Cyprus Today sol
  • 03 Aralık 2017, Pazar 12:40
Psk. Ayla KAHRAMAN

Psk. Ayla KAHRAMAN

Oğlum 9 yaşında ve diyabetik

Sevgili Ayla hanım, 9 yaşındaki oğlumuza diyabet teşhisi kondu. Hastalığın getirdiği şoku yenmekte zorlandığımızı düşündüğümüzden, sizden fikir almak istedim.

Aslında, genelde tedavi güzel gidiyor. Diyetine uyuyor gibi görünüyor, ağlasa da iğnelerini yaptırıyor.

Yapması gereken belli eksersizleri de bazen yapıyor, bazen huysuzluk ediyor.

Bunları normal karşılıyoruz.

Ancak içinden çıkamadığımız durum şu ki, okulda arkadaşları ile beraber iken, diyabetik olduğunu unutarak davranıyor. Mesela, kepekli sandviçini yemesi önemli ve yiyor. Kızmamızdan korktuğu için belki. Ama aynı zamanda, arkadaşlarıyla cips, şeker, çikolata da yiyor. Şeker ölçümlerindeki yükselmenin nedenini itiraf edince öğrendik. Söz verdi ama tutamıyor.

Bunun önüne geçemiyoruz.

Bunun yanında, huyu çok değişti. Yorucu, kaprisli bir çocuk oldu. Ödevlerini yapmak için bile harekete geçmez. Oyun konsolu var, onun başından ayrılmak istemez.

Bunun geçiş süreci olduğunu, bu duruma alışması için sabretmemiz gerektiğini biliyorum. Ama 8 ay oldu, çocuğumuzu toparlayamadık ve önerilerinize ihtiyacımız var.

Rumuz: ÇOCUK KALBİ

Bu tür hastalıkların; çocuğun duygusal sistemini, bedenini etkilediği kadar hatta daha fazla etkilediğini bilmemiz gerek.

Çocuğunuz her gün iğne oluyor, canı yanıyor. Özgürce beslenemiyor, çok çeşitli kısıtlamalara alışmak zorunda kalıyor.

Arkadaşlarından farklı davranmak zorunda kalıyor.

Diyetine, eksersizlerine yönelik tavrının altında yatan bu. Farklı olmak istemiyor.

Ve fark ettiğiniz gibi, hasta olduğu gerçeği, çok da umurunda değil. Çünkü o henüz bir çocuk. Oyun, arkadaşlar onun için çok önemli. Onlarla benzer olmak istiyor, farklı değil.

Diyabet, kronik bir hastalık. Yani, uzun süreli. Bu nedenle, bu hastalığa verilen tepki, beklenenden daha ağır olur. Biliyorsunuz, nezle olan küçükler hatta büyükler bile huy değiştirebilir. Kaldı ki, diyabet hastalığı, yaşamsal önemi olan ve yaşamı tümüyle değiştirmeyi gerektirebilen bir özellik taşımaktadır.

Size, en başta, sevginizi hissettirerek, çocuğunuzu ve çevresini bilinçlendirmenizi öneririm. Öğretmeni, arkadaşları oğlunuzun neyle mücadele ettiğini bilsin ve bu durumun bir kusur olmadığını anlasın. Diyabetik kişinin yaşadığı çevrenin bu konudaki bilinci çok önemlidir.

Evde, çocuğunuzun sağlığından sakın ola ödün vermeyin. Konunun önemini iyice anlamalı ve paniğe düşmemeli.

Sağlıklı yaşamak zorunda olan şeker hastaları; sağlıklı kaldıkları müddetçe, başka insanlardan çok daha uzun yaşayabilirler ve üretken olabilirler.

Bir de yıllar önce yazdığım aşağıdaki makaleme göz atmanızı isterim...

Diyabet, çocuğun yoluna çıktığı zaman; şeker ve çocuk arasında ömür boyu sürecek bir birliktelik başlar.

Bu yolculuğun hastalıktan bile zor olan tarafı; çocuğun o noktadan itibaren yaşayacağı kısıtlamalar ve zamanından önce öğrenmek ve uygulamak zorunda kalacağı sıkı denetimlerdir. Beslenme rejimi, günlük ensülin enjeksiyonu, spor, egzersiz çalışmaları ve hastalığa yönelik eğitim; yaşamının merkezine oturması gereken ciddi programlardır. Bunlar, çocuğun günlük yaşamında kafasına göre ya da rastgele adımlar atmasını engeller. İstediği kadar yiyemez, koşamaz, oynayamaz. Gündelik hayatında program dışına çıkamaz. Her gün en önemli işi, sağlığı ile ilgili gerekenleri yapmak, önlemleri almaktır. Yaşamı boyunca sürecek bu kısıtlamaların ödülü vardır elbette: Üretken, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam kurma şansını kazanmak.

En etkili tedavi, aile desteği ve eğitimi verildiğinde bile, diyabetik çocukların yaşamlarında bazı zor dönemeçlerden kaçınılamaz. Özellikle ergenlik öncesi ve ergenlik dönemleri onlar için çok zorlu geçebilir. Her ergenin beklenen isyanları, dikkat edilmezse onları travmatik bir noktaya itebilir. Hastalığın gelecek yaşamlarını olumsuz etkileme olasılığı, suçluluk duygusu, başkalarından farklı olmaya yönelik "neden ben" sorusu ve buna getirilen çocuksu veya abartılı mantıklı açıklamalar çocuğun savunma duvarını incelterek endişelerinin artmasına neden olur. Ya başkalarının dikkatini çekecek kadar titiz ve dikkatli bir diyabetik olur ya da böyle bir sorun yaşamıyormuş gibi beslenir, davranır ve eylemde bulunur. Her ergende görülmesi beklenen abur cubur düşkünlüğü ve otoriteye (özellikle aileye ve doktora) isyankârlık; şeker çocuğun tehdit edici bir çıkmaza sürüklenmesine neden olur.

Ana, babanın ve çocukla ilgilenen herkesin bu isyanın altında yatan nedenleri anlaması ve çocuğun bedensel ve ruhsal sağlığına yönelik doğru adımları atması gerekir. Çocuğun "aklını başına toplayıp" hastalığına uygun davranmasını istemek, sağlığını korumak için sorumluluğa davet etmek, göreve çağırmak ve daha pek çok ikna edici davranışı yöneltmek sorunu çözmez. "Ben arkadaşlarımla aynı şeyleri yapıyorum, karışmayın" isyanına, siz "ama sen hastasın, yapamazsın" diye cevap verirseniz, isyanı körüklemiş olusunuz. Bu ne yazık ki, yaralı ve mutsuz çocuğunuza bir çelme daha atmaya benzer. Biraz daha yere düşer.

Çocuğun sağlığı için duyulan haklı endişeleri ve onun yaptığı yanlışları ayrı bir yere koyarak; çocuğun hastalığı ile ilgili düşüncelerindeki değişime odaklanmakta fayda vardır.

Çocuğunuz büyüdükçe değişir. Ergenlikte, özellikle kendisi ve dünya ile ilgili görüşleri değişir. Bu değişimi anlarsanız, hastalığı ile ilgili endişelerini, hastalığının aile ve arkadaşlarını nasıl etkilediği düşüncelerini ve gelecek korkularını da anlarsınız. Çocuğun abartılı, yanlış, kendini veya başkalarını suçlayıcı düşüncelerini öğrenmiş ve bu yanlışları düzeltmek için bir yol bulmuş olursunuz.

Anne ve babalar, diyabetik çocuklarına yardım etmek için her zaman hazırdırlar. Bu arzu içerisinde, kendi endişe ve üzüntülerini bastırmayı yeğlerler. Yoğun stres altındadırlar ve depresyon yaşama olasılıkları yüksektir. İnsanı yaşama bağlayan her şeyi bir kenara bırakıp; kendilerini çocuklarına adayabilirler. Bununla beraber, aile sağlığı ile diyabetik çocuğun sağlığının paralel gittiği unutulmamalıdır. Aile ve çift ilişkisini korumaya özellikle dikkat ederek; ortaya çıkacak çatışmaların doğru çözümü konusunda aile üyelerine destek verilmelidir.

Bunun için en önemli adım, toplumun bilinçlenmesi ve aile psikososyal sağlığını koruyucu önlemlerin hayata geçirilmesidir.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek