Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Psk. Ayla  KAHRAMAN

Psk. Ayla KAHRAMAN

30.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Yol yakınken...

Sevgili Ayla abla ben 23 yaşındayım ve üniversite öğrencisiyim. Sevgilim de 23 yaşında ve lise mezunu.
15 aydır birlikteyiz fakat son 2 aydır ben ilişkimiz hakkında ne olacağını bilemiyorum. O iş bulduğu anda ilişkimizi ciddiyete dökmek istiyor fakat ben öyle bir insanla evlenirsem boşanacağımız hissine kapılıyorum ve çok korkuyorum.  O da ben de seviyoruz birbirimizi fakat sevgimle mantığım arasında sıkışıp kaldım. Düşünmekten derslerime odaklanamıyorum ve son çareyi size yazmakta buldum.

İlk aylar çok güzel bir ilişkimiz vardı. Aslında ilk aylar her ilişki güzeldir bunu biliyorum fakat şimdi âşık olduğum kişi yok sanki karşımda. 23 yaşında biri değil de 13 yaşında biri var.

Sevgilimin çok saçma sapan hareketleri var. İnsan içinde nasıl konuşacağını, nasıl oturup kalkacağını nasıl yemek yiyeceğini nasıl giyineceğini bile bilmiyor. Sanki hiçbir görgü kuralını bilmiyormuş gibi davranıyor ve ben artık kendimi yanında mutsuz hissediyorum. Her şeyi benim yönlendirmemle yapıyor. Giyeceği kıyafeti bile bilmiyor ve ben ona nasıl giyinmesi gerektiğini söylüyorum. Sanki minik bir çocuğu vermişler bana da, ona bakıyormuşum gibi hissediyorum. Bunları onunla konuşuyorum böyle yapmamasını ilişkimizi mahvettiğini de belirttim fakat o aynı yolda yürümeye devam ediyor ve ben buna katlanamıyorum. Telefonda konuştuğumuzda günümün nasıl geçtiğini sormuyor. 15 aydır çıkıyoruz fakat ben onunla uzun uzun telefonda konuştuğumu bile hatırlamıyorum. Ne gelecek hayallerimizden bahsediyoruz ne de başka bir şeyden. Ben neyin hayalini kursam; onu biz yapamayız, onu alamayız gibi cevaplar veriyor ki fazla büyük hayallerim yok benim. Yapacağımızdan değil; maksat hayal kurmak, o şeyi gözümde canlandırmak olsun diye hayaller kurmak istiyorum fakat onu bile çok görüyor bana.

Bir yola çıktığımızda arkadaşlarla beraber bir yere gittiğimizde hep küçük düşüyor hep kavga ediyoruz. Bir konu ben beyaz diyorsam o siyah diyor. Telefonda bana nasıl konuşacağını bilmiyor. Mesela ben ona seni seviyorum desem o bana ben de seni bile demiyor bazen. Neden böyle yaptığını sorduğumda annem var yanımda, babam var yanımda, arkadaşlarımın yanındayım dalga geçerler benimle diye cevaplar verir. Ben başımı okşasın kibar davranarak beni sevsin isterim. Oysa başımı sanki beni dövercesine sever. Hani kemal Sunal’ın bir filmi vardır, Sosyete Şaban diye. Kemal Sunal, ilk görgüsüz davranır, kız da korkar kaçar ya; işte benim sevgilim de aynen öyle davranır. Yemeğe gitmeye korkarım artık. Çünkü millet bize bakıp bakıp güler. Ya yemek yemek istemem ya da orda bize bakanlara laf etmek isterim ama kendimi de küçük düşürmekten korkarım.

Mesela ben makyajı fazla sevmeyen bir insanım fakat yüzüme renk gelsin diye kalem çekerim. O bana bir ton makyaj yaptığımı söyler. Onu bile yapmak istemem. Saçıma fön çekerim, ona güzel görünmek için. O bunu da istemez. Bense o saçını, sakalını kesmez düzgün giyinmez diye kızarım. Saçını kesmesini, biraz jöle sürmesini kendine bakmasını düzgün giymesini isterim.
Bir yere gittiğimizde, dans etmek için zorlasam bile asla benimle dans etmez. Ben deli dolu olmak isterim oysa sadece oturmak ister. Ben anı olsun diye fotoğraf çektirmek isterim o bunu da istemez. Ben telefonda tatlı bir söz beklerim o bunu da söylemez. Ben beni yönetebilecek olgun birini isterim, oysa o bir çocuk gibi davranır...
Neden böylesin diye sorarım hep ona. O bana askerde psikolojisinin bozulduğunu, o yüzden dengesiz olduğunu söyler. Sonra işsiz olduğu, cebinde parası olmadığı için bunları yaptığını söyler.
Ayla abla lütfen bana yardım et. Ne yapmam gerekiyor? Kalbim ondan ayrılmayı istemiyor fakat beynim de artık bu yaşadıklarımı kaldıramıyor. Ne yapmam gerekiyor?
Rumuz. YARALI KALP

Bu ilişki zaten bitmiş. Anlaşamıyorsunuz, uyuşamıyorsunuz. Dünya görüşleriniz, kişilik ve karakter yapınız farklı. Hatta yazdıkların içinde birbirinize sevgi duyduğunuzu gösteren bir ifade bile yok. Sanki birileri sizi beraber olmak için zorlamış ve zoraki, geri dönülmez bir bağ ile bağlamış gibi davranmanıza gerek yok. Yol yakınken ayrılın ve her ikiniz de kendi yolunda yürüsün. Böylece, her ikinizin de; kendinize uygun bir ilişki yaşama şansı olabilir.

***

Küçük kız neden ağlıyor?

Ayla hanım, üç yaşındaki kızım, son zamanlarda her şeyi ağlayarak yaptırmaya çalışır. Ne yapmalıyım?
Rumuz: YOK

Küçük kızınız, gözyaşlarını bir araç olarak kullanmayı öğrenmiş. Öncelikle bu öğrenme biçimini değiştirmeniz gerekmektedir. Çocuğunuzu incitmeden, zorlamadan bunu yapmanız gerek. Sabırla ve sevecenlikle yaklaşmalısınız. Bunun bir öğrenme olduğunu ve bu yanlışı edinmesinde sizin ve onunla ilgilenenlerin payı olduğunu da hatırlayınız.

Öncelikle, mutlu ve sakin olduğu zamanlarda, onunla daha çok ilgilenin. Daha doğrusu, ağlama davranışı ortaya çıkmadan, ona ilgi ve sevecenlik gösterin ve isteklerini dillendirmesi için cesaretlendirin. Ağladığında ilgi göreceğini biliyorsa, bu davranışı yapar. Mesele sizin ona bunun aksini göstermenizdir. Ağlamadığında, her şey yolunda olduğunda onunla ilgilenen birileri olduğunu, isteklerinin karşılanacağını anlamalıdır. Bunu da sözle değil sadece davranışla ve sevecen bir yaklaşımla anlatabilirsiniz. Bir isteğe “yok” demeniz gerektiğinde, ona alternatif sunun, dikkatini dağıtın ve sevdiği bir etkinliği yapmasını sağlayın. Örneğin, markette onaylamadığınız bir şey istedi. Her an ağlamaya hazır. Hemen onaylayacağınız ve çocuğunuzun ilgisini çeken başka bir ürüne dikkat çekin. Bunu yapmak istemezseniz veya çocuğunuz için etkili olmazsa; kısa, açık, net sözcüklerle, söz konusu ürünü almayacağınızı ve nedenini açıklayın. Neden konusunda dikkatli olun. Paramız yok gibi bahanelere sığınmak yerine, onun için uygun görmediğinizi ve konuyu kapattığınızı bilsin. Ağlama krizine hazırlıklı olun. Örneğin, ağlamaya başladığında, onu susturmaya çalışmakla vakit kaybetmeyin ve ağladığı için marketi terk ettiğinizi söyleyin. Ağlamasına isterse devam edebileceğini de belirtin ve sonraki market alış verişine götürmeyeceğinizi belirtin. Bunun yanında, ortaya çıkan olumsuzluğu uzatmayın ve çocuk sustuğunda, onunla ilgilenmeye devam edin. Konuyu uzatmayın ve çocuktaki olumlu özelliklere geri dönün. İlgilenin, sevin ve olayı kapatın. Ağlayarak bir şeyler isteyen çocuk bunu öğrenmiştir ve aslında iletişim kurmaya çalışıyor olabileceğini unutmayın. İsteklerinin, kendini güvende hissetmesini sağlayan bahaneler olabileceğini de dikkate alın

**

Acaba yanlış meslek mi seçtim?

Ayla hanım, özel bir okul öncesi eğitim kurumunda, dört yaş grubunun öğretmeniyim. Çocuğunu aşırı şımartan, her istediğini yerine getiren bir velim var. Bu beni bazen zor durumda bırakmaktadır. Şöyle ki, “çocuğuma kıyamam. O iyi olsun, ağlamasın, biz çekeriz. Siz de idare edin.” Ancak, idare etmekte zorlanıyorum ve aileyi uyarılarım işe yaramıyor. Annesine bu tutumun yanlış olduğunu, çocuğun arkadaş ilişkilerine olumsuz etki yaptığını anlatmaya çalışıyorum ama işe yaramıyor. Öğrencim, arkadaşlarından ve benden özel ilgi bekler ve her şey istediği gibi olmazsa, sinirlenir. Üstelik çok güzel bir günün sonunda, annesine şikâyet etmekten de geri durmaz. Annesi de çocuğun yanında, söylediklerini dinler ve anında hesap sorar. Profesyonel eğitimime rağmen, kendimi sürekli sınava tabi tutuluyormuşum gibi hissederim. Üniversite eğitimimde, çok farklı bölümler seçebilecek şansım varken, çok sevdiğim bu mesleği seçtim ve başarıyla mezun oldum. Acaba yanlış mı yaptım? İnanın, bu düşünceler beni korkutuyor ve mesleğimden uzaklaştırıyor. Ne yapmalıyım?
Rumuz: FERİDE

Sevgili Feride, elbette bu güzel mesleği bırakmayacak ve ideallerini gerçekleştirme yolunda emin adımlarla yürüyeceksin. Anlattıkların, pek çok eğitimcinin yaşaması muhtemel bir durumdur ve her zaman karşına okul ve eğitim kurallarına aykırı davranan veliler çıkacaktır. Çocuğun eğitimi açısından; öğretmen, annenin rolüne soyunmayacak; anne de öğretmenden annelik rolü beklemeyecektir. Anne sana “çocuğu” ile ilgili bilgi verirken; sen “kendi öğrencin” hakkında onu bilgilendireceksin. Bu ayırıma özellikle dikkat edersen, hoş olmayan durumların; esas amacı yani veli-öğretmen işbirliğini etkilemesini de engelleyebilirsin. Bu tavrınla, annenin “yedeği” veya çocuğunun bakıcısı olmadığını da iletirsin. Sen, eğitim anlayışından ödün vermeden, aileyi de eğitimin bir parçası olmaya ikna edebilmelisin. Ailenin iç işlerine ve çocuk yetiştirme düzenine müdahale edilmesi doğru değildir. Bunun yanında yaklaşım biçiminle, onları da eğitimin içine alarak aktif hale gelmelerini sağlayabilirsin. Öğrencilerinin sosyalleşme ve gelecekteki akademik başarılarında etkin görev taşıdığın bir noktada durmaktasın. Öğrencilerine hak ettikleri eğitimi verebilmek adına, işindeki profesyonelliğini her daim ön planda tutmakta fayda vardır.

Suçlayıcı ve yargılayıcı konuşmalara maruz kaldığında, asla savunma durumuna geçme. Gereksiz ayrıntılara girersin ve bu işine müdahale edilmesine neden olur. Öğrencilerle ilgili olumsuz durumları aktarırken de, olumsuz davranışı hedef alma. Bu; senin ve öğrencinin ilişkisi açısından doğru değildir ve öğretmene çocuktan “şikâyet” etmek yakışmaz.
 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.