Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

25.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Anastasiadis'in 2018 seçimlerinin en etkili propaganda aracı Barbaros'tur!

Şu bir gerçektir; Anastasiadis kesinlikle acele etmiyor.

Aceleye hiç ihtiyacı yok...

Rum basınına göre son zamanlarda her davete gidiyor, davet olmadığı zamanlarda da birçok örgütü başkanlığa çağırıyor, onlarla gülümseyerek konuşuyor; mesela hemşirelere maaş zammı falan yapıyor.

Yani, Başkan Anastasiadis, çözümü değil, şu anda ilk sırada yeniden seçilmeyi planlıyor.

Belki seçime kadar da müzakereleri uzatmayı hedefliyor...

Tüm gelişmeler de işine yarıyor...

Kendi toplumu karşısında kesinlikle kötü duruma, zor duruma düşmüyor.

Mesela Cenevre görüşmeleri kesildi, kime yaradı?

Anastasiadis orada ilk avantajı elde etti...

Kesinlikle suçlayanı olmadı...

Sessizce sıyrıldı ve akabinde, ELAM'ın saçma ENOSİS kutlaması teklifine Akıncı'nın haklı tepkisi, yine Anastasiadis'e zaman kazandırdı.

Ve Anastasiadis gerek bu teklif ve gerekse bu teklife Türk tarafının verdiği tepki nedeniyle de zarar görmedi.

Hatta, akabinde AKEL ve DİSİ tarafından bu kararın bir şekilde bertaraf edilmesinde de "akil ağabey" pozundaydı.

Yine zaman kazandı...

Anastasiadis'e, Türk tarafı, özellikle de Türkiye kanadı çok ciddi avantajlar sağlıyor.

Tabii ki Akıncı aracılığıyla...

Örneğin dört özgürlük meselesi...

Türkiyeli vatandaşlara tıpkı Yunan vatandaşları gibi haklar verilmesi talebi...

Efendim bu talep bizce haklı olabilir.

Bence saçma bir talep ama "biz" derken, Türkiye ve Akıncı'dan bahsetmiştim...

Bence olmasa da, "dönüşümlü başkanlık" bizce yine haklı bir talep olabilir.

Ama her ikisi, Anastasiadis'in müzakerelerde "sözlü olarak kabul edebileceği" ancak yazılı anlamda toplumunun önüne asla götüremeyeceği meselelerdir... En azından şu anda öyledir.

Toprak tavizi miktarı da öyledir.

Mülkiyette ilk hakkın kimde olacağı meselesi de...

Türk ordusunun varlığı ve pozisyonu da...

Hele Barbaros var ya Barbaros...

Gemi canım!

O gemiye dev gibi bir Anastasiadis posteri assalar, bu kadar propagandasını yapamazdı başkanın!

Gemi, resmen Anastasiadis'in seçim kazanması için yüzüyor!

Şöyle söyleyelim, yazımıza da başlık olsun:

Anastasiadis'in 2018 seçim kampanyasının en etkili propaganda aracı Barbaros'tur!

-*-*-

Anastasiadis zamana oynuyor.

Seçime oynuyor.

Ve kaybedecek hiç bir şeyi yok...

Çözüm geciktiği zaman, Rum toplumunun, Türkiye'nin de kaybedecek hiç bir şeyleri yok.

Yunanistan meseleyi umursamıyor bile...

Şu anda Kıbrıs Adası batsa, Atina'dan dönüp bakan tek kişi olmaz bile...

Peki mesele uzadıkça ve çözülmedikçe kaybeden kimdir?

Bir tek biziz!

Yani Kıbrıslı Türkler.

Kıbrıs Türk toplumu...

-*-*-

Peki neden?

Eskiden Denktaş, ardından Talat, akabinde Eroğlu ve şimdi Akıncı, "Çözüm olmazsa KKTC yoluna devam etmeciler"...

Oysa işin gerçeğini onlar da biliyor.

Ama Dünya'nın neredeyse bütün uyuşmazlıklarında görev almış müzakereciler endamıyla, "çözüme daha çok ihtiyacımız olduğunu söylersek elimiz zayıflar" havası basıyorlar...

Blöf yapıyorlar!

Oysa hem karşıdaki oyuncu net elini görüyor; iki yedilimiz bile yok; hem de nefes almakta dahi zorlanıyoruz...

-*-*-

Çözüm olmazsa, yolumuza devam ederiz diyorlar ya; çok merak ediyorum, madem o yol çok güvenli ve çok sağlam; neden müzakere ediyorsunuz ki?

Bırakın kardeşim!

Rumlar bizim peşimizden koşsun o kadar refah içindeysek!

Gelsinler, narenciye nasıl satılır, nasıl kalitesi yükseltilir gösterelim!

Gelsinler, devlet hastanesi nasıl olur görsünler!

Hatta bir kaç hafta sonra gelsinler; özel doktor - devlet doktoru birbirini nasıl öldürür ona şahit olsunlar!

Ölüm demişken; gelsinler; kadın nasıl katledilir öğretelim!

Hele O Rum Dışişleri Bakanı gelsin, Körfez Arap ülkelerinde, dernek - örgüt başkan yardımcıları ile nasıl görüşülür anlatalım!

Gelsinler,liman görsünler!

Mağusa'ya baksınlar, beğenmezlerse, Girne'de hem turizm hem tarihi limanımız var!

Nasıl oluyor da o dalgalara dayanıyor; iman gücümüzü anlasınlar!

Tarihi eserlere nasıl bakım yapılacağını gelsinler anlatalım!

Spor ambargosu mu dediniz?

Haşaaaa; olimpiyat komitelerimiz bile var, gelsinler, hiç iş yapmayan ve asla yapamayacak olsa da bu komitelerin nasıl kurulduğunu, nasıl toplantılar yaptıklarını anlatalım...

Ya da, insan dışkısı içerisinde yaşam projemizden bahsedebiliriz...

Bir, bilemediniz iki yıl sonra, Girne'de kanalizasyon yollara taşacak! Ve moka bata çıka yaşayacağız! Gelsinler, nasıl dayanıklı insanlar yetiştirdiğimizi anlasınlar!

Yollarımız pırıl pırıl...

Her bir sürücümüzü çukura düşmesin diye nasıl slalom ustası yaptık; makinistler ve lastikçiler de kazansın diye, kasten yolları çukur bıraktığımız projeyi anlatalım...

-*-*-

KKTC kendi yoluna devam edecek!

Herkes bunu söylesin, anlarım ama son seçim kampanyasını yakından izlediğimiz Akıncı'nın bu noktaya gelmiş olması, umudumuzun Girne olduğu gerçeğinin yüzümüze vurması halidir.

Umudu Girne olanın burnu moktan çıkmaz!

Bitmiş bir kent...

Bitmiş umutlar...

Öyle bir şey işte!

-*-*-

Lütfen "KKTC kendi yoluna devam eder" meselesinden vazgeçin.

Hiç devam etmedi.

Şu anda etmiyor...

Gelecekte de etmeyecek!

Ya çözüm, ya da çözüm...

-*-*-

Haaa ne mi yapmak lazım?

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının dört özgürlük meselesi, AB'nin işidir...

Toprak, derhal Maraş'la mümkün olduğunca iadeye başlanmalıdır...

Verilmeyecek toprağın tazminatının nasıl ödeneceği konusunda anlaşmaya varılmalıdır.

İlk söz hakkı, mülkiyeti elinde tutandadır...

Geldiniz, aldınız beyler... Sizin değil... Duygusal bağ, bunca yıldır içindeydim demeyin...

Kısacası, çözüm istiyorsanız, ki istemek zorundasınız, ya verin, ya bırakın!

***

Öteki yazıya ektir!

Müzakerelerde hemen her hareketimiz, Anastasiadis'e yarıyor.

Neden?

Öteki yazıda da bahsettik, Anastasiadis, müzakerelere değil, yeniden başkan seçilmeye odaklanmış durumda...

Şimdi, öteki yazıda bahsettik ya, DİSİ ile AKEL, ELAM'ın daha önceki ENOSİS kararını bertaraf eden bir yasa çıkartmıştı.

DİSİ'nin hazırladığı bir yasaydı.

Anastasiadis o yasayı imzalamadı.

Bekletiyor.

Bir iddiaya göre, "Akıncı umarım yeniden masadan kaçar" beklentisi varmış...

Şimdi buradan okudunuz, başka yerlerden de eminim okumuşsunuzdur veya okuyacaksınız; evet Anastasiadis o yasayı imzalamadı.

Şimdi, bizim hükümet gaza gelecek; "vaaaay aha imzalamadıydı, zaten biz söylediydik, bu yasa, ötekini kaldırmıyordu" baskısını yapacaklar.

Akıncı, çekilecek.

Anastasiadis rahatlayacak!

Kıbrıs oyunu devam edecek.

Maaşlarda ve örtülü ödeneklerde kesinti yoktur; duyurulur!

Yani, bu müzakereler tamamen bıktırmış durumda.

Duymak bile istemiyorum artık.

Öylesine uzaklara gitmek istiyorum ki, gazetesinde, televizyonunda "Cyprus, Kıbrıs, Kypros, Κύπρος, Zypern, Chipre veya Kîpros diye bir kelime görmeyeyim...

***

Çocuk kandırmak hiç kolay değil!

O söz eskidendi; "çocuk mu kandırıyorsun?"…

Bu sözün hükmü yok artık...

Çocukları kandırmak imkansız...

Zamane çocukları cin gibi maşaallah!

Neyse, fıkra bu ya...

Bir gün çocuk ve annesi sokakta yürümektedirler.

Sokakta yürürken yol kenarında sevişen iki köpek görürler.

Çocuk annesine “anne bunlar ne yapıyor?" der.

Annesi "üsteki köpeğin ön ayakları kırılmış alttaki köpek onu hastaneye götürüyor" deyince çocuk, hemen yorumu patlatır:

"Vay anasını! Ne kötü dünya bu dünya! Bak hem yardım et hem sevsinler iyi mi?"

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.