Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

28.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

2017 sevgi yılı olsun mu?

Herkesi kendi doğruları ile sevmeyi öğrenmenin adına "insanlık" denir...

"Ayşaba ben geyim", "Amed dayı ben lezbiyenim" gibi mesajları gördüm geçen gün... İsimleri ben uydurdum. Aklımda kalmadı...

"Gay", "mutlu" demek...

"Ayşaba ben geyim" veya "gayim" diyen kişi, cinselliğiyle ilgili olarak "mutlu"dur...

Ama siz O'nu çok seviyorsunuz ve hala "gay olmak" sizin için "ayıp" ya da "tabu" mudur?

"Aman canım oğlum, sakın olma" deyip tepki mi göstereceksiniz?

O'na küsecek misiniz?

O'na verdiğiniz desteği geri mi çekeceksiniz?

Hatta ve hatta "tedavi!!!" mi ettireceksiniz?

Önemli olan, sizin doğrularınızı değil, O'nun doğrularını anlamaktır...

"Karşılıksız sevgi"dir aslında bunun bir diğer adı... Karşılıksız sevdi değil mesela karşılık beklemeksizin sevgi de diyebiliriz

Ben çocuklarımı karşılık beklemeksizin severim mesela...

Ve onların bütün doğrularına saygı duyarım... Beni sevmeleri için zorlamanın saçma ve aptalca olduğu inancındayım ki çok da komik bir şey! Sev beni babacığım! Şaka gibi...

Haaa çocuklarımda "bana göre yanlış saydığım bir şey" mi gördüm?

20 yaşlarına geldiler, benden daha iyi teknoloji kullanıyorlar ve benden 30 yaş küçükler... Onların mutlaka farklı dünyaları vardır...

"Hayır baba, yaptığımız yanlış değil" dedikleri anda, "yanlış olduğunda ısrarlıyım" diyebilirim ama cezalandırmak ya da küsmek gibi bir tavra girmem... Trip atmaya başlamam... Hele hele çocuklarımla ilgili dedikodu hiç yapmam... Anlamak için çaba harcarım mesela...

"Hayır ben sizi çok seviyorum, doğru benim doğrumdur, ya bu doğruya uyarsınız ya da size küserim, asarım, keserim" demek çok mantıksızdır...

Elbette benim düşüncelerimdir bunlar...

"Herkes benim gibi düşünmeli" şeklinde bir megaloman duruşum da yoktur!

-*-*-

Mesela Kıbrıs sorununda da binlerce insan benden farklı düşünebilir. Hatta şöyle söyleyeyim; belki de 500 bin Kıbrıslı Türk benden farklı düşünüyor...

Hayatımda bir tek defa, Kıbrıs sorununda benden farklı düşündüğü için, her hangi birinin - faşist dahi olsa -  işsiz ve aç kalıp ölmesini istemedim!

Ama Kıbrıs sorunuyla ilgili düşüncelerim nedeniyle, aç kalıp ölmemi isteyen çok kişiyle karşılaştım.

Ellerinden geleni artlarına koymadılar!

Sadece iğrendim... Çünkü "insanı düşüncelerinden dolayı cezalandırmak isteyenler faşisttir" ve dünyada "selam verilmemesi gerekenlerdir"... Yine de "ölsünler"de değilim!

-*-*-

Karşılıksız sevmek meselesine geri dönelim...

Köpeklere bakalım...

Bugüne kadar belki 10 kadar köpeğim oldu...

Şu anda yok...

Bu arada özel hayatımdaki bazı değişiklikler nedeniyle köpeklerimden de ayrılmak zorunda kalmak, bana en çok koyan şeydi...

Neden köpekler?

Çünkü gerçekten, "karşılıksız sevebilen" bir tek onlardır...

İki okşama, biraz yemek, bir kaç kemik, biraz oyun, biraz yürüyüş, biraz av...

Hiç bir çift göz, köpeğinizin gözleri kadar sevgi dolu bakamaz...

Köpek, kendi doğrularını değil, sizin doğrularınızı sever... Saygı gösterir... O doğrulara sadıktır...

Ne acıdır ki, sevmediğimiz - kızdığımız birçok insana "köpek" diyoruz...

Çok yanlış!

Kötü bir insana "köpek" demek, o insanı "iyi" yapar...

-*-*-

Sevelim...

2017 sevgi yılımız olsun...

Ve herkesi, kendi doğruları ile sevmeyi deneyelim...

Kendi doğrularımızla değil...

Çok acı bir durum!

İngiliz The Guardian gazetesinde dün "Britanya, geçmişi inkâr etme konusunda Almanya'dan çok şey öğrenebilir" başlıklı bir yazı yayınlandı...

Bu yazıda anlatılanlara göre, "Modern Almanya'nın kolonicilik ya da sömürgecilik geçmişi, bazı Avrupa devletlerine göre çok kısa bir süreyi kapsıyor...

Çünkü zaten Modern Almanya 1871'de ortaya çıkan bir devlet... 1919'da da sömürgecilik unvanı kendinden alınmış...

Britanya, Fransa, Hollanda ve İspanya ile kıyas kabul edilemeyecek kadar kısa bir süre.

Ancak belki de bu sürenin kısa olmasından dolayı, Almanya, daha kolay resmi özür dileyebiliyor...

Oysa İngiltere, sömürgecilik dönemiyle ilgili hiç özür dilemedi...

Almanya, Afrika'nın Namibya adlı ülkesini sömürge olarak tuttu... Bu ülkede Herero ve Nama kabileleleri ayaklandı, yıl 1904... Alman sömürgeciler, ayaklananları kesti, onları topraklarından zorla uzaklaştırdı, su kuyularını zehirledi, hayatta kalanları da ölene kadar kamplarda çalıştırdı...

Modern Almanya, sömürgeci geçmişi ile ilgili çok ciddi özürler diledi. 1904'te olanlarla ilgili olarak yıllarca görüşmeler yapıldı ve Almanya ile Namibya geçtiğimiz Haziran ayında bir anlaşmaya vardı.

Almanya, Namibya'da yaptıkları ile ilgili olarak Berlin'de bir müze kurdu... İnanmak güç ama öyle...

İngiltere bunu başarabilir mi?

Hayır!

İngiliz tutuculuğu, ırkçılığı ve özellikle Brexit kararında ortaya çıkan görüntü buna engeldir...

Ama İngiltere'nin sömürge geçmişi çok kanlıdır!

-*-*-

İngilizlerin sömürgecilik geçmişiyle ilgili sorunu olmayan tek toplum var sanırım Dünya'da... Kıbrıslı Türkler... "Asılacaksan bile İngiliz ipiyle asıl" diyen bir toplum...

Sömürgeci geçmişinden çok mutlu bir toplum... Her örnekte İngiliz Sömürge Yönetimi'ni arayan bir toplum...

Bu şu demek:

Bizim toplum, hiç bir zaman, İngiliz dönemi kadar mutlu olmadı, İngiliz sömürge yönetimi kadar da iyi yönetilmedi...

Yani, Kıbrıs Cumhuriyeti dönemi de, sonrasındaki tüm yönetimler de, "sömürge" olmaktan daha kötüydü!

Çok acı!

Fıkra gibisiniz!

"KKTC'de birçok iş plansız yapılıyor" gibi bir yorum yapsak, yanlış yapar mıyız?

Hayır!

Birçok iş yapılsa da, ya çok kısa sürede eskisinden kötü oluyor, ya da boşa zaman harcanmış oluyor...

Fıkra gibi olaylar olabiliyor...

Bu konuda bir fıkra var...

İki devlet çalışanı yol çalışması yapıyormuş... Biri çukur kazıyor, öteki yolun kenarındaki o çukuru aynı toprakla örtüyor...

Bu çalışmaya tanık olan bir kişi iki devlet çalışanına ne yaptıklarını soruyor...

Yanıt, "İşimizi yapıyoruz" oluyor...

"İyi de biriniz çukur kazıyor, canını yiyor, öteki o çukuru kapatıyor, ne alaka? Nasıl bir iş bu?"

Devlet çalışanından gayet rahat yanıt geliyor:

"... Aslında biz üç kişiydik... Ama üçüncü kişi izinli... O'nun görevi çukura fidan yerleştirmekti!"...

Soruyorum; Güzelyurt - Lefke yolu neden bitmedi?

Hamitköy'de Lefkoşa Çevre Yolu neden tamamlanmadı?

Ve yanıtlıyorum: Üçüncü kişi izinde de ondan!

Ne farkınız var ki fıkradan... Siz devletleştirmeyi tamamlamadan inşaata başlamışsınız... Yani elinizde hiç fidan yok, kazıp, örtüyorsunuz gibi bir şey!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.