KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

16.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

AB – TC ilişkileri çok iyi olmalı

Türkiyeli köşe yazarı Taha Akyol’a göre, Türk Hükümeti’nde, AB konusunda iki farklı yaklaşım var. Biri rasyonel öbürü tepkisel.

Katılıyorum...

Tepkiler nedeniyle suçlamanın anlamı yok ama bu kadar çok tepki göstermenin de bir anlamı yok.

Türkiye’de son zamanlarda, herkesle, her tarafla kavga eden bir “duruş” var.

Elbette koskoca Türkiye devletini yöneten tecrübeli insanları eleştirecek değilim; ne haddime ama; “uzlaşıcı” olmayı, hayatım boyunca savundum, yine savunacağım.

Taha Akyol, tepkisel ve rasyonel tavrı şu örnekle açıklıyor:

“... Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu (Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’a) “Elinden geleni ardına koymasın” diye tepki gösterdi.Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ise sürekli AB’yle ilişkilerin önemini vurguluyor. Dün de yazdım, Şimşek mesela şöyle diyor:
“Japonya’ya gittim, en çok gelen soru, Türkiye AB’den kopacak mı? Koparsanız biz uğramayız diyorlar.”Görüyor musunuz, “Türkiye AB’den kopacak mı?” şüphesi ekonomimiz için ne kadar riskli.”

-*-*-

Evet son derece riskli!

Akyol’a katılmamak elde değil...

Akyol yazısında şu soruyu da soruyor:

“Peki AB’ye boyun mu eğelim?...”

Ve cevabı da şöyle:

“... Hayır, sadece gerilimi tırmandırmayla rasyonel diplomasi yollarından hangisinin Türkiye için daha yararlı olacağını iyi düşünelim.”
-*-*-

Türkiye'deki son siyasi gelişmeler sonrası hem Brüksel'de hem Ankara'da, Avrupa Birliği (AB) üyeliği sürecinin geleceği tartışılıyor... Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Referanduma gideriz” çıkışını yaptı...
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz'un "İdam geri gelirse, AB müzakereleri durur" sözlerini çok sert ifadelerle yanıtladı.

Schulz'a, "Kimsin sen ya, kimsin sen?" diye sordu ve özetle şu ifadeleri kullandı:

"... Bakıyoruz 'Müzakereleri durdururuz' diyorlar. Geç kaldınız ya. Hemen kararınızı verin. Ben de Cumhurbaşkanı olarak diyorum ki, yılsonuna kadar sabredelim. Sonra millete gidelim. Egemenlik kayıtsız şartsız milletin değil mi?... Batı ne diyor: İdam olmaz. Ey Batı, bu milletin kaderi sizin elinizde değil. Bu milletin kaderi bizim elimizdedir. Kimsin sen ya, kimsin sen. Neymiş orada bir parlamentonun başkanı. Sen ne zamandan beri Türkiye adına karar verme yetkisine sahip oldun?... 53 yıldır Türkiye'yi kapıda bekletenler nasıl olur da bunu söyleyebilir... Bu millet kendi kararını kendi verir. Kendi göbeğini kendi keser. Siz önce verdiğiniz sözleri tutun. Siz önce AB Parlamentosu'nda, AB Kongresi'nde oralarda önce terör örgütlerinin temsilcilerini temizleyin. PKK'yı terör örgütü olarak ilan etmek meseleyi bitirmez. Önce onların temsilcilerini temizleyin de sizi öyle görelim."

-*-*-

Türkiye, aylardan beri AB ile gergin...

İlişkiler kopar mı?

Rasyonel olarak düşünürsek, yani Taha akyol’un da belirttiği gibi, “akılcı” olursa ki, “kopmaması şart”...

Ama kopar mı?

Evet kopar!

İngiliz Dışişleri Bakanı Boris Johnson, “bırakın Türklerin idam cezası olsun” çağrısını yapsa da, AB buna gelmez...

Hele Brexitçi Johnson’u kimse sallamaz.

İdam cezası, Türkiye’nin AB yolunu kapatır...

Erdoğan'ın Ekonomi Başdanışmanı Yiğit Bulut üç beş ay önceki bir açıklamasında, AB ile Gümrük Birliği dâhil her türlü anlaşmayı askıya alabileceklerini söylemişti... Mümkün mü?

Evet, mümkündür ama “iyi bir şey” değildir. Ya da “rasyonel olmaz”... “Akla uymaz”...

-*-*-

Tepkisel davranan Türk yetkililerin haksız olduğunu söylemiyorum.

Çünkü AB tarafı da “haklı” değil ve kışkırtıcı tavırlar da dikkat çekici miktarda...

Ama yine de, Türkiye ile AB ilişkileri kopmamalı.

Bu kopuş, şu anda Kıbrıs sorununu da olumsuz etkileyebilir. Ancak asıl mesele, Türkiye’yi, iyi bir güzergaha sokmaz.

-*-*-

TC – AB gerginliğine son verilmeli.

AB, terörle mücadele açısından Türkiye’nin hassas olduğunu anlamak zorunda.

Türkiye de, AB’nin hassas olduğu noktalara “rasyonel” bakmak zorunda...

Ara yol bulunmalı.

Bu benim görüşüm tabii ki...

-*-*-

Gerginlik sürerse ne olur?

Avrupa'ya Suriyeli göçmen akınını azaltmak için Türkiye ile AB arasında yapılan anlaşma rafa kalkar... AB yine paniğe kapılır çünkü Türkiye kapıları açar...
   Ancak şu kesin ve net bir gerçektir, kimse sakın inkara da kalkmasın, Türkiye – AB ilişkileri örneğin Gümrük Birliği’ni de bertaraf edecek şekilde koparsa, bundan daha çok zarar gören, kesinlikle Türkiye olur... Mesele, iflası aşar...

Türkiye'nin ekonomik, sosyal, siyasi gelişimi ve geleceği açısından AB çok önemli.

AB ile ilişkilerin kopması, “karanlık” bir geleceği işaret eder...

-*-*-

Türkiye’nin doğal gazı, petrolü yok...

Nükleer enerjisi de yok...

Çok büyük bir finans gücü olmadığını da kabul etmek lazım...

Türkiye’de en büyük sermaye genç nüfus...

Türkiye çok daha fazla yabancı yatırımcı çekmek zorunda... Ve Türkiye çok daha fazla turist almak zorunda...

Çok sayıda ülke Türkiye ile Gümrük Birliği içinde olduğu için ticaret yapıyor...

Türkiye'nin ithalat ve ihracatının yarısı AB ile...

150 milyar Euro civarında bir ilişki var...

Yabancı yatırımların Türkiye’deki yüzde 65’i, AB ülkelerinden gelenlere ait...

Bu rakamların göz ardı edilmesi imkanı olmadığı inancındayım...

-*-*-

Sonuç mu?

Efendim sonuç, hedefin ne olduğunun açıkça ifade edilmesiyle alakalı...

Eğer Türkiye’nin hedefi, muasır medeniyet seviyesi ise batıysa, Avrupa’ysa, AB ile ilişkiler güllük gülistanlık olmalı.

Ve bin senedir biliyoruz ki bunun için idam cezası kaldırılmıştı; geri gelmemeli.

Kürt sorunu olmamalı.

Ve kesinlikle Kıbrıs sorunu diye bir sorundan söz edilmemeli...

Peki, bunlar olmazsa ne olur?

Yani idam cezası geri gelirse, Kürt sorunu büyürse, Kıbrıs sorunu çözülmezse...

Evet ne olur?

Türkiye çaresiz kalmaz elbette...

Ama sıkıntı olmaz diyenleri asla dinleyemem...

Türkiye’nin Suudi Arabistan, Katar ve Azerbaycan dışında tek dostu kalmaz...

Rusya mı?

Asya mı?

Çin mi?

Bilemem...

Bildiğim tek şey, AB – TC ilişkileri çok iyi olmalı... Şartları da belli kavgayla olmayacağı da!

İki fıkra

Bir Türk, bir Ermeni ve bir Kürt; bir başka Türk’ün bahçesine girip, meyve çalarken mal sahibine yakalanmışlar...

Bahçenin sahibi Türk, önce Ermeni’yi yanına çağırmış, “Sen Müslüman da değilsin ulan, niye girdin bahçeme?” deyip dövmüş...

Sonra Kürt’ü çekmiş... “Ulan sen Türk değilsin, niye girdin bahçeme?” demiş, O’nu da dövmüş...

Sıra Türk’e gelmiş...

“... Ulan, biri gayr-ı Msülim, öteki Türk olmayan biriyle neden işbirliği yapıp gelip bahçemde hırsızlığa giriştin?” demiş, O’nu da dövmüş.

Dayak yiyen üçlü kapı önünde “neden dayak yedik?” sorusuna yanıt aramışlar...

Türk ve Kürt, “Ermeni’nin dövülmesine izin vermeyecektik” kararına varmış!

--*-*--

Fransa’da Arap kökenli bir çocuk, ilkokula başlamış... Öğretmeni, ilk gün adını sormuş... Çocuk, “Mahmood” demiş... Öğretmeni, “o nasıl isim, sen bir Fransız’sın, adın bundan sonra Frans olsun” demiş... Çocuk eve gitmiş. Annesi, “Mahmood, Mahmood” çağırıyor, bizimki hiç bakmıyormuş... “Neden cevap vermiyorsun?” diye sormuş annesi... Çocuk anlatmış:

“Öğretmenim benim Fransız ve adımın da Frans olduğunu söyledi”.

Anne, oğlunu pataklamış...

Biraz sonra babası işten gelmiş... “Mahmood, Mahmood” çağırmış. Bizimkinde yine ses yok...

Babası, “neden cevap vermiyorsun oğlum?” demiş... Çocuk, annesine verdiği yanıtı babasına da vermiş ve annesinden gördüğü muamelenin iki katını babadan görmüş...

Ertesi gün yüzü gözü mosmor, okula gitmiş!

Öğretmeni, “Frans, bu ne hal?” diye sormuş...

Çocuk yanıtlamış:

“İki Arap’tan feci dayak yedim!”...

(Bu fıkralar, Sırrı Süreyya Önder’den çalınmıştır.)

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.