığın bir geçmişte, başına gelen bir olaydan kaynaklanan bekaret konusunu, sana silah olarak kullanacak.. Ve sen, bu karaktersiz adamın etkisine girerek, neredeyse, depresyona gireceksin..

Bu dayanılacak veya kabul edilecek bir şey değil.

Üstelik, 21. yüzyılda yaşıyoruz. Bekaretini, bilinçli olarak, isteyerek, severek de verebilirdin. Yeni dünyada, kimsenin bir kadından bunu sorma hakkı yoktur. Ne yasal, ne de ahlaki olarak.

Yani, bekareti olmayan değersiz değildir. Yeter ki, bu konuda, genç kadın, kendi isteği ile karar verebilsin.

Bu maskaralıktan, elbette bir şeyler öğrenmek gerek.

Sen; yetersiz, bencil bir adamın gözünden kendine bakmamayı öğrenmelisin. Ona, seni değerlendirmek için fırsat dahi vermemelisin.

Sen tek başına, duygulu, akıllı, ne istediğini ve istemediğini bilen biri olmayı başarmalısın.

Kimseye borcun yok.

Kendinden başka, memnun etmek zorunda olduğun kimse yok.

Elbette böyle bir adamla evlenilmez, çeyiz falan da hazırlanmaz.

Bu duygusal karmaşadan ve hakaretten kurtulmak için, basit bir hareket yeterlidir: Ayrıl ve yoluna devam et.

Bu adam senin kaderin değildir. Kaderin, senin ellerinde, aklında, kalbindedir.

Yaşadıklarını ailenden saklamaman gerektiğini söylemeliyim.

Bu kişinin "nişanlı" kisvesi altında sana uyguladığı istismarı durdurmak için; açık yüreklilikle, kendini ailene, sevdiklerine ifade edebilmelisin.
 

**

İlkokul birinci sınıfta ödev yapmak zordur

Ayla Hanım, oğlum ilkokul birinci sınıfa gidiyor. Çok akıllı olmasına rağmen, evde ödev sorunu yaşıyoruz. Ödevlerini yapmak istemiyor. Hatta ağlıyor. Bütün gece ödev yapsın diye uğraşırım. Masanın üstünde uyur ama daha hiç bir ödevini yetiştiremedik. Bu yetmezmiş gibi, şimdi de okula gitmek istemez. Eski okulunu ister. Yani geçen yılki, ana sınıfını ister. Ne yapayım, nasıl yaklaşayım bilemedim. Yardımcı olursanız, çok sevinirim.

Rumuz: YOK

Birinci sınıf, çocuklar için çok zor bir dönemdir.

Verilen ödevleri yapabilmek için, çocuğun zeki olması yetmez. Aynı zamanda, ince kas kuvvetinin de yeterli olması gerek. Yazabilmesi için bu gereklidir. 

Bunların dışında, henüz oyun çağında olan bir çocuğun, disiplin ve sınırlandırma gerektiren, ödev sorumluluğuna uyum sağlamasını beklemek de doğru değildir.

Yapılması gereken, çocuğun bu yeni duruma yavaş yavaş alıştırılmasıdır. Hoşgörü ile ve baskı yapmadan yaklaşılmalı; yapamadıkları ile değil, yapabildikleriyle değerlendirilmelidir.

Başkaları ile kıyaslanmamalı, kendine güven duygusunun gelişimi için, öğretmen ve aile beraber çalışmalıdır.

Gücü yetmediğine göre, verilen ödevlerin her birinden, azar azar alıştırma yaptırın. Bir sonraki gün, az bir gayret gördüğünüzde bunu övün. Bu böyle devam ederse, bir süre sonra, ödevlerinin tamamını yapıp, mutlu bir şekilde okula giden bir oğlunuz olacaktır.

Başarı odaklı değil; kendi kapasitesine göre değerlendirildiğinde, çocuk kendinden memnun kalacak ve verilen ödevleri yetiştirme konusunda, zaman içinde gereken olgunluğa gelecektir.

Oğlunuzun yapabildikleriyle gurur duyduğu, kendini başarılı hissettiği noktayı yakalayacaksınız. Hem öğretmeni, hem de siz. O zamana kadar, baskı yapmayın.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.