HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

12.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Baf'tan bombalara

Baf'ta ikinci gün... Cumartesi... Dünkü yazıda da bahsettim...

Kuzey'deki tarihi eserleri ve Güney’dekileri kıyaslayamazsınız...

Güney’de Vuni, Soli yok...

Bufavento, St. Hilarion, Kantara, Girne, Mağusa Kaleleri yok...

St. Sophia - pardon Selimiye yok!

St. Nicholas - pardon Lala Mustafa Paşa Camii yok!

Apostolos Andreas ve Apostolos Barnabas bizde!

Apostolos Mamas bizde!

Pantelemion bizde... Çamlıbel'de...

Ve daha da sayabiliriz aslında...

Kısacası, tarihi, dini açıdan en eski kiliseler bizde... En kaliteli kaleler, eski şehir kalıntıları bizde...

Bizdekiler 100 olarak kabule dilse, Güney’de 10 yok!

Sahiller bizde... Manzara da bizde...

Son 10 - 15 yılda turistik mekan kalitesi de ciddi kalite yükselişi yaşadı...

Ama biz gerçekten çok başarısız olduk...

Dün bir gazetemizde manşet haber çok ilginçti... 42 yılda 39 turizm bakanımız olmuş!

Ne ilginç değil mi?

Bunca bakan demek ki sıfır başarı noktasında!

Elbette hepsi çabaladı!

Elbette hepsi iyi niyetle iş yapmaya çalıştı!

Ama ulaşımda sıkıntı vardı...

En önemlisi siyasi açıdan arıza söz konusuydu!

İşte o siyasi arızadır benim kafayı taktığım!

Mesele, "ben devlet kurdum" meselesi değildir...

KKTC gibi, yarın sabah beş tane kurayım size...

Biri tanımayacaksa, gelmeyecekse, gelemeyecekse, uçak konamayacaksa, turizm işe yaramayacaksa, ürettiğiniz satılamayacaksa, e siz ne iş yaptınız 42 yılda?

Sadece hamasetle uğraştınız!

"Bağımsız devletimiz oldu" falan diyor bazıları...

Hatta bazıları, "yaşantımız kurtuldu" gibi çok çarpıcı savunmaya çekiyor meseleyi!

Oysa, sıfır başarı...

KKTC'nin ilanı, birçok ambargo ve izolasyonun kesin sebebidir.

Bunu bile itiraf edemedi kimse.

Bin çeşit mazeret üretildi ama Kıbrıslı Türkler tüketildi.

Kıbrıslı Türkler tüketilirken de trene bakar gibi seyredildi!

Sesini çıkaranlar da çok rahat ekarte edildi!

Ki asıl mesele de bu terbiyesizlikti!

-*-*-

Neyse, dün sabah geri döndüm...

Baf - Limasol - Lefkoşa...

Çalıştığım için çok erken yola koyuldum...

Alaca karanlık öncesi...

Yani 150 kilometre falan...

Hiç durmadan, hiç kırmızı ışık bulmadan, hiç çember görmeden Baf çıkışı - Lefkoşa girişi bir saat 10 dakika en fazla... Arabanız az iyiyse, sabahın da köründe, bomboş yola çıkarsanız, lamarina yani tam gaz gayet rahat geliyorsunuz... Ama giderken, üç buçuk saat harcamıştım...

Ne mi anlatıyorum?

Abi, Baf - Limasol - Larnaka - Lefkoşa birbirine; bizden 30 yıl önde yollarla bağlı!

Veya şöyle söyleyelim, ülke yolları, yol çizimleri, yol güvenliği, ışıklandırma, tabelalandırma gibi konularda tam 42 yıl gerideyiz...

Biz 1974'te kaldık!

Onlar, 2016'da!

Ayıbı yok bunun, gidip göreceksiniz...

-*-*-

Cuma KKTC saati ile 13.00 gibi yola çıkmıştık ki Kermiya Kapısı'nı geçer geçmez saat 12.00 olmuştu... Dün Güney saati ile 07.00'de Baf'tan ayrıldım... Güney saati ile 09.00 gibi KIBRIS Medya Grubu binasındaydım ki saate bir bakım, 10.00... Bu da farkımız! Suudi farkı da diyebiliriz, Başpiskopos farkı da! Neyse, sıkıntı yok...

Cumartesi çok erken uyumuştum...

Dinlenmek maksadıyla...

Sabah da erken kalktım, ne gazete, ne haberler, ne televizyon, ne radyo, ne internete baktım.

Dünya ile ilişkimi, Cumartesi akşamüzeri kestim, dün sabah KKTC saati ile 10.10'da Dünya ile ilişki kurayım dedim; hay lanet olsun, hay o ilişkiyi kurmasaydım!

Türkiye'mizde yine bomba... Yine ölen insanlar...

Gerçekten yüreğim dayanmıyor...

Çok günah yahu. Çok gereksiz. Çok anlamsız. Çok üzücü...

İki muhteşem dinlenme gününün arkasından, stresle başlayan bir gün...

Bu bombaların, bu ölümlerin Türkiye'nin işine gelmediği açık.

Kavga, savaş ortamının bitirilmesi lazım...

Siyasi tansiyonun aşağıya çekilmesi lazım.

Daha önce de yazdık...

Türkiye'nin her türlü felaketi, bizim de felaketimizdir...

Acı, acımızdır...

Ve en önemlisi kriz, krizimizdir.

İnsani açıdan üzüntülü; siyasi açıdan da stresliyim.

Kıbrıs sorununu olumsuz etkilememeli... Bu açıdan da bencilim...

Lütfen bir şeyler yapın!

Sendikal Platform, 14 Aralık Çarşamba ve 16 Aralık Cuma günleri Lefkoşa’daki kamu işyerlerinde tam gün grev yapacak.

14 Aralık’taki greve DAÜ-SEN ile DAÜ BİR-SEN de Gazimağusa’da Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde katılacak.

Tıp-İş 14 Aralık Çarşamba gününden itibaren acil durumlar dışında Sağlık Kurulu raporlarını imzalamayacak.  Sendika üyesi doktorlar 16 Aralık’ta tam gün grevde olup acil durumlar dışında tabiplik hizmetleri vermeyecek.

Sendikal Platform, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı’na soruşturma açılması yönünde hazırladığı metni, Cumhuriyet Meclisi’nde muhalefet partilerinin imzasına sunacak.

14 Aralık Çarşamba günü kazada hayatını kaybedenler için kaza yerinde anma yürüyüşü gerçekleştirilecek.

Eylemler ve grevler, herkesin, özellikle de çalışanların hakkı...

Ancak bir tek takıldığım nokta var, o da, bu eylem ve grevlerin tek sebebi olarak ortaya konulan "ölümlü kazanın", sadece bu hükümetin sorumluluğu olmadığı konusudur...

Son 42 yılın tamamı, kazaların, yol güvensizliğinin, sürücü eğitimsizliğinin, denetimsizlik laçkalığının sebebidir.

Sendikal Platform'a göre, "... Söz konusu trafik kazası sonrasında halkın tepkisini yığınsal olarak sokaklara taşıdığını, sorumluların halk önünde hesap vermesini talep ettiğini, ancak hükümetin toplumsal öfkenin son bulması adına hiçbir adım atmadığını" savunuyor...

Sorumluların halk önünde hesap vermesi nedir?

Yani işte takıldığım nokta buradadır...

Evet, tüm 42 sene sorumlu... Ama bu hükümet istifa etsin, hesap kapatılacak mı?

Yani bizim meselemiz üzüm yemek midir yoksa şu anda bağı çalıştıranları asmak mıdır?

Bu bağ taaa baştan zehirli... Üzüm yenmiyorsa; bağdan üzüm yemenin yöntemini bulmak, beş ayda bir hükümet değiştirmek midir?

Hayır, bu hükümet istifa etmesin.

Çünkü, yeni hükümet, yeni masraf, yeni hava, yeni gaz, ve aynı isimler değil mi?

Bakın, CTP ile UBP mi koalisyon kuracak?

UBP'den aynı isimler yine bakan değil mi?

CTP - DP - Bağımsızlar mı kuracak?

DP kanadından bakanlar yine aynı!

Bir tek başbakan değişince, yol güvenliği mi sağlanacak?

Haaaaa, evet hükümet sorumludur.

Bu hükümet, bence, kesinlikle saat konusunda "adım atmalıdır"...

Adım atmalıdır ki, "hiç bir şey yapmadı" nın da önü kesilsin.

Daha önce de yazdım; kış saati uygulamasına geçilecek.

Çözüme mutlak destek verilecek ve hem UBP hem de DP'de, en şahin kesimlere dahi, çözümün, ilerleme olduğu anlatılacak.

Değilse... Olmazsa... Bu yapılmazsa...

Evet, saatler geri alınmaz, Çarşamba - Cuma ve bir sonraki haftalarda grevler, kavgalar devam ederse...

-*-*-*-*

KKTC'de karmakarışık hayat!

Türkiye'de gidişat berbat!

Gelecek ne yazık ki çok sakat!

Aman ey ahali, biraz dikkat!

Heyhat!

Demeyin sakın "Söylemedi" Serhat!

Lütfen uyumayın rahat!

Olmayın bu kadar inat!

Haydi hükümet, bir adım at!

Kapkaranlıktır saat!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.