Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

05.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Ak Parti yanlısı bir yazı!

Çok sevgili bir dostumun eşi rahatsızlandı... KKTC'de bir hastanemize gitti...

Kocası, baygın haldeki eşini özel aracıyla hastane acil servisi önüne götürdü... Panik halindeki adam, güvenlik görevlileri ile tartışmak zorunda kaldı... Kimse kadınla ilgilenmedi, "Arabanı çek kardeşim" muhabbeti ile uğraştı sadece...

Bu arada, kadına, ameliyatı için "Gel dışarıda yapalım" teklifi falan geldi... Sadece bir kaç tahlil için bin 500 TL talep edildi.

Kadının TC vatandaşlığı da vardı. Kadın yıllardır Türkiye'ye gitmemişti... Bir gitti. Hastaneye hayran kaldı. Üstelik hastane, küçük bir ilçe hastanesiydi...

Herkes randevulu... Nefis bir sistem...

Kadın, yollardan, bayındırlıktan, temizlikten bahsediyor; hastaneyi ballandıra ballandıra anlatıyor...

Efendim, propaganda mı yapıyorum ben şimdi?

Kadının söyledikleri doğru değil mi?

Gelin, en derinine girelim ve "Türkiye Hükümet, neden kendi ülkesinde yaptıklarını bizde yani KKTC'de yapmadı?" sorusuna bakalım...

Çıkamayız içinden...

Efendim, Ak Parti, Türkiye'yi çok değiştirdi. Bankacılıkta, eğitimde, ulaşımda, ticarette, sanayide, dev inşaatlarda, yollarda, sağlıkta inanılmaz adımlar atıldı...

1986 yılında Ankara'da bir veya iki tercüman vardı. Üniversite yıllarımın ilkinde, Türkiye'de kot pantolon yoktu... Yabancı marka sigara yoktu...

Türkiye alkolünü içen ölüyordu. Zehirleniyordu...

Ve vatandaş bu noktaların tümünde gözle görülür - elle tutulur şekildeki yükselişe bakarak oy verdi hep.

Kuyruklar vardı eskiden, hastanelerde de bakkalların önünde de...

Şimdi yok.

Evde bakım sistemi, yaşlılara bakım sistemi, çocuklara bakım sistemi geldi...

Vatandaş bunlara bakıp sandığa gidiyor. Bu yüzden 2002'den beri hep Ak Parti kazanıyor...

Ve bütün bunların benle hiç alakası yok... Bana küfretmeyin... İnsanların beklentilerini aşağılamadan, meseleyi inceleyin...

Efendim, Erdoğan diktatör... Erdoğan oğlunu başkan yardımcısı yapacak... Erdoğan şu, Erdoğan bu... Ayakkabı kutularında paralar, darbe senaryoları...

Vatandaş, ekmeğe ulaşmanın kolaylıklarına bakıyor bunlara değil.

Vatandaş eğitime - sağlığa bakıyor...

Efendim, "Bunlar dinci"...

E bunu hiç karıştırmayın çünkü vatandaş da dinci... Dinine bağlılık dincilikse, evet dinci...

"Devletin olanaklarını kullanıyorlar, uçaklar hizmetlerinde... Helikopterler de"...

Vatandaşın bu da umurunda değil...

Hastanede sıra derdi bitti, ilaç derdi bitti...

Vatandaş buna bakıp mutlu oluyor...

Irak'ta ve Libya'da, Saddam ve Kaddafi dönemini bilenlere sorun, "Evet demokrasi yoktu ama..." diye başlayan cümleler kurulur...

"Erdoğan tek adam" olacakmış, Türkiye'nin yarısının hiç umurunda bile değil... Demokrasi, Türkiye'de mesele değil... Çünkü zaten Erdoğan tek adam...

Bunları neden mi yazıyorum?

Gerek Türkiye'de gerekse bizim küçücük ülkemizde; çok küçük bazı "Elit" gruplar, yukarıda bahsettiğim cinsten vatandaşları "Yok" sayıyor...

Ve bu yüzden seçim kaybediyor...

Bu yüzden yazmak istedim...

Efendim, elbette onaylamadığım, asla onaylamayacağım Ak Parti tavırları, Erdoğan zihniyeti de söz konusu olabilir... Vardır da...

Ama ben seçmen değilim...

Seçmen olanlar mutluysa, beğeniyorsa, onaylıyorsa ve oy veriyorsa, saygı duyarım...

Seçmen mutluluğu, "Olmadığını iddia ettiğiniz" demokrasinin ta kendisidir...

Üniversiteler göz bebeğimizse...

KIBRIS muhabirlerinden İsmail Volkan, harika bir haber hazırladı...

İsimlerini ve kimliklerini açıklamak istemeyen yabancı bazı öğrencilerle görüştü...

Eğitim dünyamızdan bazı isimlerle konuştu ve dünkü manşet haberi hazırladı...

KKTC'de üniversiteler para kazanmak için öğrenci almak zorunda... Bu bir gerçek...

Ama dikkatli olmak da kaçınılmaz...

Sayı artsın ama sayının artması ile kalite düşecekse veya sayı artarken kalite yerlerde sürünecekse ya da şöyle diyelim; sayı artarken, kalite hiç artmayacak ve yerinde sayacaksa; bir gün bu sektör buuuummm diye patlayacak!

Başımıza giyeceğiz...

Peki ne yapmak lazım?

Birincisi, acenteleri aradan çıkaracaksınız.

Öğrenci başına komisyon ödemekten uzak duracaksınız...

Yalana başvurmayacaksınız...

Reklam ve tanıtım tabii ki yapacaksınız ama propagandadan uzak duracaksınız...

Evet; öğrenci sayısı 93 bin oldu...

Ev kiraları kazandırıyor...

Komisyoncular kazanıyor...

Hem de ciddi paralar kazanıyor...

Üniversiteler de kazanıyor... Kayıt parası alıyorlar çünkü... Ve çocuklar okula gitmediği için hizmet de vermiş olmuyorlar...

Fuhuş kontrol dışına kaçıyor.

Suçlar artıyor ve çeşitleniyor.

İnsan kaçakçılığı, köle ticaretine dönüşen çirkin bir noktaya geliyor; insanlık utancı oluşuyor ve en çok da yarın o birgün bunu başımıza giyme olasılığımız yükseliyor...

KKTC'de üniversite sektörü çok ciddi bir sektördür. Bizim için çok önemlidir. Hayatidir. Ayakta kalmalıdır.

Bunun için de sayıyı artırma felsefesinden, kısa dönemde köşe dönme zihniyetinden, ticaretten uzaklaşıp kaliteye ve gerçek anlamda eğitime asılmalıyız.

Brexit İngiltere'yi sıkıntıya sokacak

İngiltere'de neden Brexit kararı alındı?

Çünkü İngilizler, burnu bayağı havada, son derece ırkçı bir millettir...

Göçmenlerin ülkelerine gelmesini hiç istemediler...

Kendi ölçülerinde, paylaşmayı zul saydılar...

Çok büyük bir hataydı Brexit...

Ve şimdi bedelini çok ağır ödemeye hazırlanıyorlar...

Kıbrıs'taki Üsleri ve Cebelitarık konuşulmaya başlandı.

AB, boş durmuyor...

Kıbrıs'taki Üsler, AB toprağı değildi...

Şimdi, AB Komisyonu, üyeleri Kıbrıs'ın bu üsleri talep etmesini gündeme getiriyor...

İspanya ve AB, Cebelitarık'ı talep ediyor...

Bunlar, ufak - tefek siyasi oyuncuklar...

İngiltere'nin gücü, AB dışında kalmaya yetmeyecek...

Büyük pişmanlık olacak...

Yabancı işçiye, yabancı yatırımcıya; daha doğrusu AB'li çalışan ve yatırımcıya, İngiltere'de kalmaları için "Rüşvet" bile teklif edilecek...

Böyle düşünüyorum...

Umarım yanılırım...

İntikam!

Çok başarılı bir işadamı Las Vegas'ta bir hafta sonu geçirmiş... Nesi var nesi yoksa kumarda kaybetmiş...

Sırtında bir gömlek, kıçında affedersiniz pantolon kapı önünde sıralı taksilerden birine binmiş...

Durumunu taksiciye açıklamış. "Hiç param yok ama kimliğimi, kredi kartımı sana bırakayım, yemin ederim işe döner dönmez sana paranı göndereceğim" demiş...

Taksici, "15 doların yoksa in aşağıya" diye kızmış.

Adam çaresiz inmiş. Otostop çekerek havaalanına zar zor yetişmiş. Uçağa binip kaldığı kente gitmiş.

İşleri çok iyi gitmiş. Tam bir yıl sonra yine Vegas'a kumara gelmiş. Bu kez çok da para kazanmış.

Kapıdan çıkmış, bizim taksici 20'inci sırada...

Adam, en öndeki taksiciye yaklaşmış, "Havaalanı ne kadar?" diye sormuş.

Taksici, "15 dolar efendim" demiş...

Adam taksiciye, "Ben sana 20 dolar vereceğim ama takside giderken bir ara durup, bana bir oral seks yapacaksın" demiş... Taksici kızmış, kabul etmemiş...

Adam, aynı soruyu 19'uncu taksiciye gelinceye kadar tekrarlamış. Taksiciler hep kızgın şekilde reddetmişler... Kimse bizim adama ağzını kullanıp cinsel zevk vermeyi kabul etmemiş. Üstelik de beş dolara...

Ve sırada 20'nci taksici...

Adam, taksiciye hiç bir şey sormamış. Arkaya oturmuş. "Havaalanı lütfen" demiş...

Öteki 19 taksicinin yanında geçerken da baş parmağını havaya kaldırıp, hepsine "Tamam" işaretini çakmış!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.