Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Psk. Ayla  KAHRAMAN

Psk. Ayla KAHRAMAN

28.08.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Yaşamın içinden bir gerçeklik

Ayla Hanım, 48 yaşında bir kadının verdiği savaşı okur ve duyurabilir misiniz? Yazdıklarımı değiştirmeden, olduğu gibi aktarmak isterseniz, bunu yapabilirsiniz. Ancak, kimliğimi deşifre eden ayrıntıları vermezseniz memnun olurum. Yazdıklarımı yayınlayabilirseniz zaten ilgili kişiler kendilerini ve beni anlayacaklar. Okuyucularınız okursa, belki onlar da haklı bir savaşın sonunda zafer olduğunu görecek ve benzer durumdaki kız çocuklarına ve kadınlara bu yaşadıklarım yol gösterebilecek.

Ben bir savaş verdim. Ve bu savaşı, aslında benden olması gereken insanlara karşı verdim. Ve kazandığımı tahmin ederim. İşte bunu duymalarını isterim.

Ben 1968 yılında, Adana'nın bir ilçesine bağlı olan küçük bir köyde doğdum. Erkek ağırlıklı, 12 çocuklu bir ailenin yedinci çocuğu ve iki kızından biriyim. Ablamı doğru dürüst hiç tanımadım. Daha ben çok küçükken, evlendirilmiş ve Türkiye'de kalmış.

Kıbrıs'a göç ettiğimizde, ilkokula başladım. Doğum tarihime göre, yaşım küçüktü ve başta çok zorlandım. Okulda kendimi güvende hissederdim. Her şeyi anlamazdım, öğretmenim kızardı ama okuldan eve gitmek de istemezdim.

Ev ortamımızın aslında bir dehşet yuvası olduğunu yılların içinde, yetiştikçe anladım. Benim o küçük yaşta yaşadıklarım, bugün hatırlamaya başladığımda ürperdiğim, dehşete düştüğüm yaşantılardır. Hâlâ bir çocuk gibi, hatırladığımda korkarım. Gece uyuyamam. Çok sevgili ve şefkatli bir adam olan eşim, anlar ve beni bir çocukmuşum gibi kucağında sallayarak uyutmaya çalışır. 

Tahmin edersiniz, ben çocuk yaşımdan itibaren, babam ve abim tarafından kullanıldım. Yaşadıklarımın bana acı verdiğini bilirdim. Mutlaka o gün bir suç işlemiş olduğumu ve bana "ceza" verdiklerini söylerlerdi. Canım yanar, ağlardım.

Annem aldırmazdı. Çünkü bizim evde, herkes daha kuvvetli olan birinden dayak yerdi. Benim yaşadıklarımın, dayağın çok ötesinde olduğunu anlamak istemezdi. Anneme yalvarırdım, "anne sen döv beni, abim dövmesin, babam dövmesin.."

Yalnız kalmaya korktuğum, banyoya gitmemek için kaçtığım sabi çocuk yıllarım bunlar.

Dediğim gibi, okul yıllarımın başında dersleri anlamakta zorlanırdım ama okulu çok severdim. Öğretmenimin elimi tutarak, "bak, "e" böyle yazılır" demesi bile benim kendimi önemli ve değerli hissetmemi sağlardı. Zamanla derslerimde başarılı oldum ve köy yerinde, bu başarım dikkat çekti. Hiç unutmam, dördüncü sınıfta, öğretmenime bir konu sormuştum. Öğretmenim de, "kızım sen bu konuyu çok iyi biliyorsun, dün anlattın ya sınıfta" demişti. Ben, konuyu biliyordum ama, onun bana bakarak, şefkatli bir sesle, sadece bana bir şeyler anlatmasına çok ihtiyaç duyardım. Kendimi çok iyi hissederdim.

İlkokulu bitirdiğim yıl, abim olacak adam, evlenerek, karısının köyüne taşındı. Eve geldiği zaman, ortadan kaybolarak, kendimi korumaya çalışırdım ama artık ondan eskisi kadar korkmuyordum.

Artık aklım, bana ne yapıldığını anlayacak kadar gelişmişti. Babam da yaşlıydı ve her zaman beni yakalayamıyordu. Yakaladığında ise, ona vuruyor ve tekmeleyerek kurtulmayı başarıyordum. Sesimin kuvvetini de keşfetmiştim. Zor durumlarda, çığlık atmak, çok etkili bir silah olabiliyordu.

Kalabalıkta olmaya dikkat ederdim. Kilitli kapılar arkasında kitap okur ve yaşadıklarımı unutmaya çalışırdım. Bu berbat ailede, herkes beni tuhaf bulmaya başlamıştı. Kitap okuyan bir çocuğa alışık değillerdi. Onlar, kavgaya, şiddete alışıklardı. Oğullarına hayran ama kızını görmeyen bir annenin ise, zor anlarımın hiç birisinde ne bir dokunuşu, ne de sarılışı vardı.

Ben ortaokul son sınıfa geçerken, babam hastalandı. Hastalığı, çok çabuk ilerledi ve acılar içerisinde öldü. Ölmeden bir kaç gün önce ona, "sen cehenneme gideceksin, Allah seni alıştırıyor" dedim. Öldüğü gün ben çok mutlu oldum. İçerimdeki bütün korku, tedirginlik bitti. Babası öldü diye sevinen bir kız çocuğunun vicdan azabını hiç yaşamadım.

Ayla Hanım, iki öğretmenimin ısrarı ile liseye geçebildim. Annem, üniforma, kitap, defter parası vermeyeceklerine ikna olunca okula kaydımı yaptırmamı kabul etti. Okul müdürü benden ne kayıt parası ne de başka bir para istedi.

Ben, liseye, okuyup meslek sahibi olabilirsem, bu zulümden kurtulabileceğimi anlamış bir genç kız olarak başladım. Öğretmenlerim sayesinde, burs gibi küçük bir harçlık da aldım.

Dünyada iyi, ahlaklı insanların bulunduğunu, ailemin etki alanının dışına çıkınca anladım.

Liseyi başarı ile bitirdim. Türkiye'de çok parlak bir okulu kazandım. Kazandığım okulun, kıymetli bir okul oluşu, ailemin ağzını dilini bağladı. Annem, "bizden bir şey bekleme" dedi.

Öğretmenlerim, gitmem konusunda maddi manevi destek verdiler. Devletin verdiği bursla ve okulun yurdunda ücret ödemeden okudum.

Maddi sıkıntı yaşadığımı hiç düşünmedim. Elimdeki ile idare ettim. Yaz tatillerinde yaşlı insanlara bakarak hem kalacak yer hem de harçlık edindim.

Üniversitenin ikinci yılından itibaren, ailemle ilgimi kestim. Köyümüze bile uğramadım. Okulun bitmesi ve ihtisas sürecim boyunca, hep erkeklerden kaçtım. Ailemin içinde yaşadıklarımın travmatik etkisini taşıdım.

İyi ve dürüst bir adam karşıma çıkana kadar, aklımda evlilik yoktu. Meslektaşım olan kocam, yaralarımı iyileştirmemde, bıkmadan, usanmadan hep yanımda oldu.

Onun güzel yüreği, beni iyileştirdi. Üstelik iki çocuk sahibi de olabildim.

Ailecek, insana hizmeti doğrudan yapabildiğimiz bir alanda çalışıyoruz. Kıbrıs'taki ailem, beni biyolojik ailemin elinden kurtarmayı başaran öğretmenlerimdir. Bana yol gösterdiler, elimden tuttular. Onlar benim gerçek ailemdir. Çocuklarımın dedeleri ve nineleridir.

Ben yaşama şanssız başlayan bir küçük kızdım.

Ama artık ben, kocaman bir ailenin üyesi, seven, sevilen üreten bir kadınım.

Size reva görülen insanlık dışı muameleyi reddedip, kendi yolunuzu oluşturabilirsiniz.

Hangi aileye doğacağınızı seçemezsiniz ama ailem diyeceğiniz kişileri seçmek hakkınız vardır.

İnsan olan herkesi, sevgiyle kucaklarım.

Rumuz: YAŞAMIN İÇİNDEN BİR GERÇEKLİK

- Yaşama tutunmakla yetinmemiş, doğruyu, güzeli yaratabileceğinizi de göstermişsiniz. Bizimle paylaştığınız için, size çok teşekkür ederim.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.