Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Psk. Ayla  KAHRAMAN

Psk. Ayla KAHRAMAN

04.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Utangaçlığın çaresi var mı?

Ayla hanım, oğlum 7 yaşındadır. Çok utangaçtır. Her şeyden çekinir. Arkadaşlarıyla oynamaktan bile kaçınır. Bir yere gitmeye kalkışsak, gitmemek için her yolu dener ve zorla götürmemiz gerekir. Bu durumu değiştirmek mümkün mü?

 

Rumuz: ANA YÜREĞİ

Utangaçlık bir hastalık değildir. Doğru adımların atılması ile çocuğun gündelik hayatının ve sosyal – kültürel gelişiminin yoluna girmesi de mümkündür. İlk adımı evde atmalısınız. Çocuğunuz, güven açısından yaralıdır. Kendini başarısız ve beceriksiz hissettiğini, aslında ne kadar değersiz biri olduğunun her an ortaya çıkacağı korkusu yaşadığını unutmayınız. Onun yaralarını derinleştirmeden, iyileştirici adımlar atabilmeyi başarabilmelisiniz. Özellikle evinde kendini rahat hissetmesine ve bu rahatlığın eve gelen konukların yanında da devam etmesine olanak tanıyınız. Mahcup olacağı, utanacağı ortamlar yaratmayınız. Başkalarının yanında onu odak alana oturtan konuşmalar veya yönlendirmeler yapmayınız. Zorlayıcı ve emrivaki durumlarla karşı karşıya bırakmayınız. Utangaçlığının altında yatan nedenleri dürüstçe sorgulayınız. Kendi sosyal ilişkilerinizi ve rollerinizi de gözden geçiriniz. Çocuğunuz sizi örnek alıyor olabilir. Onu eleştirmeyin. Kendini o kadar değersiz ve yetersiz hisseder ki, ona yapacağınız her olumsuz eleştiriyi sorgusuz kabul eder. Benlik saygısını artıracak başka özelliklerini gündeme getirin. Utangaçlık konusunu – özellikle aile dışından insanlarla - sohbet konusu yapmayın. Unutmayın ki, utangaçlık zaten ”başka” insanlarla aynı ortamda bulunduğunda ortaya çıkar. Değişik sosyal ve kültürel ortamlarda bulunması ve yeteneklerini tanıyıp geliştirmesini sağlayın. Kendisi ile gurur duyacağı etkinlikler ve beceriler edinmesine çalışın. Hiçbir şey için onu zorlamayın. Teşvik edici ve güven verici olun ama asla gereksiz övgüler yapmayın. Aşırı koruyucu tavırlardan kaçının ama zor durumda kaldığında, yanında olacağınızı bilmesini sağlayın. “Ona yardım etmek” duygusu ile sakın onun yerine yapmayın, konuşmayın. Kendi benzer deneyimlerinizi ve yaşadığınız sıkıntıları anlatmaktan çekinmeyin. Kendinizi övmeden, zaaflarınızı dile getirmeniz; sorunlarını çözebilmede ona cesaret verecektir. Çocuğunuzun sadece “utangaçlık” özelliği ile tanımlanması, ona yönelik büyük bir yanlıştır. Buna olanak verecek davranışlardan kaçının. Sosyal yaşamla ilişkileri düzelmeye başladığında, çok abartmadan zaferini kutlayın. Mutluluğunu paylaşın. Çocuğunuzun öğretmeni ile mutlaka etkileşim içinde bulunun. Öğretmen sizin sosyal hayatta – okulda- en önemli temsilcinizdir. Çocuğunuzun sosyal grup içindeki konumunu güçlendirecek, gerilimi azaltacak başroldeki kişidir. Çocuğunuzu akran grubu içinde gözleyecek ve büyük olasılıkla sorunu ilk tespit edecek kişidir. Çocuktaki yalnızlığı fark ettiğinden, doğal yollarla grup üyesi olmasını sağlayacaktır. Çocuğun iyi olduğu konularda takdir edilmesine yönelik girişimlerde bulunarak, güvenini artıracaktır. Kaldırabileceği ağırlıkta çeşitli sorumluluklar vererek, arkadaşları tarafından sosyal kabul görmesini sağlayacaktır. Öğretmeni, sınıf içinde her hangi bir etkinlikte arkadaşlarına yardımcı olması için onu yönlendirdiğinde; çocuk kendini gruba ait hissedecektir.

Çocuğunuz “ait olma” duygusu yerine oturduğunda ve sosyal ortam içinde fark edildiğini, onaylandığını kavradığında; “utangaçlık” duygusunun gündelik hayat üzerindeki bozucu etkisi biter. Değersizlik duygularından kurtulur.

**

Çok özlüyorum

Selam. Ben kendimi büyük bir boşlukta hissediyorum. Bir buçuk yıllık ilişkim bitti ve kendimi toplayamıyorum. İşi resmiyete dökmek isterdim ve ailesiyle de tanışmıştım. Fakat fazla dürüst oldum diye beni istemediler. Her şey yolundayken; tartışmalar, saygı kaybı ve benzeri şeyler yaşadık ve sonuçta ayrıldık. Fakat hayatımın merkezine onu koyduğum için, onun yokluğuyla büyük bir boşluğa düştüm. Yeniden bir araya gelmeye çalıştım ama başaramadık. Onu sevdiğimi ve unutamadığımı hissediyorum.  Arasam mı aramasam mı diye düşünüyorum hep.

Ayrılırken, canım çok yandığından, kendimi kontrol edemediğimden yenilir yutulur yanı olmayan sözler söyledim. Şimdi ne yapmalıyım?

Rumuz: UNUTAMADIM

Galiba istediğin yeni bir başlangıç… Bir şans daha… Bu ilişkiyi ne kalbinde ne de aklında bitirebilmişsin. Bu nedenle önüne bakamıyorsun. İlişkinin bitmesinde rol oynayan nedenler arasında, “ne yapayım, ben böyleyim” dediğin ve seni olduğun gibi kabul etmelerini beklediğin bazı kişilik özelliklerin de rol oynuyor sanırım. Öfkeni kontrol edememen gibi mesela. Sevdiğin kız, hiç değişmeyeceğine inanarak ilişkinizin bitmesine razı olmuş olabilir. Bunun yanında sana olan duyguları devam ediyor da olabilir. Veya belki de o geleceğe bakmayı başarmış ve seni geçmişte de bırakmış olabilir. Eğer gerçekten seni unuttuysa ve bir şans vermeyi düşünmüyorsa, ne kadar yaralı bir yürek taşısan da, onu geride bırakmayı başarmalısın. Çok zor olsa da, yaşamına bir çekidüzen vermeli ve geçmişteki hatalardan arınmış bir yürekle yola devam etmelisin.

Yok, sevdiğin de aynı duyguları paylaşıyor ve tekrar başlamaktan ürküyorsa; ilişkinizi bitiren faktörleri düzeltebileceğini, gerekirse bir psikologdan yardım almaya hazır olduğunu bilmeli ve sana inanmalıdır. Elbette, en başta sen kendine inanmalısın: “bu ilişkide hatalarım vardı. Zor olsa da bunlarla yüzleşmeliyim ve yaşamımı onunla geçirebilecek şekilde iyileştirmeliyim.”

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.