HUNKAR SAG GIYDIRME
Psk. Ayla  KAHRAMAN

Psk. Ayla KAHRAMAN

26.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

​Sevgilimi aldattım

Merhaba Ayla Hanım. Sevgilimle kavgalarımız beni usandırmıştı ve onu aldattım. Sonra tekrar birlikte olduk sevgilimle. Aldattığım kişi ile anlaşarak; ihaneti reddettik. Onu inandırdık. Şimdi vicdan azabı çekiyorum ve buna artık dayanamıyorum.

Rumuz: KARAGÜL

Sevgili Karagül, vicdani sorumluluk; insanın kendi kişiliğinde gelişen ve anlam bulan bir duyarlılıktır. Eşine veya sevgilisine dürüst davranmayan, aldatan ve bunu vicdan meselesi yapmayan pek çok kadın ve erkek var dünyada. Bu insanlar kendilerini vicdani bir yargılamadan geçirmeyi düşünmeyecek kadar da seçimlerinden memnunlar. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli ayrıcalıklardan birisi olan vicdan; iç huzurumuzun da teminatıdır. Yaşadığın gerilimi, çöküntüyü gidermenin tek yolu, vicdanını dinlemektir. Bu bir çeşit iç mahkemedir ve bunun için bedel ödemeyi göze almak da, erdemli bir karardır. İç mahkemeni yaparken, kendine gereğinden fazla yüklenme, acımasız olma.

Yürümeyen bir ilişkinin dargınlık anında, başka bir erkekle ilişkin oldu. Sevgilinle barışmasaydın, bu vicdani yükü taşımayacaktın. Başkasıyla beraber olmak mı, bunu sevdiğinden saklamak mı seni bu vicdani yükü sırtlamaya götürdü? Bu ayırımı iyi yap. Bunu yanında, “aramızda her şey bitti ve ben yani bir yaşama adım atıyorum” bilinci ile bir geçici ilişkiye sığınmış isen, bunu da sorgula. Diyelim ki, bütün hesapları yaptın ve bunu söylemenin senin için daha doğru olduğuna karar verdin. Sevdiğin gencin bunalımına ve ilişkinizdeki duraklamaya hatta bozulmaya hazır ol. Bir ilişkide “affedilen” ve “affeden” konumları ilişkiye egemen olduğunda, o ilişki nevrotik tepkiler verir. Bitişe doğru son sürat gidebilir. Karşılıklı güvensizlikler, bu günkü çöküntünü daha da artırabilir. Belki sana net bir yol göstermiyorum ve kafanın daha çok karışmasına neden oluyorum ama öncelikle başarılı bir iç hesaplaşma yapmanda ısrar ediyorum. Bu; kâr ve zarar hesabı yapmak değildir. Yola sağlıklı devam için gereklidir.
**

Nenemin ölümünü kabullenemiyorum

Ayla hanım, 35 yaşında, evli, 2 çocuk sahibi bir kadınım. Yaklaşık bir yıl önce anneannemi kaybettik. Onu çok seviyordum. Beni büyütmüştü. Seksen yaşlarındaydı ve çeşitli rahatsızlıkları olduğundan, aslında ölüm onun için bir kurtuluş oldu. Bunları kendime anlattığım ve kabul ettiğim halde, ben nenemin ölümüne alışamadım. Yüreğim yanıyor, onu her düşündüğümde. Sadece özlemek değil inanın. Sanki bir şeyim eksik ve bir daha sahiden mutlu olamayacak gibiyim. Her an onu hatırlamak, bir köşeye çekilip, sadece onu düşünmek isterim. Dönmeyeceğini biliyorum ama ben artık eski ben değilim ve eskiye nasıl döneceğimi bilmiyorum. Rol yapıyorum hep. Kocama ve çocuklarıma karşı, her şey iyi taklidi yaparım ama içim çok başka, çok farklı. Artık bu durum bitsin isterim; aynı anda içimden bir ses karşı çıkar bana. “Neneciğini nasıl unutursun? Seni en çok seven, koruyan neneciğindi. Sana annelik yaptı” diye ve ben hemen eskiye dönerim. Kendi annemle aram fena değil. Ama o bile beni anlamıyor ve abarttığımı düşünüyor. Nenemle aramızdaki bağın farklılığını anlatmaya çalışıyorum ama boşuna. Anlaşılmamak, sıkıntımı daha da çoğaltıyor. Dünyamın eskisi gibi olmasının bir yolu var mı? Bu sıkıntının bitmesi için ne yapabilirim?

Rumuz: MERGİZ
Sevgili Mergiz sevilen kişinin kaybıyla yaşadığımız yas süreci uzadığı zaman; bir şeyler bozulmaya başlar. Gerçekte elimizde olanları, bize bağlı olanları, ihtiyaç duyduklarımızı ve bize ihtiyaç duyanları göremeyiz. Üstüne üstlük, görsek bile onlara ulaşma isteği duymayız. Bu, sevdiklerimizi bizden koparabilecek güçte bir yenilgidir ve çoluk çocuğumuz bizden uzaklaşmadan, mutlaka mücadelenin bir yolunu bulmamız gerekmektedir. İçinde yaşama dönük bir istek olmadığını, çocuklarına ve eşine rol yaptığını ve artık bunu dayanılmaz bulduğunu söylüyorsun. Bu aslında, senin iyileşmeye çabaladığını ve başaramadığını göstermektedir. Bunun yanında, yakınların acını anlamakta güçlük çekiyorlar. Yaşlı bir nenenin ardından tuttuğun yas sürecini bitirmeni ve yaşama dönmeni bekliyorlar.

Her doğanın ölmeye mahkûm olduğu bu âlemde, yaşlı nenene duyduğun bu bitmeyen yasın, farklılığını anlamalısın öncelikle. Senin için nenen, sığınacak bir liman olmuş hep. Annenin yerine geçmekle kalmamış, tam anlamıyla kendini sana bağlamış. İkinizin arasında, nene-torun ilişkisini aşan, çok yönlü bir bağ kurulmuş. Öyle ki dünya bir yana, nenen bir yana. Her an yanında olan ve duygusal her ihtiyacını karşılamaya hazır olan ve seni koşulsuz bir sevgi ile sarmalayan nenen; ecel vaki olunca, sadece ölmekle kalmamış. Yokluğuyla seni pek çok yaşamsal dinamikten de yoksun bırakmış. İçindeki büyümeyen çocuğu besleyen damar kopmuş. Yaşadığın yas sürecinin, sürekli bir depresyona dönüşme nedeni budur ve ne yazık ülkemizde, neneleri tarafından büyütülen ve annesi ile kurması gereken bağı nene ile kuran pek çok kişide bu hassasiyet yaşanmaktadır. Yapman gereken, neneni gülümseyerek hatırlayacağın yeni bir başlangıca adım atmaktır. Sevileni arkada bırakmayı başarmak; unutmak değildir. Aksine, değişmiş, farklılaşmış ve yaşama daha bir dört elle sarılmış olarak geleceği kucaklamaktır. Bunu yapmakta zorlanırsan, bir psikologla psikoterapi eşliğinde yapman gerekecek.

**

Oğlumu kardeşi olacağı düşüncesine nasıl hazırlamalıyım?

Sevgili Ayla Hanım, Beş yaşında bir erkek çocuğumuz var ve bir hafta kadar önce hamile olduğumu öğrendim. Oğluma, kardeşinin olacağını ne zaman söylemem uygundur? Bir de, onu kardeşi olmasına hazırlarken, yaklaşımım nasıl olmalıdır?

Rumuz: LEYLA

Sevgili Leyla, oldukça hassas davranman gereken bir sürecin başındasınız. Atacağınız adımların becerisi; çocuklarınızın gelecekteki kişilik yapılarını ve aralarındaki ilişkiyi etkileyecek kadar önemlidir. Beş yaşında olsa da, oğlunuz kardeşi doğduğu zaman; kavrayamadığı ve kafasını karıştıran bir yeni durumla karşılaşacaktır. Kendini itilmiş, dışlanmış ve güvensiz hissedebilecektir. Hiçbir abartı yapmadan, olabildiğince doğal, sevecen ve güven verici davranmalısınız. Annelikten ve babalıktan duyduğunuz hoşnutluğu, onun sayesinde çocuk sahibi olmaktan dolayı ne kadar mutlu olduğunuzu yeri geldikçe anlatın ve davranışsal olarak da gösterin. Çocuğunuz yerinin sağlamlığını bu yolla anlasın. O’na “kardeş ister misin?” türünde bir soru sakın sormayın. Bu; gelecekteki olası gerginliklerde kullanılacak bir yanlış bir silahtır. “Sen istedin, bak neler yapıyorsun” demek de öyle. Bu tip faydasız söylemlerden uzak durun. Çocuğunuz; ona olan sevginizden ve memnuniyettin izden dolayı yeni bir bebek istediğinizi öğrensin önce. Hamilelik sürecinde, ona gerçekleşmesi zor pembe hayaller anlatmaktan kaçının. Bebekle ilgili sürekli konuşmayın. Doğum vakti yaklaştığında, onu doğum sonrasına hazırlamaya başlayın. Hasta olmadığınız halde, kendi doğumunda olduğu gibi, bebeğin doğması için süre hastanede kalmak zorunda olduğunuzu bilsin. Doğumdan sonra bir süre dinlenmeniz ve bebeği beslemeniz gerektiğinden, onunla yeterince ilgilenemeyeceğinizi ama bunun kısa süreceğini söyleyin. Bebek doğduğunda, mutlaka ismi ile hitap edin. Bebek için zararlı davranışları sakin bir dille anlatın. Bebekle ilgili işlere onu da katın. Ona ait eşyaları, izni olmadan bebeğe vermekten kaçının. Son olarak, oğlunuzun duygusal dengesini incitecek en önemli şey, kendini dışlanmış hissetmesidir. Size soracağı tuzak sorulara dikkat edin ve gafil avlanmayın. “Hangimizi daha çok seviyorsun” gibi sorularda asla tercih veya koşul belirtmeyiniz.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.